Kuzey Kıbrıs’taki seçimler – Ulus Irkad

Must read

ulusHafta sonu, Pazar günü, 28 Temmuz tarihinde, Kuzey Kıbrıs’ta genel seçimler oldu. 2009 yılında hükümete gelen UBP (Ulusal Birlik Partisi) hükümeti maalesef dört senede ekonomik ve sosyal olarak bir yıkım yarattığı, Kuzey Kıbrıs’taki kamu mallarını özelleştirmek için birçok yanlışa imza atmış ve yüzlerce insanı da işsizliğe ittiği için daha ilk başlardan itibaren prestij yitirmişti. Kuzey Kıbrıs’ın tek havayollarını özelleştirerek Türkiye’nin özel havayollarına pazar yaratmış, bunun yanında halkın vergileriyle yapılan koskoca Ercan Havaalanını da özelleştirerek sorunlara sorunlar katmıştı. Kıbrıs Türk Havayolları özelleştikten sonra burada çalışan iki yüzden fazla çalışan bir anda kendilerini sokakta buldular. Bu insanlar yaklaşık bir yıla yakın eylem yaptıktan sonra maalesef tekrar devlet işine alınmışlar ama çoğu asgari ücretle işine başlamış oldu. Dört sene içinde Kuzey Kıbrıs halkını ağır vergiler ve de hükümetin keyfi politikalarıyla ezen eski hükümet, maaşların sabitleşmesi, vergilerin yükselmesi ile halkı adeta kâbuslar içinde yaşattı. Halkın gelir seviyesi de oldukça düştü. Açlık sınırı 1200 TL civarındayken yoksulluk sınırı da 3000 TL’nin yukarısına erişti. Seçimler öncesinde kurulan geçici hükümette, Kuzey Kıbrıs tarihinde ilk defa bir hanım Başbakan hükümete Başbakanlık yaptı fakat son bir hafta içinde petrol fiyatları birkaç kez zamlandı. Zaten son on senede maaşlarına zam alamayan Kuzey Kıbrıs İnsanları, UBP sayesinde adeta yoksulları oynamaya başlamıştı. Geçici hükümet sırasında konan zamlar ise ekonominin Türkiye’ye bağımlılığının ne kadar kötü etkileri olduğunu ispat etti.

 

KUZEY KIBRIS’TA SORUNUN KAYNAĞI

Kuzey Kıbrıs’ta sorunun kaynağı aslında Türkiye’nin 1974 yılından beri giderek artan tahakkümü ve buradaki insanların serbest iradelerinin çeşitli vesilelerle engellenmesi ve sırf burada siyasal irade gerçekleşmesin diye devamlı Ankara’dan yönlendirilen nüfus pompalanması. Öyle bir durum ki, seçimlerde artık etken olan Türkiye kaynaklı nüfus oluyor ve Ankara da direk veya indirek taleplerini burada yerine getiriyor.

Kıbrıslı Türklerin değil Ankara’nın istedikleri yerine getiriliyor bu ülkede. Yani referandumla Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye’ye bağlayalım deseler Ankara o işi de istediği gibi yönlendirebilir. Her şeyiyle kuzey Kıbrıs’ı Ankara’ya bağlayan siyasiler ise ele mahkûm, bu statükoya boyunlarını uzatıyorlar. Onuruyla burada oynatılan oyuna karşı çıkan mevcut reel partilerden hiçbir siyasi yok maalesef. KKTC denilen yapı sadece buradaki mekanizmasıyla gücünü alması gereken Kıbrıslı Türk nüfusun aleyhine dönmeye başlayan bir çark haline gelmiş. İşte bu yapı içinde gidildi seçimlere. Seçimlere katılımın yüzde altmışlarda olduğu ilk anlarda Yüksek Seçim Kurulu tarafından bildirildi. Yüzde kırk nüfus ise boykota yönlendi ve amaç da bu yapıyı protesto etmekti. 1974 yılından beri oynatılan hükümetçilik oyunu, AKP’nin de Kuzey Kıbrıs’ın iç işlerine burnunu sokmaya başlamasıyla daha da içinden çıkılmaz bir durum halini aldı.

 

BÜYÜK ORANDA BOYKOT SEÇİME DAMGASINI VURDU

Büyük oranda seçmen kitlesinin bu seçimlerde sandığı boykot ederek seçimlere katılmaması seçimlerde adeta şok etkisi yarattı. Bu arada seçime katılan seçmenler ki daha kesin olarak bir sayı verilmiş değil, sandığa gidip de oyunu yakan büyük oranda seçmen kitlesi de var, şu anda yüzde 60’larda gösteren katılım oranına göre; seçimlerde birinci parti olarak Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), ikinci Parti olarak geçmiş iktidar dönemi partisi Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve yine Serdar Denktaş’ın Partisi Demokrat Parti’nin (DP) de üçüncü parti geldiği söylenmektedir. Yine Toplumcu kurtuluş Partisi’nin (TDP) de en az yüzde 6 oy kapasitesi ile iki milletvekili çıkardığı söyleniyor. Birleşik Kıbrıs Partisi ise; barajın altında kalarak hiçbir milletvekili çıkaramadı.

Seçimlerde büyük oranda boykot yapılması ve bunun bayağı yüzde 30’ların da üstüne çıkması, meclis dışında olan YKP gibi partilerin de oldukça etkin olduğunu gösterdi. Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) eski TKP’nin (Toplumcu Kurtuluş Partisi) sol sosyal demokratları ve Türkiye’deki Kıbrıslı ‘Kurtuluş’ ve ‘Dev Yol’ sempatizanlarının kurduğu demokrat ve devrimci bir parti.

Boykotçuların önümüzdeki günlerde Türkiye’nin protokolleri yürürlüğe konursa, bu protokollere karşı boykot cephesi ile bayağı geniş bir cephe kuracakları da ortaya çıkmaktadır.

Meclis dışı solun bu başarısı, Kuzey Kıbrıs’ta statüko partilerinin her zamanki gibi korkulu rüyası olacağını ortaya koymaktadır.

(sesonline.net yayınlanan yazısı)

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article