Kusura bakmayın! – Özkan Yıkıcı

Must read

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Bir yanda radyom açık açıklanan hükümet listesinden belirlenmeye başlayan vekil adayları isimleri okunuyor: Öte yanda internet sitesinde okuyacak makale aramaktaydım. Aday listeleri olsun gerekse hükümet makamcılar olsun, arada bildik isimlerle rastlaşmak kolay oluyordu. Hatta resmen gözleri Ankara’dan alacakları ışıkla koltuk sevdalı partilerde düne kadar AKP “eleştiricilerinin” şimdi birden vekil kul hesabıyla AKP icazetli makam duruşuna geçtikleri kulağıma çarpan isimler oluyordu. İnternet sitesinde ise Türkiye’deki direnişle dünyaca oluşan tepkiler ardı ardına sıralanıyor. Erdoğan ise kükrüyor ama her denilenin ardında hemen yanlışı kanıtlanan garip politik süreci izliyorum. Özelikle “solcu” olup aslında sisteme teslim olup AKP uzantılı “Liberal solcuların” düştüğü travma ile bizde sol görülüp AKP icazetli koltuk noktasında olan gerçeklerle karşılaştım. Tamda buna yönelik bir başlık ararken, birden Mustafa Sönmez’in “Kusura Bakmayın” adıyla başlayan makale başlığı birden bana aynisini ama sadece Erdoğan bölümünü çıkartarak gerçekleri vurgulama imgesi olarak aklıma yattı. Böylelikle birçok kesime uzanacak ve buraya derslerle Yüzleşmeyi getirecek başlık ortaya çıktı: “Kusura bakmayın”!

Türkiye’de günlerdir olaylar yaşanıyor. Olay demekten öte, devletin resmen saldırganlıkla baskıyla sokaklara saldırdığı, medyaların nasıl yalaka kul olduğu tutumunun sergilendiği, psikolojik hareket simgesini yeniden yaşamda gördüğümüz, siyasetçilerin bir dediklerinin hemen sorası yalan çıktığı akışkanlıkla yaşıyoruz. Dahası; Dezenformasyon denilen kuramın “Allah’ına” tanık olurken, kullanılan şiddet ve yapılanlarla çoğunun ezberi bozuldu. Hele de AKP yönetimine inciler dökenler, “ileri demokrasi” diyenler, ekonomik mucizenin simgesi yapanlar, durmadan Ortadoğu modeli veya bölgesel güç istikrarı propagandası yapanları adeta şaşkına çeviren gelişmeler yaşadık. Düne kadar AKP eksenine yapmadıkları övgüler kalmayan kesimler şimdi şaşkın! Elbet sermaye kesimleri şaşkınlık sorasında seçeneklerini yavaş yavaş dilendirmeye başladılar. Çünkü Erdoğan’ın artık kontrolden çıkması ve yıpranıp hükmünü yitirmesi sonucu yerine yeni dizayinleri hazırlamaya başladılar. Bundan dolayı Erdoğan’ın tutumları yanında sokak direnci ve kitlesel tepkiler Türkiye eksenli evrensel sermaye kesimleri ayar yapmada seçenekler oluşturmaya başladılar. Unutmayın; Türkiye iki binler krizinde emperyalist sistem Kemal Derviş ve AKP seçenekleri piyasaya sürüp AKP ve ordan Erdoğan iktidar olduydu.

Yine anımsatalım: AKP iktidar olurken ve ona teslim koltuk sevdası Kuzey Kıbrıs’ta başta Mehmet Ali bey ve CTP girerken, o zamandan beri olayı ben net olarak hep yazdım. Yine Haklı çıktım ama alacaklı değilim… Şimdi dönüp yeniden eskilere takılmayalım. Şuanda Türkiye’de AKP saldırganlığı ve direnişler sürüyor. Tehditler ve siyasal rezil oyunlar devam ediyor. Erdoğan ve AKP o denli ikiyüzlü saydamlaşması yapıyor ki valisi Gezi Parkı gülücükleri yayarken, sokaktan parka biber gazları yağıyordu. Tedavi yaptı diye Cami imamın başına gelmemiş kalmazken, buna psikolojik propaganda adına “Camiye bira şişeleriyle girdiler” yalanını medyalardan yüksek ses frekansıyla yaydılar. En son parodi mizahi dahi sızlatacak düzeyde. Erdoğan kendi atadığı kişilerle sokaktaki direniş adına görüşme yaptı ve kullaştırdığı medyalarla propagandasını yaptı. Elbet yutan yutuyor.

Bunları uzun uzun tekrar yazmaya gerek yoktur. Fakat şu vardır: Ülkemizde düne kadar özelikle AKP karşıtı gibi görülen bazı kişiler hatta meclise girip eylem yapanlar şimdi AKP teslimiyetçi ve izin bekleyen partilerden vekil adayı olarak karşımıza çıkıyor. Onun için “Kusura bakmayın” diyorum! AKP olayına ve ülkemizdeki dinselleştirme kültürleşmesine karşı çıkıp “kadına yapılacak olanları, eğitme verilen dönüşün yıkımı, külliyesinden okuluna getirilen tahribatları” sıralayan bazı kişiler şimdi karşımızda AKP icazetli ve onay bekleyen partilerden vekil adayı oldular! Hani Türkiye’de AKP’leşen eski solcu yeni “Liberal solcu” olup sermayenin sözcüsü olan kişiler gibi: Şimdi nasıl ki onlar Erdoğan’a daha yumuşak konuşma yavaş sesleriyle ama sokağı “marjinallerden, vandallardan dıştalanın” öğütleri veren ve çirkin ibretlikle izlediğimiz figürlerin ne yazık ki aynisini burada yaşıyoruz. Boşuna değil; Türkiye’de onca olay olurken ve Amerikan Beyaz saray dahi artık uyarmak zorunda kalıyorken, Bizdeki izin bekleyen partilerden “tıs” çıkmıyor. Ama irsen bey daha hızlı davranıp İstanbul’daki AKP mitingi için uçak kaldırtma hareketine girdi. Buna dahi ses çıkarmadılar. Hatta dün AKP için dediğini bırakmayan bazı şahıslar şimdi aday olup vekil sürecine girdiği için dün  dediklerini belek kaybına koydular. Kolay değil: Vekil olunacak ve Erdoğan iktidarda kalsa onay alınıp beklide koltukçu olunacaktır!

Hiç Duydunuz mu aday seçimlerinde veya parti şovlarında şöylesine “Türkiye’deki Taksim direnişini selamlıyoruz” sözlerini? Elbet duymadınız. Ama şunu fısıltı veya resmi olmayan konuşmalarda bolca duydunuz: “AKP bizim hükümet olmamıza karşı değildir”! Şimdi ekleyelim: Türkiye direnişini dünya konuşup destek verip Erdoğan’a yakın olanlar dahi onu eleştirirken, Dün AKP faciasından söz edenlerin bizde gıkı çıkmaması anormal değimli? Yarın kalkıp Türkiye bizi anlamıyor derseniz ne kadar anlamlı olur! Herkesin konuşup öngörüler sıraladığı Türkiye’yi ilhak parçalısı Kuzey Kıbrıs’ta konuşulmaktan kaçınılıyorsa, ne demeli? Oysa tamda ortak buluşma ve bazı tehlikeleri işaret edilecek zamandır. Dün Türkiye’yi susarak ama bize dokununca yine bazıları dışında susanlar, şimdi yine susuyor. Âmâ yarın “Kadın haklarımız, din bizi kuşatıyor, yasaklar çok acıtıyor, Kıbrıs Türkü tükeniyor” laflarının hiç anlamı kalmayacak. Hele geveze yapmakla gazetecilik yorumu sunanlar iş Türkiye’ye gelince “Onların içişi deyip” elinin tersiyle itenlerin, burada işbirlikçilikle yapılanları yüksek nükteli sesiyle eleştirme hakkı varmış? Türkiye’de sınıfta kalan medya dersini kaç bizlik ekran aldı acaba?

Kusura bakmayın: Bazı kişiler veya kesimler artık sosyalistlik veya şunun bunun haklarını konuşma yüzleri kalmadı. Bunu Türkiye direnişindeki tavırlardan

Tutun burada yapılan siyasal vekil tercihlikle zaten kanıtladılar. Hele saray sevdalı gözlerin bakışıyla söylenen saçmalamalar konuşulmaya değmez bile!

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Demir tavında dövülür – Ulus Irkad

1957 yılında emeği ve sol mücadeleyi savunan Kıbrıslıtürk ilerici ve sol aydınlar Kıbrıs’ta iki toplum arasındaki bölünmenin çok yanlış olacağını, savaşmak ve kan dökmek...