Korona salgınından Libya’nın okunmayan sayfalarına – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Politika krizi, sisler içinde debelenip duruyor. Açıklanan bilgilerden gerçek ile yalanı ayıklamak önemli tutum haline geldi. Yetmezmiş gibi yaşanan gerçeklerin bazen hiç açıklanmayarak yok sayılması, açıklandığı anda hangisinin doğru veya yanlışını anlamanız için de mutlaka önemli konu hakında birikiminizin olması şarttır. Bunu hiç uzağa gitmeden anlamak kolaydır….

Aylardır tüm dünyada olduğu gibi adamızda da salgın Korona dönemi yaşanıyor. Pandemi de deniliyor. Üçken gibi deyişik gerçeklerin sıkışmışlığında el yordamıyla neyin olduğunu anlamaya uğraşıyorum. Son günlerde Korona salgını veya KOvit 19 hastalığı oldukça tırmanışa geçti. Fakat, acı olan, kitlelerin ister alışma nornmaliğine girmesi, ister se umursamadan bilinsizce davranması olsun, sonuçta salgını yönetmesi gereken develtlerin de deyişik yetersizliklerinin olması, salgının yayılırken dahi gereken bilimsel duruşun sağlanamamasıdır. Hele de K. Kıbrıs; bu konuda örnektir. Hani tam tersiyle algı oyunu yapılıp “başarılıyız” denilen yalanın da ta kendisine tanık olduk. Neyse konumuz bu ikilem deyildir.

Korona gerçekten tırmandı. Fakat, deyişik tutumlar ve kültürleştirilen duruşlar vardır. Güneydeki rakamları en azından net olarak “yalandır” pek diyen yok. Sadece, oldukça yükseldiği söylenip kabulleniliyor. K. Kıbrısta ise tam bir dağılmanın hastalık algısına yansıyışı yaşanıyor. Kimi inanıyor gibi davranıyor, kimisi umurunda deyilken, bazısı da tıpkı öteki konularda da oluşan gerçeklikle burada da inanmadığını söylüyor. Üstelik, yöneticilerin ayni demeçte dahi çelişme gerçekleri her gün anlatılıyor. Şu sözler kulaklarda hep çınlıyor: “ne diyorsunuz yahu, test var da yapmıyormuyuz. Ne diyor bu kadın”…. Sonra ayni şikâyetçi dönüp makamında “ gayet güzel başarılı şekilde yönettik” söylüyor. Hele şimdi saraya taşınanın bir dediği ötekini hiç tutmuyor. Son kendini cumhur görürken ötekine  şikayet ederken “olmayınca Cumhurbaşkanıma söyledim” deme gafı yenir yutulur gibi deyildir. Ama, önemli kitle gayet güzel münasip şekilde kabulendi.

Üçkenin üçüncü ayağı Türkiyede ise işler başka bir tat veriyor! Son olarak Tabipler odasının üstüste açıklamalarıyla bakanlığın ilan etiği verilerin yanlış ve eksik olduğunu söyledi. Öyle ki sadece istanbulda ölenlerin resmi açıklanan ölümlerin üstünde ollması önemli soru işaretlidir. Ta baştan, Uluslararası sağlık kuruluşu dahi Türkiyedeki verileri inanınır bulmuyordu. Son olarak TELE 1  bu çelişkiyi ve “yalanlara teslim olmama” adına yapılan bakanlık açıklaması kendi ifadesiyle vereceğini söyledi.

Türkiyede gerçekten Korona salgını oldukça tehlikeli döneme geldi. Fakat, şu çelişki hep yaşandı ve yaşanacak gibidir: Rakamlara dahi inanılınmıyor. Tetbir tetbir denmesine rağmen de yönetimin insanları suçlayıp ve yasaklar koyarak bunu gizleme tutumu olduğu inancı oldukça yaygın. Hele herkesin çevresinde yaşananları da anlatınca…

Kısaca, Kovit salgını oldukça yaylıyor. Klasik kapitalist durum yeniden yansıdı. Kocaman sağlık sektörleri başarısız olurken, yine de ceplerini dolduruyor. Kamusal sağlığı uygulayan yerlerde daha başarılı sonuçlar alındı. Ekolojik yıkımın ve kapitalist krizin sarmalayıp beslediği Korona, oldukça tehlikeler saçmaya devam ediyor. Bu Kapitalizmin sömürge ve eşitsizliklerle, sermaye karı da eklenince, darmadağın bir dünyanın resmi çekilmektedir.*****

Aslında çok yazmak istediğim Libya ile alakalı son birkaç gelişmeye de deyinecem. Zaten, Libya tuhaf bir siyasal cendereye sokuldu. Türkiyenin hem de müdahale ve nifus alan kavgasına girmesine rağmen, ayni şekilde Libya haberlerinin yasaklanması gibi paradoksal tuhaflık da var. Sırf Libyadan ölen birini yazdılar diye beş gazetecinin davası devam ediyor. Türkiyenin Libyada olması dahi resmi açıklama dşında haberler yasak.

Libya baharı fazla sürmedi. Türkiye müdahale ile İngiltere ve ABD desteği ile bazı başarılardan sonra ve bazı anlaşmalarla bir tarafın yanında durdu. Fakat, libyanın geleceği görüşmelerine gelince, Türkiye kamuoyu sesizleşti. Askeri başarılarla övünülürken, birden kesinti oluştu. Oysa Libyada görüşmeler başladı. Önce ateşkes ilan edildi. Sonra Tunusta görüşmeler devam dedni. Sonuçta geçen hafta Libya üzerinde önemli anlaşma yapıldı. Önümüzdeki yıl seçimler olacak.

Toplantılarda Türkiye yok. Tıpkı öncekilerde olduğu gibi. Üstelik anlaşmalarda, Libyadaki yabancı askerlerin ve milislerin de çekileceği ilkesi var. Yani Türkiyenin taşıdığı cihatçılarla, kulandığı askeri üstlerden Türkiye çekilecek. Bunun hakında da tıs yok. Oysa, deniz anlaşması, petrol işdahı ve girişilen politik mücadele dalgası fırtınaya dönüşüp, eleştirilenler hapse gönderilirken, birden herşey kesildi.

Belli ki libyada yeni döneme doğru gidiliyor. Türkiyenin desteklediği Sarafın Mısırla görüşmesi de ilginç Fakat, masada Türkiye yok. Türkiye medyasında konuyla alakalı birkaç kanal dışında bilgi de verilmiyor. Libya seferinde birşeyler oluyor da katılıp taraf olan, asker gönderen, cihatçı taşıyan, gemilerle silah aktaran Türkiye şimdilik masada yok.

Bu gibi konular belli ki ilerde çok konuşulacak. Şimdi, anlaşmayla Libya seçime gidiyor. Yabancı askerler çekiliyor. Bazı iç ayarlar da gerçekleşiyor. Bunlar elbet hep bıçak sırtında ilerleniyor. Katılan çok ve memnun olmak da biraz zor. Süper güçler, Akdeniz ülkeleri Arap şehleri hepsi Libya üzerinden yeni dengelerde yer alıyor. En belirli olan, Türkiye şimdiden onca askeri girişime rağmen masada yok. Yapılan anlaşmaların da kamuoyuna sunma da olmuyor. Bunun devamını izleyerek yazacam.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

6,007BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,117TakipçilerTakip Et
47AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları