Kamu sisteminden benlik bir örnek ibreti – Özkan Yıkıcı

Must read

Belli ki önümüzdeki günlerde adı “reforum” konularak, kamu sistemi epey tartışılacaktır. Tam da ben emekli olmuşken, artık takınılacak travma kalmamış demişken; birden şu acı sözü dudaklarım döktürdü: “Meyerlim daha yaşanacak çok acı gerçekler varmış”! Emekli olurken, sistem son acı şakasını da bana yaptı. Yetmezmiş gibi, emekli olurken dahi,; son terfimi de vermeme adına, aklınıza gelmeyecek uygulamalar, yine ilk defasını bana yaşatıyorlar. Gerçekten kamu çalışma dönemim, resmen sistemin hep ilklerine tanık oldum. Direk ben yaşayarak, “yaşanamaz* imkansızdır” denilecek nevarsa, hemen hemen hepsini yaşadım. Acemilikler, cihaletler, yetki sarhoşluğu, karşıt siyasi görme, engeli insanlığı tüm yaşama endeksleme düşüncesi; hepsini yeri geldikçe ya dayre, ya kamuhismeti komisyonu veya bakanlıklar tarafından hep ben üzerinde uygulandı. Daha vahimi; insanların birkısmına da bunların “normalmiş” algısı da yaratıldı. Memleket yetkinin gücü ile doğruyu da özdeşleştiği noktasında olma gerçeği de; benim en haklı olma ve yapılanın utanç kelimelerini aratmasına rağmen; sistemin uygulamasını da savundular. Kısaca; başlarken hep ilkerle olumsuzluklar listesine başlayan ben; sonlandırırken de bizat Kamuhizmeti komisyonlu onayla, yine bir ilk utancı da madur olarak yaşadım.

Dedik ya: gelecek günelrde kamu olayını “reforum” ile çok konuşacağız. Tam da böylesi bir alanda hazırlık yapılıp, eklektik yasa ile meclis yolunda provalar yapılırken; ben emekli çıakrken, son tokatı da terfi olayında resmen göstere göstere yedim. Hem dayağı, hem de madur olmanın kılıfı da yasa kondu! Olayın özü şu: geçen yıl ekim ayında dayrenin terfi münhaleri açıldı. Ben de başlangıçtan beri hep madur edilme gerçeği ile, kapzaması sonucu başvurdum. Genelde açılan münhal sonrası, işler yolunda gider se; birkaç ayda sınav yapılır. Ama dedik ya: ben hep ilkleri yaşıyorum*  Nitekim brakın ayları; sonbahar geçti, kış gelip vurdu* Yeni yılın baharı da geçip, yaza ulaştık. Hep izledik ve sorduk. Sadece “tamamdır” diyenler le bir şeylerin döndüğü gizemlerle birlikte karmakarışık karşılaşmalar oldu. Sonuçta Temuzun 30  günü sınava çağrıldık. Kafam karıştı… Çünkü 31 Temuzda da emekli olacaktım. Neyse; kuşku ve sorular,sonuçta yine alehime döndü.

Sınav öncesi komisyona baştan beri bana yapılan tüm ayıpların olduğu, bana bedel ödetildiği ve şimdi de daha baştan sınavı çok geç yaparak,yine bedel ödetilip madur edildiğimi vurguladım. Kendi elerinde yetkilerle bunu normal yapma şansı ile yine bahanelerle kağos üretip, bir ilk utancı daha yaşatma ikilemini de uzun uzun anlatım. Ama dedik ya; bizim yapılar sadece siyasal yandaşlı değil, bazen acemilikler, bazen yanlış yorumlama ve bazen de kendi yanlışlarını yetki ile ötekine kesme uygulamaları oldukça boldur. Nitekim doksanlarda dayre katrosu ünüversiteli içerirken, ben de ünüversiteli olup kendi atadıkları halde, benim başvurumu kabul etmediler* Ancak; akademik karyeri tutmayan sayın partiliyi, sınav yapmadan boş katroya yetki ile doldurdular! Şimdi de çoktan çağırmaları gereken sınava çağırmayarak, 30 <<Temuzda sınava alarak, sonra da kendilerine has bahanelerle geçikmeyi de bana fatura ederek, terfiyi vermediler. Bukadar basit bir tutumu, karmaşıklaştırıp maduriyet yaratmada dayre, bakanlık ve kurum adeta yanlışlar yumağı ile beni yine terfi almadan daha düşük ücret ile ikramiye almaya mahkum yaptılar. Üstelik her zaman verdiği kararlarla sgandalar yaratan savcılık da buna hemen yönetimi koruma adına yardımcı oldu.

Şimdi eldeki olanakları kulanıp ülkenin kısgaçlı düşüncesinden hukuki çıkış yolarını zorlamaktayım. Bakalım sonuç çıkacak mı? Belli olan; yine terfi günü emekli öncesi olarak ilk çalışan kişi olup sistemin utanç belgesinin de sahibi oldum. Doğrusu bu denli sorunları bana çalışmaya başlamadan önce sorsalar; ben de gülerdim! “bukadarı da olmaz” derdim! Fakat başkası değil, Aziz Nesinlik roman veya Nasredin Hocalık fıkralarla dolacak eserlerin yaşamda kanıtları ile benim üzerimde yaşandı!

Şimdi başta Tufan dostuma uyarı olarak sorracam: Normal terfi açılan münhali dahi uzatarak sorun yaratıp bunu kolama adına yasal kılıflarla yetki kulanan yapıda; neyin reforumu olup da bunlara daha çok yetki verilip sorunlar çözülecek? Şimdiden çok önemli uyarı: Ben baştan beri şu performans ilkesine karşıyım. Nedenleri de hep yeri geldikçe yazdım. Ancak ikinci yanlışı da performans uygulaması ile sistem yaptı! Performans uygulamasının nasıl yapılacağını doğrudürüs bilen yok. Keyfi ve yetkiyle karşılıksız rasgele yapılmaktadır! Benim dayremin Performans konusunu yazsam; Tiyatrocu arkadaşım Yaşar Ersoy çok güzel bir Kabare eser çıkarır.

Bu yazım da benlik oldu. Belli ki kamu dendikçe uygulanan utançları daha da yazacam. Sanırım emekli olurken dahi son şakanın acıtan gerçeği herkese bir şeyler anlatmaya yetecek kadar netdir! Bir sınavda oyanalarak ve tam da beni kapzayıp kapzamama gününe getirmek, sonra da eklektik yasalarla konudan sıyrılmak da iyi marifetdir! O  yapı ki yeri geldi OTÜ diplomasını kaybedip yine müracat kabulenmeyerek yandaşı atayan kararları da zamanında aldı! Şimdilik konu burada kalsın. Bakalım yarın geriye kalan kurumlar ne diyecek! Ya haber bulamayan Gazeteler, ekranlar nasıl ilgi gösterecek?

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article