Hava basanlar – Aykut Bektaşoğlu

219

Ağzı ‘laf’ yapan çakma ‘muhaliflerimizden’ bahsediyorum… Kendine Müslüman’lardan…

  • Amerika’daki evsizler hakkında görüş bildiremezler. Bildiremezler derken, o insanların dertlerine ortak olabilecek tavırlar, duruşlar geliştiremezler. Bunun, onlar için zerre kadar önemi yoktur. ‘Neme lazım Amerika’nın Sokak Adamından’ diye düşünürler.
  • Ortadoğu göçleri sırasında, Akdeniz sularında korkulu rüyaları yaşayan insanları konuşmaktansa, araba fiyatlarını konuşmak, yaşı gelmiş oğluna ceza olarak araba almama meselelerinden bahsetmek daha keyif vericidir bizim ‘Kısa film kahramanlarımıza’. Ya da, en ilerisi, hükümetin yapmadığı maaş artışları konusunda sitem ederler, ‘isyanlarda’ bulunurlar…
  • Nükleer silahlarla ne kadar çevrelenmişiz? Kim müsaade ediyor? Neden engel olmuyoruz? Kimin ülkesi bu dünya?

Bizim ‘Kısa Film kahramanımızın’ ilgi alanı dışında.

  • İlkokulda okurken, birinci tenefüste tartıştığı diğer çocuğu hemen dövmez. Ama korkutmaya çalışır. İkinci tenefüste ona ‘göstereceğini’, yani onu döveceğini, bağıra çağıra söyler. Gerçi ikinci tenefüste de dövmez. Dövmez fakat ileriki zamanlarda anlatacağı dolu dolu bir kabadayılık hikayesi olmuş olur.
  • Entelektüel değil ama kefelerine, entel bir ortam görüntüsü verir. Böyle daha çekici olduğu, daha sosyal bir duruş olduğu kanısındadır.
  • Hiçbir dünya ezileni ile ilgili, herhangi bir riske girmeyi aklından bile geçirmez. Enayilik sayar.
  • Buna rağmen sorsanız; toplumun büyük çoğunluğuna, kendi duruşunu, solcu ya da düzene muhalif olarak tabir edebiliyor…
  • Bunların çoğu ‘anti militarist’, fakat hayatının en detay mahremlerine kadar, özgür sivil toplum değil de zaptiye yöntemleri marifeti ile idamesinden yanadır. Yani, başka türlüsünü hayal etmez. Zoruna gider.
  • Sokakta, dilenen çocuğu aşağılar. Aşağılarken, aslında çocuğa değil de ailesine kızgın olduğundan bahsederek, ‘Bilge’ tavrını gösterir çevresine.
  • Nasıl olsa güvencesi var. İster çocuğu aşağılasın, isterse de kadını. İsterse de aç sokak yaşayanlarından nefret etsin, ‘Kıbrıs Meselesi’ var ya, bu konuda, ‘Anlaşma’ istiyorum dedi mi?, en büyük ‘Düzene muhalif’ sayar kendini. İlerici olur!
  • Türkiye konusunda en ciddi tavrı, ‘Hangi hükümet olursa, bizim meselemize, yani şu ‘Anlaşma’ meselesine daha ‘Menfi’ bir etkisi olabilir acaba?’dır. Yoksa Türkiye insanının ve diğer ülkelerin insanlarının gelecekleri bakımından, ne olursa daha güzel şeyler olabilir? Konusunu düşünmenin bile varacağı yer, koskoca bir ‘Bana ne’dir, onun kafasında.

Şunu söylemeliyim ki, utanmaca sıkılmaca yok. Çok net. Asıl sorun, sensin. Yoksa öyle kendinden menkul bir sorun yok. Mesele başka…