Gericileşme ileriye yönelik iki örnek Polonya ve Arjantin – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Dünyada son koşullar bize önemli tehlikelerin de işaretini veriyor. Emperyalis Çağdaki krizler, uygarlık aşmazı, ekolojik yıkım ve bunlara bağlı siyasetin yönlenişi konusunda, önemli örnekler sergilemektedir. Bunlar, devlet biçimleri ile direk yönetim şekline de geliyorlar. Gööçmen müllteci boyutu batı avrupada yeni faşizmin önemli idolojik aygıtı ve kitlesel potansiyel alanına gelipn iktidarlara doğru ilerleyip devlet biçimine dek gelirken; uygarlık krizi, yönetememe ve tıkanma sonucu, Katolik dünyadan islami bölgelere dek uzanan coğrafyada da gericilikle birleşerek yine yeni faşizmin başka besleme idolojik kaynağı haline geldi. Bunlar bir noktada yoğunlaşıp keskin örneklem acıtılığına geldi. Nasıl ki batı dünyasında göçmenlik sorunu yeni faşizmin ırkçı birikimine katılıp idolojikleşip kitlesel desteğe dönüştüyse, başka ülkelerde de gericilikle dini bağdaştırıp yine faşizmin koşullarının besleyici aracısı oldu. Bunlar genelde kadın hareketlerinde de görülüyor.

Sosyalist hareketlerin genel gerilimi ile birlikte boşalan boşlukta tek tek ezilenler örgütlenip paydaş mücadelesine girdiler. Bunlardan birisi de kadınlardır. Faşizmin yükselmesi ve özellikle de dinsel olguların ağırlıklı olan hareketlerde, ilk bedel ödeyen de kadınlar oldu. Tacizlerden tutun seks köleliğe dek birçok sömürgesel ve şidet alanının kurbanları oldular. Fiziksel baskılar da işin cabasıdır. Buna “hukuki faşist” olguları daa eklediler. Nitekim, benzerini adamızda da yaşıyoruz. Onca teknoljik gelişmelere karşın, dinsel olguların yerleşmesi, gericiliğin hakim kılınma kültürü sonucu, tacizler ve cinayetler kadınlar üzerinden eşitsizliğin de sonucu olarak artı. Tarikatlardan diyanete varan idolojik bakışlar, kadına bakışı da gericileştirmeğe yetiyor. Buna rant aşkı ve cinsiyeet de eklenince, seks köleliği veya ticareti de sektörel olarak kurumsallaşıp sermaye birikim halini aldı. Bu yerel konuyu yeri geldikçe işleyeceğiz.****

Son dönemde, yeni faşizme bağlı olarak kurumsalaşan veya gericileşme adımlarana bağlı kadın konusundaki gerçekler oldukça sırıtmaya başladı. İki ülke deyişik açıdan önemli. Polonya, hem de AB üyesiylken, Katolik kilise etkinliğinin siyasete dek  etkilemesinin sonuçlarını yaşıyor. İktidara gelen ve muhavazakar faşist dinsel parti geldikten sonra, birçok faşist uygulama yanında, kadana yönelik yasalar da geçirdi. Bunlardan birisi de kürtaj yasasıdır. Kilisenin dayatması, Katolik inancın da kullanımıyla belirli kitlesel destekler de sağlandı. Parlementodan geçirildi. Kadın örgütleri direndi. İnanılmaz sokak protestoları yaptılar. Fakat, yetmedi. İktidarı alan, hem de AB koşullarında seçim kazanan faşistler Kadınlar üzerinden de politik uygulamalara geçti. Kürtaj, kadınlar bakımından önemliydi. Gerici bakışın örneğiydi. Kültürel idolojik önemi vardı. Gerici ortaçağın bakışıydı.

Kadınmlar direndi. Fakat, tıpkı öteki konularda olduğu gibi faşizmin devlete gelişinin özünü yakalamadıkları için, şimdi devlet yönetimi ile kadınlar ikilemine dek gerileyen mücadeleyle karşı karşıya kaldılar. Gericilğin kültürel idolojik bakışı, sonuçta kürtajı da hukuklaştırıp yasakladılar. Polonyalı kadınların direnişinin, K. Kıbrıst<a  onca kadın örgütü tarafından duyulmaması da ggayet normal halde gelip geçti. Çünkü, bu konunun haber olup tartışılması demek, buradaki gelişmelerin de tehlikesinin farkedilmesi demekti. Resmi medya gayet güzel rolunu yaptı.****

Bir başka örnek ise tersinden uygulandı. Arjantinde son seçimi kazanan Fernandes sol görüşlere ahipti. Savunduğu ilkelerden birisi de kadın eksenindeydi. Öyle kotalı şaşavatlı laflar deyild. Arjantin de Katolik kilisesinin girdabındaydı. Yine kadınlar her yönleriyle oldukça acılar yaşadılar. Hele iç savaştaki kaybettikleri evlatlarının haykırışı dünyayı sarstı. Fernandes, kilisenin tüm direnmesine karşın Arjaantinde kürtajı kabul etirdi. Bu Latin Amerika için önemli gelişme. Dikati çken konu sol yapıların kadın haklarında ilerie yönelik adımlar atarken, sağ ve muhavazakar kesimlerin de kadını ikincil gören köleleştirme yasaları çıkaran anlayış olduğu anlaşılmaktadır. Din kurumlalarıyla kadınlara hak vermek isteyenlerin oldukça çatışdıkları da kesin. Arjantin ve Polonya bu bakımdan iki çelişkili örnektir. Fernandes güçlü olan kiliseyi öteleyerek, kadın hareketleriyle birleşerek kürtajı kaldırdı. Ayni zamanda, pandemi için zenginlerden vergi katgısı da almaya başladı. Böylelikle dünyada dinsel gericilikle kadın hakları alanında gerileme olurken, Arjantin gibi sol yöneliş devletlerde de ilkler olumlu anlamda yaşandı. Bu farkı iyi kavramak şart.

Şimdi Polonyalı kadınlar kürtaj için başka Avrupa ülkelerine gitmek zorunda brakılırken, Arjantinli kadınlar da ülkelerinde kürtaj yapma yasalığına kavuşular. Bir önemli genel durum da şu: salt tek tipli mücadeler yetersiz kalıyor. Bunlar ortak siyasal bütünleşmeyle hedefleşip başarıya uğlaşır. Polonyada gerçekten kadınlar direndi. Önemli mücadeleler verdi. Mücadeleleri genel politik örgütlenmeyle bütünleşemediği için de yenildiler. Arjantinde yıllardır mücadele veriliyor. Bazı başarılar da alındı. Fakat, kürtaj olyayı dahi Fernandesin sol anlayışla demokratikleşme hamleleriyle birlikte ancak kazanıldı. Bu iki farklılık bu nedenle önemlidir. Dikate alınmalıdır. Hele de ırkçılıkla dinsel gericlik kuralarında kadın genel deyişimi kkolay kolay sağlanamaz. Kıbrıs deneyimimizle, bizde herşey çağdaşdır lafıyla geçinirken, birden cinayet, tacizler ve gericilik deyerlerle bir kadın profiline doğru gidişe de çoktan girdik. Girdik de acıdır lafazanlıklarla gerçekler hala konuşulmamakta ısrarlı olunuyor. Gericileşirken dahi “zamanı deyil” denmenin kolaylığı da savunuluyor.****

Kısaca, Arjantin ve Polonya: iki ülke gelişmeleri hem kadın hem de genel politik bakış bakımından dikate alınması gereken durumlardır. Talebin dahi sistemsel ile görüntü ayracını anlmak önemlidir.

- Advertisement -
- Advertisement -

Diğer yazıları

5,982BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,079TakipçilerTakip Et
34AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları