Gare Operasyonu’ndan sonra Türkiye – Ulus Irkad

yazarın tüm yazıları -->

Sonucun ne olduğu kesin ve detaylı olarak açıklanmadı ama Türkiye’de bu kadar hamasetin altında Kandil yakınlarındaki “Gare Operasyonu”nda büyük sorunlar olduğu ve diplomasi ile çalışılsa kayıp verilmeyeceği söylenmektedir. Bilinen, bu bölgeye Türk Ordusu’nun bir operasyon düzenleyerek oradaki rehineleri kurtarmak istemesi ama sonuçta bu operasyonun rehin kurtarmak için başarısız olması ve tüm rehinelerin ölmüş olmalarıdır. Aslında daha önceleri bilhassa barış süreci yaşanırken bazı örgütler ve HDP aracı olmuşlar ve PKK’nın elinde bulunan bazı rehineler başlarına bir zarar gelmeden kurtarılmışlardı. Şimdiki Cumhur İttifakı, ki aslında 2014 sonrasında tüm kontrolü eline almış, şiddet taraftarı bir siyaset izleyerek, demokrasi ve insan haklarını koruyan bazı yasaları bile ortadan kaldırarak, çok sert önlemler alırken, Türkiye’yi büyük bir gerilim, şiddet, milliyetçilik ve ırkçı bir kaosun içine sürükleyerek, tüm sorunları şiddetle çözme noktasına gelmişti. Tabi ki ilk zamanlarda bu tip bir politika Türkiye şartlarında çalışmıştı ama artık Türkiye, bu yükselen hamaset ve savaş trendi yüzünden, hızlı bir şekilde kaybetmeye ve ekonomik olarak da gerilerken, savaş, hamaset ve gerilim politikaları da geri tepmeye başlamıştı. Gerçi haber çıkmıyor veya pek fire verilmiyor deniliyorsa bile, gerek Suriye’de gerekse Libya’da pek de olumlu haberler gelmemekte hatta Türkiye’nin oralarda ayak bağı olduğu konuşulmaktadır. Nitekim Ahval Gazetesi’nin son bir İngilizce haberinden öğrendiğimiz, Türkiye, Libya’da barışmasına ramak kalmış iki gücün uzlaşmasını engellemekte ve Rusya ile Türkiye’yi Libya’da büyük bir çatışmanın beklediği şeklindedir.

Türkiye bugünkü yapısı ile arabulucu görevi görerek sorunlara çözüm olacağına taraf olmakta ve tabi ki hem komşularını hem de tüm etkin dünya ülkelerinin etkisi ve desteğini de kaybetmekte ve tepki toplamaktadır. Son Trump sonrasında, Biden Yönetimi de Türkiye’deki Tek Adam Rejimi’ne pek güveni kalmadığını, sadece hareketleri ile değil demeçleriyle de gösterir olmuştur. Türkiye, çevresinde Müslümanım diyerek destek aldığı Birleşik Arap Emirliklerinin de desteğini kaybetmiş, bu arada Katar bile ekonomik menfaatleri gereği, Türkiye’nin karşısındaki blokta yer almıştır. Akdeniz ve Ege’de, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye karşısında konuşlanmakta, hatta Türkiye’ye karşı kuvvet gönderip Yunan Adaları’nda Türkiye karşısında üs kurabilmektedir.

Tüm bu sonuçlar Türkiye’nin kaybetmekte olduğunu ve köşeye sıkıştığını göstermekte. Gare sonrası, “İnsan Hakları Reformu ve Eylemi” açıklayan devlet hala daha muhaliflerin seslerini kısmakta, hala daha en önemli aydınlarını ve yazarlarını hapiste tutmaktadır. Artık “İnsan Hakları Uygulayacağım, ‘İnsan Hakları için Eylem Planı’ yapacağım” şeklinde bildiriler de pek beğeni bulamamaktadır. Yakında kutlanacak Kadınlar Günü için şimdiden kadınlar tutuklanmaya başlanmıştır. Türkiye bu pozisyonu ile güvenilir bir ülke olamamaktadır. NATO içinde olmasına rağmen Rusya’dan füze alıp bunu NATO içinde tartıştıran ve en güçlü ABD ile tartışma ve çekişme yaratan Türkiye artık güvenilir bir ülke olmaktan da çıkmıştır. ABD-New York’ta Erdoğan aleyhine bilbordlar sergilenmekte, “Erdoğan’ı Durdurun” denmekte, Tek Adam Rejimi en etkin dergilerde bile eleştirilmektedir. Bunun tabi ki Türkiye’ye ekonomik maliyeti de önümüzdeki süreçte büyük olacaktır. Hatta şu anda “Türk Lirası” yeniden döviz karşısında kaybeder duruma gelmiş bulunuyor. Bir ülkeye yatırım yapacak olan yatırımcı öncelikle o ülkede demokrasi ve İnsan Hakları ile istikrar beklemektedir.

Türkiye süratle demokratikleşmeli ve yasalarını, normlarını totaliterizme göre değil, Açık şeffaf ve özgür bir ülke modeline göre hazırlamalıdır. Olumsuz ve baskıcı politikalar Türkiye’yi gittik sonra zor durumlara sokmaktadır ve daha da sokacaktır da…

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,134TakipçilerTakip Et
55AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları