Dünya narsizmin batağında mı? – Ulus Irkad

Must read

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Geçen hafta bizim yerli kanalların birinde “Çöküş” adlı Hitlerin son günlerini gösteren bir filmi istemesem bile seyretmek mecburiyetinde kaldım. Hitler, kendisini haklı gören, başkalarının haklarını kaale almayan, başkalarının çekeceği acıları küçümseyen, sadece kendinin inandığı doğrultuda hareket eden bir faşistti. Hele hele empati nedir hiç bilmiyordu. Bu tip faşistler, bir savaşı veya bir hareketi yapacağında karşısındakinin ne olacağı, veya sorumluluğunda olan insanların bu hareketten dolayı ne acılar çekeceğini pek düşünmez. Bu nedenden ötürü de Hitler, İkinci Dünya Savaşı’nı başlatmış ve eski Germen İmparatorluğu’nu kurmak için kurduğu güçlü ordu ile ta Asya’ya kadar dayanmayı hayal etmekteydi. Siz ne kadar da güçlü olursanız olun, elinizde tuttuğununuz güç ve insan kaynağı devamlı savaşlarla yıpranır ve başından itibaren kaale almadığınız çöküntü size vurur. Hitler, ordusuna ve kendi milletinin inanç ve gücüne çok inanıyordu. Oportünizm oldukça doruklardaydı. Gelgelelim ki gücün de bir sınırı vardır ve an gelir o güç de gerilemeye ve yıpranmaya başlar. Ülkesinde demokrasiyi ve çoğulculuğu ortadan kaldıran Hitler, halkına da verdiği milliyetçilik gazıyla, karşısında da hiç muhalif bir frenleyici olmadığı için, bir engelle veya soruşturmayla karşılaşmadığından, tüm Avrupa ile en son da Rus Sovyet topraklarında ilerlerken, artık Sovyet topraklarının acımasız soğuk iklimine dayanamayarak, ordusunun gücünü kırdı ve o motorize birliklerle yıldırım saldırıları yapan Alman Ordusu artık bittiği noktada yavaş yavaş gerilemeye başlar. Kayıpları umulmazdır. Alman orduları başka topraklarda savaş verirken, en nihayet savaş ve gerileme onu Alman topraklarına da iter ve artık en son savunacağı yeri başkenti Berlin kalır.

Çöküş filminde en fazla dikkat ettiğim nokta, çöküşün artık Hitler’e de vardığı ve artık son anlarını yaşadığı, intihar edip ortadan kalkmak istediğidir. Sevgilisiyle bir odaya çekilir ve intihar eder. Ölmeden önce Hitler’in taşıdığı sorumsuzluğu ve de halka nasıl değer verdiğini gösteren meşhur sözü ise insanın tüylerini diken diken edicidir:

“Beni bu halk seçti, şu anda ne çekiyorsa kendi seçeneğidir” İşte bu bana göre çok gerçekçi bir sahnedir ve dünyadaki tüm faşistlerin de geleceği bir sonuçtur. Onlar bir millet veya bir toplumu sırtladıklarında, eğer o toplumu mahvetmeye götürüyorlarsa, bunun da sorumluluğunu almazlar. Her ne çekiyorsa, onların yüzünden değil, millet kendi seçeneğinden dolayı çekmektedir. Peki o millete verdikleri milliyetçilik ve güç yayma gazı, emperyal güdü ve ideoloji? Kendilerinin yaptıkları travmalar ve millet kandırmaları?

Aslında tüm diktatörler aynıdır. Onlar narsist benlikleriyle yayılmacı güdülerini etkin duruma getirirken, toplumu hiçbir zaman kaale almazlar. Bu sözleri onların umursamazlıklarını ve sorumsuzluklarını dile getirmektedir.

Her diktatörlük aslında idare etmiş olduğu toplumu da tahrip edip dünya sahnesinden çekip gider. Geriye bırakmış olduğu viraneler ve toplumun yıkılmış hali kalır…

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Demir tavında dövülür – Ulus Irkad

1957 yılında emeği ve sol mücadeleyi savunan Kıbrıslıtürk ilerici ve sol aydınlar Kıbrıs’ta iki toplum arasındaki bölünmenin çok yanlış olacağını, savaşmak ve kan dökmek...