Darmadağın haldeki Haiti – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Onca olay varken, şu Haiti nerden çıktı diye sorup makaleyi okumayacak insanların olacağını tahmin ediyorum. Buna karşılık, son günlerde arada önemli haber gibi sızan Haiti konusundaki bazı önemli olguları bilmek isteyenler de olması mümkündür. Fakat, işin özü şu: dünyanın en fakir ülkelrinden olan Haitinin nasıl olur da zaman zaman onca gelişme arasından sızıp haber haline gelmesi de sorulması gereken sorudur. Yoksul, fakir ve sorunlarla boğuşması bir yana, sık sık dış müdahalelere tanık olan, doğa afetlerinde yerlebir haline sokulan, ülkede güvenliği gerçekleştirmesi için gönderilen B.M. askerlerinin katıldığı çirkin durumlar Haitiyi hep arada dünyanın onca haberinin içine sokup dünyaya duyurtuyor. Son devlet başkanının öldürülmesi olayı ise tam bir Haitinin biriken arşivine uyan gelişme olması da elbet tesadüf olamazdı.

Haiti orta amerikada bir adanın bir kısmı üzerinde bulunan fakir ülkedir. Ancak, ispanyadan bölgede ilk bağımsızlığını kazanan da ülkedir. Okyanusun deniz dalgalarından oluşan fırtınalardan tutun, iklimsel sıcak akımının etkileriyle ülke sık sık doğa felaketleri yaşar. Yağışlarla veya kasırlgaların vuruşlarıyla başkent dahi yerlebir çok defa uğradı. Bir doğa afet ülkesi halindedir. Okyanusun adayı okşarken dahi dalgaların yerlebir ve akıntılarla oluşan tayfunların ülkede felaket yaratan coğrafyasıdır. Yetmiyor, kuzeyinde bulunan dev ABD süper güç ise ikidebir Haitiye müdahale ederek, onu kontrolunda tutmaya çalışıyor. Birkaç defa ablukaya alıyor ve başkanları istifaya zorluyordu. Haitideki darbeler ise Amerikan eseri olarak politikaya müdahale esrumanı haline getirildi. Hat ta etraftan topladığı paramiliter ve mafya kesimleriyle de ülkede iç savaşı tetikleyip yönetim deyiştiriyor. Örneğin, solcu başkan Aristeyi bu şekilde iktidardan uzaklaştırdı.

Başka bir gerçeklik  daha var: Haiti bağımsızlığından beri kendi dinamikleriyle oluşan kurumsal yapısıyla gelişemedi. Fırtınaların vurması dış müdahale yanında içte de oldukça çalkantılar yaşandı. Diktatörlükler, darbeler ve buna benzer yönetim şekileri bolca yaşandı. Faşistinden solcusuna seçimlerle gelenler oldu. Ancak, Haitide iki defa seçilen solcu Aristesin başına gelenler Amerikanın nedenli baskıcı ve kontrolcü olduğunun da kanıtıdır. Nitekim, ABD önerilerini kabullenip, sadece suyun, ulaşımın ve enerjinin özeleştirimemesini isteyen Aristi, toplanan paramiliterlerle veya ikincisinde darbeyle devrilip ülke dışına, ta Afrika kıtasına sürgün gönderildi. Böylesi Haiti gerçekleriyle karşı karşıyayız.

Son olay ise resmen devlet başkanının öldürülmesiyle Haiti gündeme geldi. Hem öldürülmesi hem de sonrası ilginçti. Gelen bir kesimin, hoparetörle ilanla Amerikalı uyuşturucu mücadele kesimi olduğunu söyler. Bu rahatlıkla da başkanı vururlar. Onca korumanın tutumu başka bir kuşku. Fakat, başkan Moyse öldürülmeden önce görevden aldığı başbakan ve yerine başkasını ataadıydı. Öldürülmesinden sonra, görevden alınan başbakan, kendini başkan ilan edip, seçimlere dek yönetimi ele geçirdi.

Moyise başkan olurken dahi büyük tartışmalarla başladı. Seçim sonuçlarının hileli olduğu nedeniyle epey protesto yaşandı. Unutmadan, tüm olumsuzluklara karşın Haiti halkı protestolarla tepkilerini hep ortaya koyuyor. Bu başlangıçla balşlayan başkanlık seçim sonu özellikle yeni parlemento seçimleri üzerinden yeniden tırmandı. Başkan, erteleyerek ve başkanlığı da devam etirme tavrıyla ülke yeniden protestolarla kaynadı. Pandemi bahanesiyle yeniden seçim ertelemek isteyince, ayaklanmalar isyana dönüştü. Bunun üzerine eylül ayında seçimi kabulendi. Olaylar dinmedi. Sonuçta çalkantılar devam edince, başbakanı deyiştirmeye yeltendi. Ömrü tamamlamadan vurularak öldürüldü.

Klasik otoriter Haiti siyasal sayfalarından birisi yaşandı. Tek bir önemli katgıyla, tam da dibindeki Amerikanın şimdi hangi tavrı alacağı önemlidir. Üstelik tam da bölgenin doğa afetleri dönemine de gireceği süreçte gerçekleşti.

Abd Haitiyi hep kontrolde tutut. Orada ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durmasını hep engeledi. Tekelerin cirit atığı her kirli yapının ülkede görev bekler gibi etrafta dolaştığı ülkedir. Aristi olayı gibi ufak sol görüşlü adayların kazanmasına dahi tahammül edilmiyor. Birkaç defa direk Haiti ülkesine girildi. Kuşatma anbargolar da uyguladı. Bir anlamda Haitinin geri kalıp kendine bağımlı olmasının bağlarını yerleştirdi. Bu koşullarıyla da ayaklanan halk ikilemiyle de Haiti sık sık siyasal olaylarıyla dünya gündemine gelmekten geri kalmıyor.

Haayiti olayı bize gösterdi ki sömürgecilikle yaşam yeni sömürgecilikle taşlanınca, bu ülkelerin kendine gelmelerini hep birileri engeler. Buna uluslararası kılıf dahi geçirirler. Haiti müdahalelerinde hele de sol başkan döneminde Güvenlik konseyinin de günahı ne yazık ki çoktur.

Kocaman okyanusun dalgaları. Bölgesel kasırlgaların yıkımı ve dibindeki kocaman ABD ile Haiti yaşamaya çlışıyor. Halkın direnci de devam ediyor. Bakalım son başkan vurulması sonrası yapılacak eğer demokratik seçimde seçki ne tarafa olacak? Şimdiden başknanın cinayeti yapma şekli dahi ülkenin basit çok yönlü resmini çizmeye yetiyor.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,157TakipçilerTakip Et
58AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları