Çerkez Ethem, komünistler ve kutsal isyan – Ulus Irkad

Must read

ulusTürkiye resmi tarihinde, Çerkez Ethem bizlere hep hain olarak gösterilmiştir. Hatta Kurtuluş Savaşı sonlarında Yunan Birliklerine sığındığı ve hainlik yaptığı da yazılmaktadır. Fakat son zamanlarda Hasan İzettin Dinamo’nun Kutsal İsyanı’nı okuyunca (5 cilttir), olayın böyle olmadığı, Çerkez Ethem ve süvarilerinin aslında sol devrimci sosyalistler olduklarını ve Mustafa Kemal ile gerek savaş konusunda gerekse siyasal ideolojik olarak ayrı düştüklerini ortaya çıkardım. Resmi tarihten farklı olarak “Kutsal İsyan” adlı kitabında Dinamo bizlere şunları söylemektedir:

“Hakkı Behiç, Hacı Şükrü, sonra Tokat mebusu Nazım beylerin sol düşüncenin biricik süngü gücü olarak düşündükleri, ele aldıkları Ethem beyle Kuvayı Seyyaresi, Mustafa Kemal’in gözüne diken gibi batmaya başlamıştı. Ethem bey, bal gibi komünizme sürüklenmiş, kendisine Yeşilordu’nun gerçek başbuğu olarak bakılmaya başlanmıştı. Şu sırada Yeşilordu sözcüğü salt bir perdeydi. Onun arkasında gerçek komünizm örgütü gelişmekteydi. Ethem beyin, bütün ayaklanışları yıldırım hızıyla bastırması, onu birdenbire Türkiye’nin en büyük askeri durumuna yükseltmişti…”(Aynı kitabın beşinci cildinden,sf.378).

Artık ordu içinde de sol ideolojik tartışmalar başlar. Bu Mustafa Kemal’i elbette korkutur çünkü kendisi ulusalcı, ulusal değerlerde, ulusal sınırlar içinde bir ülke arzulamaktadır. Bu ulusal devletin de ona göre tek bir kimliği vardır. Türk kimliği…İşte telaşın büyüklüğünü gene aynı kitabın 379. Sayfasından şu şekilde okumaktayız:

“Mustafa Kemal, Yeşilordu’yu ameliyat masasına yatırmaya karar verdikten sonra, bir akşam, genel merkez üyelerinden Hakkı Behiç, Yunus Nadi, Nazım bey gibi ileri gelenleri Direksiyon konağındaki bürosunda toplayarak buyruğunu yumuşak tonlarla ortaya attı: Yeşilordu, kontrolden çıkarak zararlı bir durum almıştır. Kapatılması gerekiyordu. Yeşilordu örgütü, açık-gizli hücreler olarak ordu birliklerinin içine de girmiş, doludizgin çalışıyordu. Kimi yerlerde Yeşilordu militanlarıyla nizami ordu kumandanları arasında olaylar patlak vermiş, kimi kumandanlar, Yeşilordu’luları tutuklayıp Ankara’ya göndermişler, bunların propagandalarının orduya zararlı olduğundan yakınmışlardı”.

Mustafa Kemale karşı Yunus Bey’le Nazım Bey, Yeşilordu hakkında ona bazı öneriler yaparlar. Belli ki arada çok büyük farklılıklar bulunmaktadır. Ve tartışmalar artık doruk noktasındadır. Mustafa Kemal’in sosyalist olan Nazım Bey’den hoşlanmadığı da bir gerçektir. Yunus Beyle Nazım Bey’in önerileri şu şekildeydi:

”-Yeşilordu’nun yurda çok hayırlı çalışmaları vardır. Bunlar, durdurulmalıdır. Yurdun sosyal davalarını, yoksulluğunu, sömürülmesini ancak Yeşilordu’nun yayılması ve çalışması sayesinde sağlayabiliriz. Salt dışardan gelen düşmana atılacak kurşunlarla bu yurt kurtuluşa ve mutluluğa ulaşamaz. Kapitalistler, mütegallibeler, ağalar, eşraf, onun başına bela oldukça yurdun kurtulması düşünülemez. Sizin direktif ve denetlemeleriniz altında, eski biçimde olmasa bile bir halkçılık, halka her şeyin başı olan halka gidiş programını çizerek bundan sonra “Halk zümresi” adı altında bu toplumsal davayı yürütmek istiyoruz. Bu halkçılık programı olmadıkça ulusal kurtuluş savaşı yarım kalabilir. Bu iş, birdenbire kanlı bir devrimle olmayacağına göre biz elimizdeki örgütler ve gazetelerimizle halkı yavaş yavaş yetiştirelim. Düşmanı denize döktükten sonra hazırlanmış bir ortamda bir sürü değişiklikler ve devrimler yapmak elimizdedir”(sf.382).

Bu arada Mustafa Kemal bir Komünist Partisi kurma eğilimindedir. Amacı da kendi ağzından şudur(sf.386):

“”Ben düşündüm: Türlü adlar altında ortaya çıkan bütün bu arkadaşların Türkiye’ye getirmek istedikleri şey nedir, komünizm, değil mi? İşte, biz de üstündeki örtüyü kaldırarak bunu gerçek yüzüyle ortaya koyacağız ve törensel bir komünist partisi kuracağız. Memleketin bu addan ürkeceğini söyleyeceksin? Kamuflaj daha tehlikeli değil mi? Yüreklice bu adı ileri attık mı türlü adlar altında gizlenmeye, halka şirin görünmeye çalışan bütün sollar, sosyalist, komünist ve Bolşevikler, bizim saflarımıza gelecek, böylece gözümüzden kaçan ve bizi kaygulandıran yeraltı çalışmaları, su üstüne çıkmış olacaktır. Böylece de ulusça ne yaptığımızı, nereye gittiğimizi bileceğiz”.

Çerkez Ethem’i kısa zamanda elimine eden Mustafa Kemal daha sonra da önünde engel olarak duran ve SSCB topraklarında kurulan Komünist Partisi lideri Mustafa Suphi’yi elimine etme yoluna gider ve tuzaklar planlar.

Kitabın 399. ve 400. Sayfalarında da Mustafa Kemal’in de Mustafa Suphilerin ortadan kaldırılması planlarına katıldığı yazılmaktadır:

“Mustafa Kemal, Mustafa Suphi beyle arkadaşları Kars sınırından içeri girdikleri günden beri elinin altında bulundurduğu Erzurumlu (Ebulhindi’li) Cafer beyi çağırttı. Mustafa Suphi’lerden önce Zigana dağlarına yetişip yetişemiyeceğini sordu. Onlar hiçbir araca bindirilmeden yürütüleceklerinden elbette yetişebilecekti. Cafer bey, Mustafa Suphi bey kafilesini otuz yedi kişilik çetesiyle Zigana dağlarının yalçın uçurumlarından aşağı yuvarlayıp kurda kuşa yem edecekti. Cafer bey, on gündür yola çıkmayı sabırsızlıkla bekliyordu. Onların üzerinde pek çok Rus altını olduğunu da işitmişti. Kendisi zaten zengin bir adamsa da daha çok zenginlik göz mü çıkarırdı?”

Aslında Karadenizdeki katliamın emri çoktan çıkmıştı. Dinamo , Doğan Avcıoğlu’nun Milli Kurtuluş Tarihi kitaplarında(4 cilt) iddia ettiği gibi cinayeti İttihad ve Terakki değil, suçsuz oldarak nitelediklerinin (Kemalistlerin) işleyebileceğini de ortaya çıkarıyor. Ne bileyim Dinamo’nun kitapları öyle yazıyor…

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article