Cendere kıskacında, emperyalist mahkumiyette kalma – Özkan Yıkıcı

Must read

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

İnsan bazen düşünmek istese ve karşısında ekranı alsa; hemen çıldırtma noktasına gelmemesi için, bir neden bulamaz. Onca lafın nasıl söylediğine değil; yaşanan ile aktarım propagandasına iyice içerleyip insanların nasıl kandığına dek takılmadan edemez. Çok basit gerçeklerin dahi “öteki, tehlikeli” olma durumuna düşer. Kavramların fetişizmi ile içselleşmesi biryana; başkalaştırılıp çıkara endeks olmasına de içerler. Bunlar hep doğallaşan kendi gerçeklerimiz olarak, uzayda savrulur gibi akıp gider. Artık söylenen kelimelerin dahi nasıl sapkınlaştığına tanık olmaktan sıkılınır. Hele dün birlikte bu sistemin yanlışlığını beraber söylediğiniz ve bedel ödediğiniz arkadaşları; ayni koro ile yapının yeni makyajcısı olarak seyretmeniz; sizi çıldırtmaya veya artık “batarsa batsın” diyecek noktaya dek getirir. Birde bizim için önemli değerler ve kavramlar vardır. Zamanında bunları seslendirdiğimiz için dahi “suçlandığımız” gerçeklerimiz vardır; şimdi bunalın da başkalarınca bambaşka sistemi kurtarma veya makyajlama adına kullanmaları da işin öteki vahim gerçeği oluyor. Olanları veya kavramları başkalaştırıp, sistemin “Polyanacılığına” getirip kitlesel kandırma yapmaya; içerseniz dahi anlamı kalmaz…

Artık Emperyalizm kuramı yaşamda en acımasız şekli olsa da; ismi dahi beleklerden sildirtildi! Faşizmi söylemekten bizzat ona karşı olanların dahi kaçtığı bir başka kuram ve yaşam gerçeği oldu. Ama bu kadarla kalınmıyor; anlamı dahi sistemi sarsan “devrim, sosyalizm” gibi kuramların yaşamsal gerçeği de artık Emperyalist makyaj imajına sokuldu. Kavramlar boşaltılarak ve sanki sistemin basit bir seçeneği gibi sunuldu. Hatta Emperyalizmin çirkin politikalarını kitlelerde gizletme adına bu kavramlar hep kullanıldı. Irak işgalinde veya Afganistan olayında “özgürlük” kelimesi konuldu. İsrail katliamına hemen “meşru savunma” dendi! IŞİD rezaleti ise artık suyu çıkıp çirkefleşen çelişkilerin bataklığı oldu. Ama hiç bunu yapanlar sıkılmıyor; Ortadoğu ile dinin nasıl bir cendereye konulduğu ve seçenek olarak bunların dayatıldığı; artık sorgulanmıyor. Zaten şuna alıştırıldık; Kıbrıs gerçeğinde dahi; biz katılımcı ve söz hakkına sahip olmasak dahi; “adaya çözüm” getirileceği düşüncesi davranış olarak politik seçenek halinde kabullendirildi. Sanki masada Eroğlu gibi bildik liderin çözümü yapacağı inancı; istenmese de ona en karşı olana dahi söyletildi! “Liderler masada Kıbrıs sorununu artık çözmelidir”! Bir zamanların HALK DER ve Devrimci Gurup yapılarının “iki lider Kıbrıs sorununu çözemez* onlar Emperyalizmin kuklalarıdır” siyasal etkin propaganda argümanı, adeta nasıl ki sol düşünce değişim ile kopartılıp unutulduysa; ayni şekilde 79 yılında etkin mücadele enstrümanı bu politik malzeme de yok saydırtıldı! Tıpkı bir zamanlar Devrim kavramının sistemi değiştirme ile özdeşleşip alternatif politikayken; şimdi sistemin sadece aynada sergilene tüketim malzemesine gelmesi noktasına gelindiği gibi!

****

Yazın sıcağında nemle boğuluyoruz. Siyasal olarak Ortadoğu da Emperyalist cenderede nehirleri kanlarla akıtarak çöleri sulandırdığı bir ortamdan geçiyoruz. Bakın Emperyalist özgürlük fenerlerine; nurlu ufukların açtığı “bahar, devrim ve reforumlara”! Senelerdir hazırlanan projelerin şimdi yaşama geçince nasıl bir yeni “düzen” kurduğuna göz atın.Piyasaya sürülen mavzemenin satış reklamına odadklanın. Onlar pazarlar ve kitleler tüketici oldukça; bu rezaletler yaşamaya devam edecektir. Temel güç İsrail, yeni model Türkiye, karar merkezlerinden Katar ve Sudielr; daha sayalım mı? Mavzemeye bakın: Öyle bakın ki; belki ayni pazarlık bizde olurken, biraz dikat etme lütfiyesi de oluşur….

Günümüzde bir Gazle olayı yaşanıyor. Haftalardır yıların bir tekrar senaryosu yeniden sahneye konuluyor. Plajdaki çocuklar; hastanesinden evde uyuyan insana varan nevarsa hepsi füzeler, tanklar ve uçaklarla yerlebir ediliyor. Sistemin sesi ise şöyle çıkıyor: “israilin meşru savunma hakkı vardır”! Herkes tartışır gibi oluyor. Kimse Filistin sorunu veya israilin Emperyalist yeni sömürge stratejisi ile kurdurtulup temel güvence merkezi olduğunu aklına getirmiyor. Zaten getirse! Başka sözler edilirdi. Sanki Hamas ve israilin karşılıklı iki denk kuvet savaşı olup; Hamasın roketlerinin olayın nedeni olduğu artık kabul görülüp olay hala ötelendiriliyor. Sadece sayısal ölen insanlar veriliyor. Onlar dahi taraflı! Binler ile tekin aynılaştığı garip bir sayısal yayma durumu oluştu…

Bir IŞİD gerçeği de vardır. Önceleri eyer Esat gitse; şimdi bunları Suriye coğrafyasının sahiplerinden dolayı alkışlayacakdık! Demokrasinin neferleri olarak kutlayacaktık! Lipyada öyle olmadı mı? Sahi; Lipyaya herkes destekli probaganda yaparken, şimdi orda neoluyoruza neden haberlerde yer verilmiyor?Lipyada savaşan ve ordan Suriyeye aktarılan kesimler neoldu? Soruyu sorarsanız da IŞİD noktasına gelirsiniz! Dedik ya; Esat devrilseydi şimdi başka laflarla karnımız doyacaktı! Ama bunlar Ortadoğu Projesinin aktörleri; sıradan değil; baş aktörler! Snodenin belgelrine göre; IŞİD lideri ve kendini halife ilan eden şahsı “Mosat” yetiştirdi! IŞİD başta Türkiyeden direk yardım da aldı. Hatta bunarlın kulandığı Suriyede kimyasal silahları, Esat kulandı probagandası ile; müdahale etme aracı olarak kulandılar. Sonradan ortaya çıkan belgeler ile Rusya iran direnci nedeni ile; bu yalan probaganda ansızın kesildi! Sahi; Suriyede kulanılan ve bolca probagandası yapılıp işkale koşul hazırlanan olayın sorumluları kim? Onca araştırma neoldu?***

Ortadoğu defteri sayfa sayfa açıldıkça; Sudileri, Katarı, yeni Mısır darbecisi Sisiyi ardı ardına sıralanmış buluruz. İsrailin merkezine gelen kalın bir çizgi oluşur. Ordan Lonra ve Vaşinktona uzanan bir hat oluşur. Adı da “Yeni Ortadoğu dizayini” çıkar!IŞİD, AKP, İsrail, Sudi kralı, Katar Emiri, Olmadı mı* Fransızdan ingilize, almandan Amerikana varan renkli bir çerçevelenmiş resme tanık oluruz. Sonra kesilen kafalar, imtiharlarla katliyamlar, Gazleye yağan en moderin teknolojili silahlar* Hepsi Emperyalizmin sömürgecilik anlayışının değişik tonajlı makyajlı renkli paketleri!****

Hani derlerdi ya; “Kültürler çatışması”! Hemen Kıbrıslı aklı hemen fışkırır; “bizde tutmaz”! Sahimi? Ozaman etrafımıza bakalaım. Olmadımı; daha basit işbirlikci ruhiyeye gelelim. Arınç nedemişti; “kadınlar yüksek sesle kahkaha atmasın* ifet ve ahlak” deyip ardı ardına politik kültür ve dinin nereyedek geldiğini anlatıyor. Mehmedali bey ise “ben Türkiyede olsam; AKP ye oy veririm” deyişi veya Sibel hanımın heycanla her kılığa girişini yazsam* bir şeyler anlatır mı?Başka telden çalalım: Gazle veya öteki Ortadoğu kangölü dolarken; Baydın veya Keri etrafta pek görülmezken; Kıbrıs aşkı ve bizden aldıkları karşılığa nedemeli! Eniyisimi bir gönderme de B.M. veya batılı Emperyalistlere! Ukraynada düşürtülen Malezya uçağı daha direk sorumlusu belli olmazken; başta Amerika hemen Rusya suçlaması ile tetbirler gündeme geldi* toplantılar yapıldı. Oysa daha kimin vurduğu dahi net bilinmiyor. Dikat; ayni durum Suriye için de; Esatı devirme adına; kendi ortak dış diyasbora Araplarla bir muhalefetler toplantıları yaptılardı! Anımsarmısınız! Hatta kimyasalar kararları da alındıydı! Peki onca meraklı kesimler; neden Gazle direk katliyamı karşısında ayni refleksi gösterip toplantı dahi yapmıyorlar! Hele kükreyen Erdoğan; ırak Kürdistan Petrolunu dahi israile satarken; biraz sorgulamak ayıpmı?

Bunları çoğaltmak mümkün. Ancak tek eksenli Emperyalist yörüngede ayni politikaların sonuçlarını, yaratanın çözmesini beklemek kadar ters bir olgu olurmu? Oluyor ki ayni makine daha acılar felaketler yaratmaya devam ediyor.Sorası ise bizat insanlara kaldı. Birarya gelmeyi beceremeyenler, başkalarının oyuncağı olup oynamaya meraklı olanlar; elbet yaratılanın nedenerinden birisi olmaktan kurtulamazlar! Onun içindir ki bile bile makam adına bunları savunan yeni altın efendileri de eleştirmek de benim görevimdir. Hakikaten çok geriledik. Kendi doğru kavramlarımızı dahi bizler kirleterek yaşama devam ediyoruz. Cendereye sıkışıp emperyalist seçenek arayan garip bir duruma düştük. Ortadoğu bunun bedelini de çok acı ödüyor. Tarihin günümüze getirdiği gerçek budur.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Demir tavında dövülür – Ulus Irkad

1957 yılında emeği ve sol mücadeleyi savunan Kıbrıslıtürk ilerici ve sol aydınlar Kıbrıs’ta iki toplum arasındaki bölünmenin çok yanlış olacağını, savaşmak ve kan dökmek...