Balon patladı, boru kırıldı, su sorunu hamaset’e teslim oldu! – Halil Paşa

1998 Yılında Anamur’dan yola çıkan dev Norveç balonuyla Mesut Yılmaz başbakanlığındaki dönemin Türkiye hükümeti Kıbrıslıtürklerin sus sorununun artık tarihe gömüleceğini söylüyorlardı. Dört yıl sonra balon patladı ve su sorunu tarihe gömülmedi ama Türkiye Cumhuriyeti işe yaramayan balon nedeniyle borca gömüldü. Olan Türkiye halkının vergiler yoluyla ödediği parasına oldu. Çünkü patlayan balonun parasıyla birkaç okul veya sağlık ocağı inşa edilebilir, ambulans ya da yangın söndürme aracı satın alınabilir, kaldırımsız yollara kaldırım, ağaçsız ve fakir kasabalara ağaç dikilip yemyeşil çocuk parkları yapılabilirdi.  Ya da Türkiye Kıbrıs için harcadığı bu parayla denizden su arıtacak bir projenin ilk sermayesini koyabilirdi.

Sonuçta bunların hiçbirisi olmadı!

Balon 2002 yılında patladığında, aradan geçen 4 yılda adanın 1 aylık ihtiyacına karşılık gelen 2 milyon tonluk su taşınmış bulunuyordu.

Sonuçta dönemin Cumhur reisleri Denktaş ile Demirel’in, günlerce medyanın ön sayfalarını, TC-KKTC birleşmesinin simgesi olarak süsleyen mütebessim fotoğrafları, “şanlı tarihimizin” ortak sayfasına “patlak bir balon” olarak geçti.

20 Temmuz 2010 yılında İrsen Küçük ile TC’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu AKP’li Bakanı Cemil Çiçek (Zatı alileri solcu öğretmenlerimizi Rumlara benzettiği devrik cümlesiyle de ünlüdür) o ulvi ve milli günde imzayı bastılar.

Beş yıl sonra bir sonbahar ayında 800 milyon doları aşan ve balondan misliyle daha çok para harcanan Asrın projesinden TC Başbakanı Davutoğlu’nun payına “dünya çapında bir eser” böbürlenmesi; reis’in payına ise “biz gemileri karadan yürüten Fatihlerin torunlarıyız” hamaseti düştü.

Açılışından beş yıl sonra da biz Kıbrıslıtürklerin payına da kırık üç beş boru ile giderek azalan gök mavisi sularda yükselen beyaz havara toprak tepecikleri düştü.

Şimdi tüm belediyeler kimisi az, kimisi çok kendi yeraltı su kaynaklarına yönelmiş durumda. Hamasi nutuklar eşliğinde tarihe gömüldüğü söylenen su sorunumuz, yakında dişlerini fırçalamaya dönüş yapacak olan şeherlilerin damaklarına mı gömülür?

Yaşayıp göreceğiz.

DURUM TESPİTİ

Dünya’da kişi başına su tüketimi 1000 metre küpün altında olan ülkeler SU FAKİRİ sayılıyor. Eğer kişi başı 1000 ile 2000 metre küp su tüketecek kaynağa sahipseler “SUS SIKINTISI” çekiyor, 2000 üzeri “İDARE EDER” ve 8000 ise “SU ZENGİNİ” ülke saylıyorlar.

KKTC kişi başı 400 metre küp ile “MUTLAK SU FAKİRİ”, Türkiye ise 1570 metre küp su ile “SU STRESİ” içinde olan bir ülke. “Asrın Projesi” işlerse KKTC’nin 50 yıllık su sorunun çözüleceği hesaplanıyor.  Ancak 2030 yılında 100 milyon nüfusu hedefleyen AKP ile Türkiye’nin kişi başına düşen su miktarının düşeceğini görmek için de kahin olmak gerekmez sanırım.

SUYU YÖNETEMİYORUZ

Kırılan borunun tamiriyle ilgili KKTC’nin yapacağı bir şey yok! Tarım Bakanı sayın Dursun Oğuz, bakanlığını ilgilendiren ama yetkisiz olduğu bir olayda çaresizce demeçler veriyor. Başlarda birkaç ayda tamir edilir demişti. Sonra Ağustos deyiverdi. Şimdilerde tamir için kesin bir tarih veremiyor. Türkiye’nin konuyla ilgilenen bakanlığı da çok farklı değil. Daha kırılan borunun üretimi için ihalesi yeni kapandı. İhaleyi kazanan Fırat-Pen önce Taşucu’nda üretim fabrikası inşa edecek. Sonra boruları üretecek. Ancak o boruları yerine monte etmek için yabancı ülke firmasının özel gemisi ve teknik personeliyle Akdeniz’e gelmesi gerekiyor. Hava ve deniz koşulları uygun olduğunda borular monte edilecek. Sonra boruların içerisindeki deniz suyu akıtılınca ancak o zaman suyun akışı sağlanacak.

Peki ne zaman? Kesin bir tarih veren yok!

Bu da suyun yönetiminin bizde, Kıbrıslıtürklerde olmadığının en açık yanı!

NE YAPILMAMALIYDI?

On yıl önce UBP ve dönemin Başbakanı İrsen Küçük Kıbrıs’ta suyun yönetimini tamamen AKP’ne terk etmemiş ve sol siyaset ile sivil toplum örgütlerinin sesine kulak vermiş olsaydı, biz suyun tonunu 7 misli pahalı satın almaz, Türkiye de bu kadar pahalı bir hamasete başvurmazdı.

NE YAPILMALI?

Patlayan balonunu, kırılan borusunu tamir etmeye yetkisi bile olmayan, suyunu yönetemeyen bu işe bir yanından bulaşmış tüm meclis içi siyasal partiler ve siyasiler sınıfta kalmıştır. Su hassas bir konu olduğu için de bundan utanç duymalıdırlar.

Bu nedenle bundan sonra su konusunda ne yapılacağını son 20 yılın meclisteki siyasi partilerine ve denenmişlerine terk etmek daha sancılı süreçlere yol açacaktır. Başta yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerimiz olmak üzere, bu adayarısında kendini yönetmek isteyen her örgüt ve kişinin önce en yaşamsal varlık, kıt kaynak suyu yönetecek formüllere yönelmesi en başta gelen görevidir.

 

- Advertisement -
- Advertisement -
5,976BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,034TakipçilerTakip Et
9AbonelerAbone

Diğer yazıları

Beş yıldızlıyı bırak küçük ölçeğe bak! – Halil Paşa

2018 ve 2019 KKTC turizm istatistiklerine göre bir yılda adaya 1 milyon 760 bin kişi giriş yapmış. Türkiye’den % 68, diğer ülkelerden % 28,...

Koronavirüsü sonrasının kapitalist sistemi nereye doğru? – Halil Paşa

Koronavirüs, dünyada insanları evlere kapadı. Üstelik pek çok ülke ve şehirde sokağa çıkmamaya bizzat insanların kendileri gönüllü oldular. Okullar kapandı. Sanayiden tarıma, ticaretten turizme...

Su konusundaki belirsizlik acil önlemleri dayatıyor – Halil Paşa

KKTC devleti ilan olunup da adaya kontrolsüz bir nüfus akışı ve plansız bir yapılaşmayla çevreyi tahrip etmeyi başardığımız adamızın kuzey yarısında su bir kıt...

“Asrın Projesi”, “asrın hayal kırıklığı”na mı dönüşüyor? – Halil Paşa

Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a 50 yıl boyunca kullanma ve içme suyu ihtiyacını karşılayacağı iddiasıyla inşa edilen “Asrın Projesi” aradan 5 yıl geçmeden arızalandı. Ocak ayından...

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

YKP basın açıklamaları

Yarınki eyleme katılım çağrısı yaparız

Yeni Kıbrıs Partisi, yaptığı açıklama ile güneyde çalışan emekçilerin yarın düzenleyeceği eyleme destek belirtti. Açıklama şöyle: YKP olarak, Kıbrıs bölünemeyecek kadar küçüktür söylemini kurulduğu günden...

Kıbrıslı ancak barışın ve işbirliğinin dünyayı rahata erdireceğin inananlar güç kazanırsa bu sorunlardan kurtulabilir

YKP Sekretarya üyesi Alpay Durduran son gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle: Corvid-19 dolayısıyla alınan önlemler ve sonrasındaki gelişmelere sonucu bizde iktidarın hala bir isyanla karşılaşmaması gelen...

Üst yönetim alt yönetim üzerinde tahakküm edebilir

YKP Sekretarya üyesi Alpay Durduran Diyalog TV’nin yayınlarının durdurulmasını değerlendirdi. Açıklama şöyle: Şimdiye kadar şemasını da çıkarıp yönetimimizin bir devlet yönetiminden çok az ve aslında...