Aynadan yansıyanlar: kuzey Kıbrıs, federal ırak kürdistanı – Özkan Yıkıcı

1607

Gerçeklerle öğrenme yanında, deyerlendirme yapıp yarın için de planlarken, ayni kavram önemlidir. Gerçeklerden yoksun, çıkara veya bilgisizliklerle gerçekten kaçarak yapılan tutumlar, kaçınılmaz olarak başarısızlığa da ulaşır. Gerçi, gerçekelrden soyutlanarak oluşan yaşam tarzı ile ona bağlı devmlılık gelen yanlışlar zincirinde, yanlışı da anlamak kolay deyildir.

Yine, teorik girişle başladım. Önemli ihdiyaaaaç zorunluluğudur. Çünkü, özellikle son Korona salgınında da yaşanmaktır ki yapılanıp kültürleşen gerçekten kaçış kuramı, her dönemdeki eksikliği de tıpkı şimdilerde olduğu gibi tekrarlanmaktadır. Üstüne, başarı hikayesiyle de siyasal örneklem de oluşturulması da cabası oluyor.****

Zamana bakmadan, yeri geldikçe, önemli eksikliğimizi hatırlatma ihdiyaç haline gelir. Günümüzü anlama ve günümüzden yarına taşınma düşüncesinin, kolayca gerçekten kaçış ile yanlışa sığınma kuramını artık yerleştirdik. Eskiden başlayan ve politikleşen merkezi tavır haline alan anlayış, dünden bugüne, bugünden yarına bizi idolojik tutsaklığa dek getirdi. Yaşanılanlarla, gerek baskı, gerek korku ve gerek çıkar adına olanı deyil de isteyeni doğru kabulenme eskiden beri adamızda yerleşen kültürel siyasal deyer haline geldi. Sömürgecilik yaşam şekli ile beraberinde gelişen teşkilat dönemiyle, imkar etme ile belek silinme davranışları normal hale sokuldu. Günümüze taşınarak, öylesi belek silinmeleriyle birlikte hikayler yazıldı ki demeyin gitsin…. Günümüz aşmazları ve gelecek belirsizliğine, iradi eksiklik de eklenince, hemen belek silinmesi üstünden kurgulanan geçmiş “başarı” hikayeleri ile ozamana özlem oluştu. Önemli bir başka koşul da şu anda K. Kıbrısın önemli nifusunun seksenler öncesi Kıbrısta yaşamaması ve geçmişi oluşan siyasal resmi ezberle, çıkarla doldurup siyasalaşınca, ilgili masalar mitleştirilerek yaşanmış gibi de geçmiş kültürü olarak da kabulenmesi kolaylaştı.Otantik yaşam şeklinin istenilen olguları ile teşkilatın baskılı korkusuyla ret edilen gerçeker arasında, güncel siyasal faydacılığa göre kültürleşme ve ordan resmi idoloji oluşturuldu. Teşkilat döneminde ilk ret edilen gerçek resmen Kıbrıs olması tesadüf deyildi. Amacın, Türkiyenin müdahalesini yani “adaya gelmesi” siyasal hedef, başta Kıbrıs kültürel mirasının önemli kısmının ret edilmesiyle ve Anadolulaşma hamleleriyle hızlandıydı. Şimdi de yine sanki Türkiyenin buradaki gerçeği yokmuşcasına, normal bağımsız egemen ülke gibi konular tartışlıyor ve bunu sorgulayacak açılımlar da hem linç hem de baskı davranışlarla konuşturtmayarak sürdürülmeye uğraşılıyor. Günümüz yanlışları, geleceğe göre öngörü dahi yokken, alınacak en ufak gerçek adımdaki koşulalrın öne çıkması korkusuyla ret etmeyle iktidar olma fayda sağlama ilkesi, sonuçta gerçeklerle konuşulmayan, ancak, yoğun Akdenizcilik konuşma kültürü nedeniyle de konuşunca, inandırıcık ile özün olmadığı lafazanlıklar alır başını gider.

Kovit salgınında ve beraber yoğunlaşan ekonomik krizde ayni döngü yaşanıyor. Talimatlarla yönetip olanakları da yandaşa dağıtma kurumsal işbrlikçi gerçeğimiz, sonuçta yaşananlarla direk neden üzerinden sorgulama ve tavır koyup seçenek arama eksikliği direk sırıtmaktadır. Sırıtan gerçekleri de konuşmamaya diren politik kesim de onun dışında lafazanlıktan başarısızlıkta başarı hikayesi yazma peşindedir.Talimatla iş yapmanın ve Türkiyeden kavram devşirme ile politik tutum söyleme tekniğinin yeniden iflasıyla karşıkarşıya kaldık. Öyle ki sırf Erdoğan dedi diye ayni söylemi alan bizim “dangadünga” konuşmacısı Ersin Tatar, oda “45 gün içinde” hastane yapacağını uçurdu! Sonra, buna birkaç gün sonra ayni söylem sorulunca, “ben böyle bir  şey söylemedim” deme pişkinliğini yaptı. Buna benzer çok olay var.Ayni şekilde, Erdoğanın “şahsımlaştırma” imgesi olan “talimat verdim” cümlesini de burada hemen havada kapıldı. Tufan, koltukta otururken, olmayan gücünü bazen sırf güçlü ve yetki sahibiymiş imgesini yaratma adına “çağırıp talimat verdim” ifadesini kulandı. Giderek, Türkiyeleşmenin sonucu olarak, “talimatıyla” simgesi politik silik kurumsalılığımıza girdi. Bizim koltukcular hemen “Başbakanımızın talimatıyla” demeye başladı. Sanki talimat kelimesi ile güç kulanım yaptırım gerçekleşmesi olacakmışcasına imge oluşturma peşindedirler. Sonuçta, Korona salgınında ne yaptıkları belli olmayan, bir dediklerini ertesi gün yok sayan, kabine deyip de birbirinin dedikelrinin uyuşmadığı bir garip yönetim şekliyle salgını yaşıyoruz. Gerçekler bilinmediği için de gerçekler sorgulanmamasıyla da bu sığlıkta yarını düşünmeden, günü kurtarma yaşantısı devam etmektedir.

Öyle devam ediyor ki herkes ilk tetbirleri konuşurken, aslında Anastasiyadisin kapıları kaptmasına karşılık verme şovenizimle yapılması veya Türkiyenin uçuşları yasakladığı için buraya da uçak gelemeyeceği doğrularla birlikte sorgu yapılmıyor. Önce düşman sonra misileme ile şovenist duvar övme çabası, bir anda unutulup, geleceğe mücadele kararı oalrak kurgulanıp piaysaya kondu. Ne acıdır, Salı günkü mecliste Lütfenli eleştiri yapan Tufan, bu konuyu es geçti. Çünkü, ilk kapı kapatma konusu konuşulunca başka pencereden dalan Tufana da mutlaka söylenecek çok söz vardır.

Konuyu kitaplar dolu örneklerle anlatmak kolaydır. Ayni şekilde hemen önemli kesimin “yine mi Türkiye ile olan ilişki veya zamanımı şimdi” eleştirel yaklaşımlarla boğulmak mümkün olacak. Halbuki örneğin Pandemi hastane olmama tartışmasında Mağısadan Lefkoşaya ve yeni hastane hikayelerine dek uzayan olgular beceriksizlik veya tam aksi savunduğun kesime göre başarı yazma öyküleri çoktan yazılmaya başlandı. Ama, nedense, Domuz Burnundaki Poliklinik konusu meclisin “yüceliğine” dahi girmedi! Neden, Domuzlar burnundaki sağlık binasının Pandemi hastanesi yapılamadığı söylenmedi. Dedik ya: çizilen sınırda kendi kendine oynanan siyasal oyun sahnesi sınırlaması çoktan kabulenmenin bedeli ödeniyor. Hele de Tufanın Yeşil Krevatla “Türkiyede de yapılırken ki” benzetmesi, örnek verdiği olayın aslında Niyork Tayims gazetesinde dahi sorgulandığı gerçeğini görmezden geldi. Sonuçta, test yapmadan, yönetme şekline dek kimse verilen bilgilere güvenmiyor. Net yaşanana rağmen aykırı başarılar çiziliyor. En yalınını da ben Karpazdaki yaşanan Sokağa çıkma yasağında olduğu gibi yaşadım. Dağıtımdaki sgandalalrdan tutun, ayrışmacı ve yadaşlama üzerine şovla sosyal medya reklamlarını da izledim. Aradaki Türkiye övgüleri de işin cabası. AKP K. Kıbrıs temsilcisinin mektubu, Tatarın yeni mizah konusunun yargıya yönenlendirmesi, birinin dediğini ötekinin başka söylemesi, hala pandemin hastane bilmecesi, dünyada olmayan bol bilim kurul yapısı “tıpkı bol ünüversite ile bilimin yoğunlaşma sayısal safsatası gibi” oluşması, bunarlın dahi yönetsel parçalanmalara hizmet taşımasıyla sonlanması da buranın yaşam gerçeğidir.

Sanmayın sadece Türkiye gerçeği sınırı var: son krizde de yaşamaktayız ki nifusa konmayan ve bolca metalaştırılıp sömürülen adı kaçak çalışan veya öğrenci etiekti konulan kesimlerin yine buradaki yaşamındaki sorun boyutu konuşulmuyor. Verilecek yardım adıyla sadakaya da bunlar eklenmiyor. Klasik nifus yanlışı bu defa krizden etkilenip yardıma muhtaç olan kesimler yine dışta sayıldı. Elbet, dış sermaye konusuna dokunulmuyor. Bazı başka kesimlere de “lütfen” diye yaklaşılıyor. Ama, yönetim var, saray odağımız malum ve parlementomuz önemlidir! Dördüncü kuvet medya ise çok cılız kesim dışında iç dalaşma övgü çenberinin dışına hiç çıkmıyor. Talimatın bizi taşıdığı sonucu dahi yazan pek yok. Çünkü, ayni yapıda sıranın kendi yandaşlarına gelmesini veya alınan avanta desteklerin devamlılık ilkesi belirleyci olmaktadır.

Son bir çarpıcı ama normal örnek de şu: Korona krizi ile hapisane gerçeği ada gerçeğinin itiraf odağı oldu. Makamcılar bazı mahkumların çıkarılması için karar aldı. Yaklaşık 183 cıvarı mahkum dendi. Ama bunarlın yaklaşık Y.21 kişisi dışarıya çıktı. Geriye kalanı çıkamadı. Kapzam içinde olmalarına rağmen çıkamadılar. Vatandaş olmamaları, çıkarken yurt dışına gönderilme zorunluluğu vardır. Yaklaşık Y.80 cıvarındaki mahkum, yurtaş olmayıp da kendi ülkelerinin kabulenmesi gerekiyor. Hemen hemen hepsi TC vatandaşı. Bu taplo neyi anlatıyor? Peki, onca yabancı öğrenci, çalışan işçi ne olacak? Bunların bir kısmından sigorta parası da kesildi. Ancak, yine Gürpınar yasasıyla vatandaş olmayıp üçüncü dünya insanlarına bu haklar verilmiyor. İşsizlik parası dahi alamıyorlar. Tabi, burada da başka kazık da şu: işten durdurulan insan isizlik sigortasından alacağı üçte iki para varken, onları çok daha az katgıyla hak yerine sadakayla ödemek de başka rezalet.

Kovit kriziyle turunsol uygulaması bir anda bunları yüzeye çıkardı. Kaçı konuşulur, oda hergün bol demeçlerle yaşanıyor. Bol konuşma ve saatlerce anlatma geneneği ile içi boş ayni kelimelerle dönüp dolaşma becerisi de gayet iyi başarılı uygulamasıyla gelip geçiyor. Tüm eksiklikleri de dededikodudan sanal medya lafazanlıkla da doldurunca, yanlışlar kabulenip günü de doldurmaya yetiyor.Hala, sağlıktaki tuhaf sektörleşme yanlışı dahi sorgulanmadı. Böylesi eksiklikler ise günümüzde bizde özetleyecek felsefeci de olmayınca, asırlar öncesi Sokratesin “Sorgularsan umut ve yaşam var, sorgulamazsan anlam hayatın da anlamı yoktur” sözleri günümüzde dahi anımsanan kısa özetleme deyimi haline gelmektedir.*******

  1. kıbrısta son mizah yargı yoluyla kendini krizde yaşanır kılma siyasal tutumu yaşanırken, çok deyil, ıraktaki artık ismiyle kabul gören ırak Kürdistan federal yapısında da önemli gelişmeler yaşanıyor. İki yöreyi seçmem, benzer özellikleri kadar, bizimle daha kolay ders alma ve kıyas yapma koşul konumuna da dikat etmemdir. Nasıl ki bizim onca başarı yönetim öykümüzde, girilen şovenizim sonucu misilemeler veya ilaç kriziyle makamlar arası bakıştan, kitlesel kabul görme tutumalrı olduğu gibi, ırak Kürdistanında da ilerde muhtemel bizim de yaşayacağımız tutumlar oluşuyor. Öncelikle, ABD, ıraktaki varlığı için bu yöreyi merkez seçmeye başladı. İsrail için de ayni. Irak parlementosunun amerikanın çıkmasını ve hat ta Türkiyenin de Kuzeydeki askeri varlığını geri çekmesini istedi. Tabi, bu güçler bunu yapmıyor. Açık, gizli işkal arasında parçalanan ırak şimdi bu krizleri yaşıyor. Amerika, iran siyasetini de düşünerek, Federal Kürdistanın belirli yerlerindeki üstlerini büyütüyor. Türkiye de burada kalıcılaşma hamleleri yapıyor. Kürt partilerinin ikisini de kulanıp karşılıklı gelecek kurmaya çalışıyorlar.

Barzani destekli kesimlerin Türkiye ile bağları malum. Seçim dönemlerinde karşılıklı AKP KDP mitinklere dek varan liderler buluşmaları oldu. Barzani ayni şekilde Suriyedeki Kürtleri de sıkştırma adına anbargolar koyduğu da biliniyor. Irakın kuzeyinde bağımsızlık referandumunun yapıldığı, ABD bunun 1 yıl sonra yapılma önerisi de akılda tutulmalıdır. İstenildiği anda Kürdistan federal yapısı bağımsız olarak kabulenme fitili hazırdır.

Son gelişmeler ise Emperyalizmin ıraktan başlayan Kürt kartının da mesajını ve işbirlikciliğin gelişme şansını da düşündürtmeye yetiyor. Geçenlerde Yeni Yaşam gazetesindeki anlatılanlar önemlidir: iranda tutuklanan Kürt liderlerden birisi, idama mahkum ediliyor. Selimi, idam olmadan önce hapisaneden kaçar. Elbet, Kürt olması, bölgesel Kürt bakışı nedeniyle, sadece geri verilmeme alanların en uygunu ırak Kürdistan coğrafyasıdır. Çünkü, öteki komşu ülkeler Kürt konusuna bakışı ve iranla ilişkileri nedeniyle hemen ya öldürülür veya geri verilecek ortamlar vardı. Üstelik, ırak Federal Kürdistan yönetimleri Amerikaya yakındır. İrana da Amerika net tavır koyup, ilaç dahi girmesine izin vermeyecek derecede gergindir. Bu düşünceylerle olacak ki yine de Talabaninin hakim olduğu Süleymaniyeye kaçar. Fakat, Kürt yetkililer Selimiyi tutuklayıp irana verirler. İran da Kürt liderlerden Selimiyi idam ederler.

Bu gelişme,Kürtler arasında hararetli tartışmaları yoğunlaştırdı. Yetmezmiş gibi Barzaniyle görüşme yapan 3  PKK kişinin, toplantı sonrası Türkiye uçaklarınca vurulması, Toplantıda iki tarafın dışında kimsenin olmama koşulu, Kürtler arasındaki farklılaşmanın derinleştiğini gösteriyor. Yetmezmiş gibi; Lipyadan gelen Kürt cesetleri ve bunların Türkiyenin desteklediği Siyasi İslamcı kesim yanında çarpıştığı bilgileri, yörede artan siyasal hegemonya ve işbirlikcilik yükselmesinin mesajları haline tamamlayıcı oluyordu.

Irak Federal Kürdistanı bağımsız referandumunu yaptı. Irakın güneyi Amerikan askerlerinin çekilmesini istiyor. Musul çevresinde de sonlandı denilen bazı yerlerde IŞİD bayrakları görüldü.Barzani son olaylarla kaybetiği desteği, içsel baskılarla ve pay vermeyecek derecede tavırlaştırdı. Yeni muhalefet çıkma tehlikesiyle kendi dışındaki kürt yapılarına da Amerikan Türkiye desteği ile takoz koyuyor. Irak eğer yarın parçalanması gündeme gelirse, şimdiden Kuzey ırak yapılanışla yerini belirliyor. Bir anlamda, Kürtler içi kırılmalar da yaşanıyor. Salt ulusal halk kimlikle paydaşlar ortaklaşamıyor. Hele de Emperyalist çağda, yeni sömürge kuralında, şimdilerde hegemonya kırılışı ile bölgesel güçlerin etkin olma hamlelerinde, ırak Federal yapısı, kriz hesaplaşmalarının alanı haline gelme potansiyeline de sahiptir.****

Korona salgınına dalıp evlerde kalırken, Kıbrısa yeni Türkiye Yaavuz gemisi geliyor. Irak Kürdistanında önemli hesaplaşmalar, Kürtler arasında da ayrımları derinleştirip, bölgesel hegemonyasında merkezileştiriliyor. Daha yakınımızdaki idlipte Türkiye yığınak yapıyor. Afrindan başlayan Türkiyenin Suriyede kontrol yaptığı topraklarda bizat Türkiyenin beslediği örgütler arasında çatışma haberlri geliyor. Lipyada olanlara adeta infaz yasasıyla ölümleri dahi haberleştirme yasağı konuluyor. Cihatcılar Suriyeden Lipyaya taşınıp duruyor. Lipyadaki Türkiye yanlısı cihatcılar, “paralarının ödenmediği gerekçesiyle” isyanlarda. Ama, korona olayı ve eve kapanıp ilgisizleşince, medya da suskunluktan görmezden gelmeye başlamasıyla tüm bunlar habersizleşiyor. Ancak, yarın Koronadan normale geçerken, dünya brakılan yerde olmayacak. Yaşananları dahi anlamak için en başta zamana ihdiyacımız olacak. Oysa, yola çıkan çoktan  ilerinin peşinde avlamaya uğraşacaktır.