Avrupa da öğrenci protestoları ve bizler – Özkan Yıkıcı

Must read

Farkında mıyız bilmem; dünyada olan özelikle sosyal tepkiler pek haber edilmez. Yaşanılan kriz gerçeğini çoktan unuttuk, kriz ile yaşamak doğallaşması oldu. Genel olarak hep sistemin acı ilaçlarını “kurtarıcı” olarak içtik. Yaşadığımız gerçekleri dahi algılamadan başkalarının algıları ile konuşturulduk. İkide bir Avrupa derken, orda olan gelişmeleri hiç öğrenme zahmeti olmadı. Sosyalist veya demokrat kelimeleri güzelce söylendi; ancak içeriği hiç konulmadı. Bizlik gelişmeler le aynıları Avrupa coğrafyasında yaşanırken, bilmek ve kıyaslama yönetimini düşünsel olarak kullanmaktan hep kaçındık. Sosyalistlik ile liberalizmi karıştırıp “sermaye taleplerini” kendimizin gibi aynılaştıran çok oldu. Şu tuhaf kavram da oluştu: “Liberal sosyalistler”! Böyle olunca da sadece sermaye seçkileri algılanıp orda kalındı. Bilmem dikkat ediyor musunuz: Halkların tepkileri, direnişler medya kanalarına pek konulmaz. Hatta çözüm arayışlarına eklenmez. Hep bize “sermaye finansman” reçeteler le krizlerden kurtulma dedirtilir.

Epey zamandır olaylar iyice ısındı. İstenilenin ötekinin örtüsü için kullanılacak kadar fazla gelişme yaşanıyor. Kuzey Kıbrıs gibi yerde ilgisizlik örüntülü yaşam la bunlar artık hiç önemsenmez! Hâlbuki tıpkı Ortadoğu projesi veya tıkanılan Avrasya stratejisi gibi kapitalist ekonomik kriz de yeni dalgalar la yaşanıyor. Tüm krizler gibi sistem bunları ne yönete biliyor, nede gelecek seçenek oluşturma kararlığı vardır. Kriz ve bedeli sosyal kesimlere ve emek eksenine kestirilince kaçınılmaz olarak toplumsal direnişler de oluşuyor. Tıkanma hep şu aşamada oluşuyor: Cesaretle oluşan enerjik direnişler seçenek oluşturamama ve örgütsel yetersizlik sonucu, bir yerde tıkanıyor. Bunları bizzat ikide bir övündüğümüz Avrupa’da da yaşıyoruz. Hatta acı olan, Sendikaların gereken ortak tavır ile direnç sağlama aşamasına gelememe gerçeği de vardır…

Hafta sonu Avrupa’da özelikle kriz sonucu kırılan bir alanda protestolar vardı. İspanya ekseninden başlayan, İtalya coğrafyasını vuran, Yunanistan da sokakları ısıtan ve Bulgaristan da aylardır işgaller ile sokakların yankılanma öğrenci olayları ile sarsıldı. İlginçtir; medya buna fazla yer vermedi. Verenler ise sadece öğrenci öfkeleri ile oluşan bazı olayları servis ederek “karalama, küçümseme” haberciliği yapıldı. Hâlbuki olay net şekilde oluyordu. Eğitim kesintileri ve öğretimin metalaştırılma adımlarına tepkiler yaşanıyordu. Bulgaristan ve Yunanistan da bu biraz daha ileriye taşınarak, sistemi sorgulayan protestolara ulaşıyordu. Bolca öğrencisi ile övülen Kuzey Kıbrıs için bu bir anlam ifade etmedi!

Son yılarımız genel kapitalist kriz ile geçiyor. Kriz çıkışı olmadıkça durmadan yeni hakların katli de gündeme getiriliyor. Finans sektörü kar yapmasına karşın krizden sıyrılamama sonucu durmadan yeni haklar kaldırılma hamleleri ardı ardına geliyor. Bunu uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. Bizde de aynen yaşanmaktadır… Avrupa girilen krizi aşamama ve yönetememe sonucu durmadan sosyal hakları kaldırma ve kamusal değerleri hiçleştirme adımlarını atmaya devam ediyor. Öyle devam ediyor ki elde ne varsa hepsini piyasaya sermaye karı olarak sunuyor. Kamusal haklar başta sağlık ve eğitim olmak üzere hepsini metalaştırıp parayla alınan kurala taşıdılar. Bunu kamusal yapılara direk saldırarak yapmaya devam ediyor. Bankalar tekeler tröstler kazanmalarına rağmen, yetmezlik hırsı ile daha fazlasına saldırıyor. Ülkeler bankaların ve şirketlerin bedelini çalışan ve okuyan kesime kesiyor. İspanyadan başlayan ve Bulgaristan Yunanistan’a uzanan Güney Avrupa coğrafyası son adımlar la öğrencileri sokağa çıkardı. Hafta sonu bunun öfkeli protestolarına tanık olduk. Üniversitelerin özeleştirilmesi veya parayla alınan meta haline çevrilecek öğrenim nedeni ile öğrenciler sokağa çıktılar…

Özelikle Bulgaristan öğrenci üniversite işgalleri haftalardır sürüyor. Hatta Bulgaristan öğrenci hareketi toplumsal öteki çevreler le direnişe devam ediyor. Bazı ülkeler de hakları koruma ve metalaştırma protestosu olurken, Bulgaristan ve Yunanistan daha genele yayarak, sistemi değiştirme sorgusuna taşıyordu. Bulgaristan da olay toplumsal sorguya dek taşındı. Aydın olmanın ve kaybetmenin bileşkesi sokaklara taşındı. Bunun spontal veya anlık olup gerçekleşme sorası duranlaşma tehlikesi vardır. Direniş veya protesto enerjisi örgütlü değişime dönüşmedikçe bu tip olaylar geldikçe ayni öfkeleri duyma ötesine gidemeyeceğiz. Bazı kesimler ise sıra onlara geleceği beli iken olaya katılım gösterip göstermeme ortaklaşma da sosyal muhalefet ivmesini belirleyecektir…

Gelinen aşama eğitimin metalaştırılmasıdır. Kamusal üniversiteler parayla alınan metaya çevriliyor. Buna elbet öğrenciden tepki gelecekti. Tabi Kuzey Kıbrıs’a bu çok ironik gelecek. Çünkü burada çoktan üniversiteler liseler eğitimi metalaştırdı! Fakat buradan bir kıyas yapma laboratuvarı oluştu. Eğitimin özel olması ve parayla alınıp satılmasına karşın, niteliği kalitesi yükselme yerine geriledi… Başka açıdan: eğitimin ve sağlığın hizmet sektörümü yoksa insan hakkı mı olduğu sorusu sorulmalıdır. İnsana devletlerin yatırım aracı olan bu alanların metalaştırma sorası hak değil ticari ürün haline gelecektir. Peki, gelince nemi olur? Bunu Kuzey Kıbrıs semalarında kolayca yakalarsınız…

Avrupa hafta sonu yeni öğrenci dalgasını Güneyden Balkanlara hissetti. Bunun sönen kıvılcım veya parlayarak yenidünya arayışına gidip gitmeme ile başarısı endekslenme durumu vardır. Genel olarak kaybetme noktasında tepkiler karşımıza geliyor. Daha iyi kazanmanın ivmesi hala eksik. Sistemin sürdürülmesi veya artık değişim gereklidir ikilemleri olaylara damgasını vuracaktır. Onca enerji değişim seçenek le buluşmadıkça sonuç almak mümkün değildir. Hatta eskiden öfkenin tepkisi bazen geri adım attırırken, şimdi bu dahi mümkün olmadığı görülüyor. Yunanistan ve ispanya bunun acı örneklemleri oldular. Özeleştirme ve metalaştırma çarpık dersini Kuzey Kıbrıs la tamamlayalım. Bizde onca olay veya yanlış gelişme karşısında üniversite ve öğrencileri bir dinamik olarak hiç gördünüz mü? Örgütsüz ve meta müşteri anlayış ile oluşan üniversite örneği bizde çok acı sonuçlar la karşımızda. Hem kamu kaynaklarını alan, hem hiçbir vergisi olmayan, yerel derebeylik gibi yönetilen, bilimsel özerkliği olmayan ve parayla diploma veren sınav açan çarpık eğitimi her gün karşımız da buluyoruz. Onca öğrenci ve üniversite yapısı resmi yalan tarihi dahi değiştiremedi. Kamusal insani hak ve metalaşmanın farkı burada gizlidir.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article