Acaba, mehdi mi sanır – Ali Sarıtepe

Must read

R.T.Erdoğan siyasal hayatında toplumda görünür hale gelmesinden bu yana (İstanbul Belediye Başkanlığı ile), toplumla olan ilişkilerinde, bu süreçte vermiş olduğu mesajlar ve kullanmış olduğu dil noktasına farklı bir açıdan da bakmakta fayda olabileceği kanısındayım.

İslami kültürde, İslami edebiyat külliyatında son peygamberden sonra, zamanı belli olmayan bir anda/süreçte Mehdi’nin geleceği anlayışı ortak bir düşünce, kanı halidir.

Mehdi, tüm konularda tekamülünü tamamlamış ve bu bütünlüğü üzerinden insanlığa yön mermeye mümeyyiz olduğu kabul görmektedir. Ve Mehdi kainatın her hangi bir yerinde evreni değerde bir karakter olacağı anlatımıdır da. Şüphesiz ona kaynaklık edecek olan tek değerde İslam olacağı halidir.

Yer ve zaman mefhumunun belirsizliğinde var edileceği/geleceğinin açık hale getirilmesi; İslam inanışında kendini bu anlamıyla yeterli gören şahsiyetlerin Mehdi’lik iddialarından bulunmalarını beraberinde getirdiği gibi, İslami siyaset pratiklerinde kendi yaptıklarına ve yapacaklarına kendi açık telafüzleri olmasa bile kendilerinin oraya yakıştırılmaları çabaları toplam sonuç olarak da ortaya çıkmaktadır.

Günümüzün karmaşık toplum ilişkilerinde topluma pratik ve akli yön vermenin en etkileyici aracının parti örgütlenmesi/siyasi örgütlenme olması esasından dolayı, bu aygıta özel önem verileceği açık olduğu bellidir. Bu ona, temsil ve tebliğ gücünü yerine getirebilmesi için bir imkan olmaktadır. Temsil ve tebliğ gücünün sadece içerisinde bulunduğu yer’le sınırlanamayacağı için, İslami kuralların tüm kainata egemen olmasının asıl hedefi olması nedeniyle İslami toplum devletleri ve İslami devletlerle olan ilişkileri onun önceliği olmaktadır.

Kendi düşüncesinin hikmetli olduğu kararlılığı ile İslami devlet ve toplumlarla ilişkilerini hükmeden konumda kurmaya çalışması onun en doğal hali olmaktadır. Kendi siyasetiyle uyumlu olduğu müddetçe itibar vermektedir. Örtüşmenin ayrışmaya ya da örtüşmemenin olduğu durumlarda, İslami küllüyatın en halis halinin kendisinde olduğu kararlılığı ile şeytanileştirme tespitini yapmaya başlamaktadır.

Mehdilik nosyonunun evrensellik karakterinden dolayı, ilişkilerini sadece İslami devlet ve İslami toplum devletleri üzerinden yürütmeyerek; İslam ümmeti ile de ilişkiler kurarak ve onu siyaseti haline getirmektedir.

İslami topluma zulüm eden devletlerin politikalarını şeytanileştirerek, İslam ümmetine ses vermek onda bir farz olarak durmaktadır.

Attığı ya da atacağı adımlarına, projelerine o kadar üstünlük vermektedir ki, adeta ‘sizin onları düşünmenize akli gücünüz bile yetmez’ demeye getirerek; bizim yaptığımız ve yapacaklarımızı siz hayal bile edemezsiniz diyebilmektedir.

Kitleleri etkileme güçleri yüksek olan yapıları ve bireyleri; kendi amacının hasıl olması için doğrudan ya da dolaylı yollardan etki altına almak ve kendi siyasetine güç aktaran kayışlar olarak kullanmaktadır. Kendi siyasetine enerji kattığı sürece değer vermekte diğer zamanlar da ise ötekileştirmektedir.

Edindiği İslami külliyatına yarattığı pratik adımların önünde engel durumunda olan öteki  İslami anlayışları etkisi altına toplamak, engel olmaktan çıkarmak ve hatta gerekli gördüğü noktada da onlara operasyonel olmayı kendine hak görmektedir.

Kendi İslami külliyatını toplumsal egemenlik haline getirmeye çalışırken; genel olarak siyaseti, politikayı amacına varmasının manevra alanı olarak kaydı altına almaktadır.

İman ve İslam hakikatına erdirilmiş olarak kendisini gördüğünden dolayı, kendisini hidayet rehberi olarak görmektedir.

Yaradanın kendisini İslamın büyük misyoneri olarak var ettiği onun kendine yakıştırdığı hakikati ise eğer:

Kendisinin de yaşadığı yer ve zaman diliminde, üstelik iktidar gücünü elinde toplamışken; en büyük ‘deccal’ ABD’nin bu topraklarda ki koç başı olması: Ona İslami külliyatta yer vermektemidir!

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article