47 yıl sonra Kıbrıslı Türk toplumu ve meclisi boykot etmek – Ulus Irkad

yazarın tüm yazıları -->

 

47 yıl önce Kıbrıslıtürk toplumunun kaderi değişmiş, Garantör Türkiye Kıbrıs’a 1963 yılından beri aksayan ve düzenlenmesi gereken Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tekrar yasallaştırmak iddiası ile müdahalede bulunmuştu. O günkü Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, dünya kamu oyuna açıklamalarda bulunarak Kuzey Kıbrıs’ı OrtaDoğu’nun İsviçresi yapacağını söylüyordu. Önceleri “Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi” daha sonra da “Kıbrıs Türk Federe Devleti” ilan edilmişti. Kurulmasının daha ilk aşamalarında Garantör Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a devamlı karıştığı, müdahale ettiği de görülmekteydi. Örneğin Garantör ülkeden büyük nüfus kayışı yapılmakta, Kıbrıslırumların terkettiği mallara, oradan getirilen ve de gerek Güney’den gerekse Kuzey’den partizanlara mal dağıtılmaktaydı. Kurulan statükoda hiçbirşey uluslararası hukuka uygun değildi. Alınan bir kararla Kıbrıs Liraları yerine “TL” kullanılmasına karar verildi. Birçok Kıbrıslıtürk bu kararla mağdur edildi. Daha sonraları “Güney’de bırakılan eşdeğerlerin karşılığı dağıtılacak” dendi ama bir türlü birçok Güney vatandaşı mallarının eşdeğerini göremedi, ellerinde tapuları ve puanlarıyla ölüp gittiler. Bu Türkleştirme furyası için arada, 1974 sonrasında kırk bin Kıbrıslıtürk’ün adayı terkettiği de söylenmektedir.

Garantör ülke nüfusla siyasal iradeyi ortadan kaldırırken, kendi ana karasından her yıl getirilen seçmen nüfuslarla, artık Kuzey Kıbrıs’ta seçimlere de hukukdışılıklar karıştı hatta artık garantör ülke, seçimlerde kendi vatandaşlarının da daha fazla hakkı olduğunu iddia ederek, artık kayıtsızca müdahalelerde bulundu ve dünya kamuoyunun da soruna odaklanmasına rağmen hukuk dışı karışmalarına devam etti. Uluslararası hukukta tüm bunlar onaylanmaz ve hatta bir ülkeye askerle nüfus yığmak savaş suçudur da denilmektedir. Garantör ülkenin elçiliği linç planları ve muhalif parti veya gazetecilere saldırılarda bulunamaz veya trollerini harekete geçirip, o ülkenin gazetecilerine suç duyurusunda bulunamaz veya gazetecileri linç girişimleriyle mat edemez. Gene Garantör ülke kurtardım dediği ülkede paramiliter örgütler kurdurup, sistemi eleştiren gazeteci, yazar veya aydınların öldürülmesi için önayak olamaz. Ganatör ordu, öncelikle yerli halkın güvenliğini sağlamak mecburiyetindedir. Garantör Ordu’nun üst komutanları kendi ülkelerinden kiralık katiller getirip gazeteci veya yazar öldürtemez, parti bombalatamaz.Garantör ülkenin vesayet askeri rejimleri sırasında Kuzey Kıbrıs’ta maalesef bunlar yaşanmıştır (Bk. Sedat Peker’in videoları).Vesayet yönetimlerine son verdim diyen Tek Adam Rejimi de suçlarına devam etmiştir. Son zamanlarda AKP ve Tek Adam Rejimleri daha da fazla müdahalelerine devam ettiler. Garantör ülkenin tek adamı son seçimlere müdahale ederek zafer kazandığını ve muhalif Kıbrıslıtürklerin yenilgisini kendi meclisinde bile kutlamaya başladı (Bk. Türkiye Sağ Basını ve Kuzey Kıbrıs’taki son Cumhurbaşkanı seçimleri). Bu tip karışmacılıklar 47 yıldır devam etmekteydi ve son on yılda daha da doruklara çıkarıldı.

Bir de son zamanlarda KKTC’nin tanınması ve iki devlet esasına uygun açıklamalar yapılmaya, uluslararası destek bulan görüşmelerin temelinin dinamitlenmesine girişildi. Gerek BM ve gerekse AB parlamento ve AİHM kararlarında artık belirlenen bir oluşumun tanıtılmasına çalışmak, aslında 47 yıldır her türlü zorluklarını yaşayan ve gün be gün erimekte olan Kıbrıslıtürk toplumunun varolma savaşına darbeler devam ediyorken, son zamanlarda yapılan bu müdahaleler tepki toplamaya başladı çünkü dünya kamuyoyunun tanımayacağını bile bile bu tip bir maceraya sürüklenmek, aslında Kıbrıslıtük toplumunu yeni yeni maceralara sürüklemek demektir.

1945 sonrası devlet tanınmalarında şart ve usüller de değişmeye başlamıştır. Soykırım gören, baskı altında olan , varolma tehlikesi yaşayan ve üniter sınırlar içinde yaşayan farklı toplumların, self determinasyonları elbette tanınmaktadır fakat, İnsan Hakları, Demokrasi ve adalet değerlerini kabul edip demokratikleşen üniter yapılardaki farklı etnik gruplara, eğer o üniter yapıda demokratikleşme yaşanırsa, ayrı devlet kurma hakkı tanınmamaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti sınırları içinde sorunlar varsa ki vardır, Kıbrıs Türk tarafının artık Kıbrıs Cumhuriyeti’nin demokratik, çağdaş, hukuksal sınırları içinde hak araması ve bu sorunların çözülmesinde ısrarcı olması gerekmektedir. KKTC tanınmıyorsa, egemen kesimler bunu hukuk- demokrasi değerlerini tanımaz kafa yapılarında ve değerlerinde aramalıdırlar.

Mecliste muhalif partilerin oluşturdukları Boykot platformu aslında Kıbrıslıtürklerin son 47 senesinde çözülmeyen ve gittikçe artan sorunlarına bir çözüm yolu bulmaya dönüktür. Garantör ülkenin gittik sonra otoriterleşen rejimi inşallah bu tepkiyi iyi değerlendirir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,133TakipçilerTakip Et
55AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları