Sovyetler Birliği Ekim Kasım devrimi üzerine birkaç söz de benden – Özkan Yıkıcı

0
25

Aslında başlığı yanlış kulandığım düşüncesindeyim: Doğrusu Sovyetler devriminin yıl dönümü ile sınırlı kalmalıydı. Devamındaki kelimeler galiba hatalar içermektedir. Çünkü, “benden” derken, sanki kafalarda epey kişi yazıp da benden de birkaç söz eklemesi gelmek gibi bir düşünce oluştu. Halbuki, söylesine dolaştığım yerel ve TC medyasındaki sol kesimin önemli kısmı olayı hiç anımsamadı. Galiba beni böylesi girişle, kendimle yüzleşme noktasına da taşıdı. Soldaki boşalma ve seçenek olmama gerçeği sonucu, sosyalizmi kelimesel olarak kulanımda tutsak da gerçekten  idolojisini yaratan önemli taşları, siyasal birikimleri havızadan çoğu sildi. Güncel savrulma ile kalındığı ve birikimi kulanıp yeni sıçrama yapılmadığı için de sosyalist konum, genel kapitalist krize rağmen seçenek olamıyor. Oysa, Sovyetler devrimi, Marksizim alanında önemli bir sıçramadır. Uzun zaman da Sosyalist blok olarak da doğruları ve yanlışlarıyla da seçenek oldu. Emperyalizmi dengeleyen ve belirli dönemde sosyalist ve ulusal kurtuluş hareketlerine destek verip epey mesafe de kaydedilmesine katgı yaptı. Oysa, günümüz soldaki yaratıclığın eksikliği ile alınacak derslerle geçmişten gelen birikim bağlantısı kurulamamasının acı yüzleşmesini hep yaşıyoruz. En net kanıtı da Sovyetlerin resmen yeni bir sıçrama ile sosyalistlerin iktidarı devrimle ele geçirme tarihini dahi unutan tuhaf bir sol dünyayla birlikte Ekim Kasım devriminin yıl dönümüne geldik.

Kolay deyil; tam 102 yıl önce 7  Kasım miladi takvimle veya o  dönemin Rus takvimiyle 24 Ekim günü olan tarihte, Sovyetlerde yeni bir çağın haberi yayılıyordu. Emperyalist dünyada Sovyetlr Birliği devrimle kuruluyordu. Bunun sarsıntıları oldukça deprem yarattı. Öyle yaratıverdi ki Sovyetler hemen ilk iş olarak Birinci Paylaşım savaşından çekilerek, savaşa karşı ilk mesajı verdi. Devamında Hazırlanan Ortadoğu paylaşımından da geri adım atıverdi. Bu ayni zamanda yıkılmakta olan Osmanlı için bir kısım toprağın yeniden kendisine geçmesi demekti. Dahası var: Emperyalist işkale karşı Türkiyede başlayan Kurtuluş savaşını hem de önemli desteklerle Sovieytler Birliği kattgıda bulundu. Üstelik, Kemalistlerin ve İtihat terakicilerin TKP liderlerini Karadenizde katletmesine rağmen. Neyazık ki bunca Sovyet desteğine karşın, Kurulan Türkiye Cumhuriyeti zamanla Sovyetlerin katgısını sildirtip, hat ta onlara karşı mücadele verilen Emperyalistlerle Natoda bütünleşti. Böylesi bir dinamikle Sovyetler Birliği dünya tarihine katıldı.

Sovyet Devrimi, Kapitalist egemen burjuvalar sınıfı yerine, ezilenlerin devrimiyle kurulan cumhuriyet oldu. Olmaz denilen sosyalist devrimlerin olacağının önemli mesajı haline geldi. Bu, ezilenler için yükselen dünyasal dalga haline geldi. Bundandır ki Emperyalist yapı hep Sovyetleri yıkmak için mücadele verdi.  Sovyet devrimi, ezilenlerin birleşerek, etnik ve dini kimlikler üstü sınıfsal bakışla oluşan dünya deneyimi oldu. Bu devrimden sonra, sosyalist hareketler, yeni mevziler kazandıkça, giderek yarını kurma tartışmalarına da girişti.

Kapitalist yapıyı sarsan ve salt muhalefet ayaklı Kominist hareketin, iktidar olma gerçeğidir Sovyetlr. Tarihteki önemi de bundan kaynaklanmaktadır. Şu ezberi de bozdu: herkes devrimlerin gelişmiş kapitalist ülkelerde olacağı öngörüsü de bir anlamda koşullara göre olma birikimini getirdi. Emperyalizmin en zayıf halkasında kopma kuralı Rus çarlığının yıkılmasıyla pratiği oldu. Ayni şekilde, Sovyet devrimi iktidarı kazandırırken, sonrası üzerine, yaşananlarla yeni sayfalar da tartışmalarla dolmaya da girişildi. Ezilenlerin, ezen karşısındaki başarı kadar, bunun koşulları da iyice pratikle yaşandı.***

Aradan tam 102 Yıl geçti. Asrın da ötesine geldik. Sovyetler ise yıkıldı! Yakın kocaman tarihle yaşanan süreç halinde geçti. Başlangıcını okuyarak ve öğrenerek biriktirirken, yıkılışa gelişin de göstere göstere gelişine de tanık olduk. Benim bu konuda çok sızlatıcı yaşanmışlıklarım vardır. Örneğin, 1987 Yılında Mimar Mühendisler odasındaki salonda Sovyetlerin yıkılma aşamasında olduğunu söylemem, benim nerede ise döüvelme aşamasına getirdi. Oysa acı olan şu: yıllarca süren Sovyet devrimi, onca yaşananlara karşın, öylesine hantal yapıya gelindi ki bir kurşun atılmadan Kapitalizme teslim oldu. Bu acıtıcı yaşanmış derstir. Yetmişlerde şu olgu hep tartışılıyordu: Devrim yapmak elbet zordu. Çok güçlükler de geçiliyordu. Kolay kolay gerçekleşmiyordu. Yine de birçok ülke kendine sosyalist diyen kesimlerin eline geçtiydi. Ancak, tıkanış hep şu noktada düyümlendi: “Geçiş süreci nasıl olacak”? Bu sonuçta Kapitalizmin Neolierbal sürece girmesiyle birlikte sosyalist hareketler  hem örgütsel siyasal yenilgiler yaşarken, yerine siyasal seçenek de oluşturamadı. Bu koşulalrda da daralan sol eksen Sovyetlerin de kendi yapısal yanlışlarıyla 1990  dağıldı.

Bugün Sovyet devriminin yıl dönümü. Tam 102 yıl önce gerçekleşti. Yirminci yüzyılın damgası oldu. Şimdi yine Emperyalist çağda ama başlangıcında deyil de Neoliebral sürecin kriz dönemindeyiz. Sol ise seçeneksiz. Sosyalist seçeneksizlik ile sistemin krizi yönetememesi sonucu da yeni faşist dalga da kitlesel destekle devlet biçimi olarak gelişiyor. Sosyalist kesim kendi birikimiyle günümüze yönelik politika oluşturamıyor. Oluşturmadağı için de parça parça muhalif hareketler gelişip, sonra sermayeye metalaşan fon destekcileri haline geliniyor. Çevrecilerden kadın haklarına alanlarında bunlar peşpeşe yaşanıyor. Birinci paylaşım savaşındaki sol seçenek tipi hareketler oluşamadı. Bundandır ki Marksis iktisatcılar kapitalist ekonomik alanı gayet güzel inceleyip öngörüelriyle de haklı çıakrken, Marksis öteki bilimciler analizlerde gerçeklere ulaşıp kanıtlanılırken, politik alanda bunu tamamlayacak örgütlenmeler ve gidrek seçenekler oluşamıyor. Hat ta son Slaven Zezekin de uyardığı gibi “ne Afrika nede Kürt hareketlerini anlayamayıp, yanlış yapan ve sırtını dönen Avrupa solu ortaya çıktı” tesbiti yapılıyor.****

Ben yazıyı yazarken Kasım Sovyet devriminin yıl dönümüydü. En azından günün önemi ve hatalarla doğruların konuşulduğu bir sol platforum bekliyordum. Biliyorum, buna herkes “rüya” diyecektir. Basit seçim tavrıyla dahi bir araya gelmeyen sosyalistler, sistemi doğru dürüst yorumlamak istemeyip, salt ordan oraya savrulmakla yaşanmalarına kimi yerde Ortodokslaşarak veya tarikatlaşan sol imajlarla da ismi kulanmaya devam ediliyor. Sovyet devrimi bundandır brrakın yıl dönümünde konuşulsun, adı dahi çoktan unutuldu. Sadece, oluşan kocaman birikimden geriye kulanmak için ismi kaldı. Oda boşaltılarak devam edilip tüketilmeye doğru gidiliyor. Ozaman, da sosyalist seçeneksizlik ile kitle protestolarının buluşmadığı ile yeni faşizmin yükseldiği Emperyalist dünyada ordan oraya savrulmaya devam. Çünkü, kapitalizim de Neolierbal kısgaçta bocalayıp devlet ve sermaye gücüyle egemenliğini sürdürme dışında onlar da yeniden üretilme dönemine giremiyor.

Sovyet devriminin 102 yılında otururken, aklımdan yukardaki düşüncenin damlaları sıralanıp, makalemi ördü. Unutmak geçmişle kopmak ile günümüzde günü kurtarma bütünleşmesi, önemli tarihi dönemleri de kafamızdan sildirtmeye yetiyor. Ozaman da çürüse de sistem daha sert ve gericilikle devamını sağlamaya uğraşmaktan başka seçenek de kalmıyor.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.