Katledilen gerçekleriyle Suriye gerçeği – Özkan Yıkıcı

0
5

Suriyede deyim yerindeyse, dünya güçlerinin şeytani oyun sergiledikleri coğrafya haline geldi. Her an başka ters gelişmelerle, hamleler diyarına dönüştü. Brakın günceli, saatler dahi deyişen politikaların karmaşasıyla ülke dünyanın merkezi haline sokuldu. Salt Suriye ile yetinilmeyip, kimi gizli kimi kurnazlık ve kimisi de net olarak oynunu sergiliyor. Bu cendereye hem de tetikleyici olarak Türkiye de katılınca, direk etkileri cepteki dolardan, Kıbrıstaki konuşma şekline dek direk sansürlü iflaslı eatgılar oluşturdu. Öyle ki, salt Türkiye penceresiyle Erdoğan önce “Gelen ABD başkan yardımcısıyla görüşmem, benim ayarım deyildir” derken, birkaç saat sonra ayni başkan görüşme masasına geçti! Yine, Erdoğan, uçakta “ateşkes mateşkes falan yok, biz yolumuza devam edeceğiz” derken, birden günü geçnmeyen zamanda Suriye işkal bölgesinde ateşkes ilan edildi. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ayni şekilde, peşpeşe gelen anlaşmalarla, gelecek Suriye hesapları da kabarıyor. Yöre ötesine deyil, kendi içinde itifak kırılmaları da oluştu. PYD önce ABD itifakındayken, Türkiyenin Doğu Fırat hamlesiyle ve ABD engelememe tutumu ardından Esatla anlaşarak yeni sıçrama gerçekleşti. Daha bu anlaşılmadan, ters yönden Türkiyenin işkali ve ABD müdahalesi ile tartışmalı ateşkes ilan edildi. Bunda dahi paradoks çok. Öyle çok ki kimse bunların önemlilerini yakalayamadı. Trump Erdoğan PYD ekseninde ve anlaşma içerikle epey çelişkilerle başlangıç ile gelinen aşama konuşulmaya çalışınıldı. Oysa klasik gerçek vardı: Suriye toprağında Suriyeden habersiz şekilde işkalci ile yerel güç hem de öteki genel işkalcinin planıyla ateşkes ilan etmenin, anormaliği hiç dile kondurtulmadı.

Bakın, birkaç günün gelişmesi dahi hem çelişkili hem de ters yönde karışık geleceğe adaydır. Buna ek olarak, başta Türkiye genel medya ile K. Kıbrıs cepesinde sansür ve yalakalarla habercilikle kitlelere gerçekler resmen katletiriliyor! Başka açıdan, her ülke kendi bakışı ile iç politik kulanım biçimiyle algı operasyonu yapıyor. Medya da başta Tramp ve sonra Erdoğan eksenli hem de siyasal imajlarla donatıp konuyu aktarıyor. Bundandır ki başta bazı ABD gazetecisi ve akademisyeni, bolca konuşturulan ateşkesi resmen gizletme veya göz aldatmacasıyla uyarıyorlar. Olayın temel yönü Suriye gerçeğinden kopartarak, ABD cepesinde yandaşlar Trumpun başarısı veya Türkiyede Erdoğana yeni “zafer kahramanlık hikayesi” algısıyla piyasada kulanmakla meşkuldurlar. Ancak, çoğunun eleştirdiği ve hakaret dediği Trump sözleri ise bize hiç konuşturtulmak istenmeyen Emperyalizmi gözümüzün içine soktu. Emperyalist sömürge siyasetinin esrumanını mizahlaştırarak çaldı. Önce dövüştürüp sonra barıştırma taktiği Emperyalizmin birçok ülkede uyguladıkları temel taktiklerden birisidir. Aslında, yine konuşturulmayan bir yön de şu: ABD önce direk Türkiyenin Doğu Fırata girmesiyle resmen tanpon bölge stratejisine hamle yaptı. Artık, anlaşmayla da beraberinde Türkiye Kürt kartına sarıldı. Kimse, Türkiye işkali ile Kürt anlaşmasının aykırılığı üzerine durmadı. Olayın, Suriye topraklarında hem de işkalcilerin nerede ise yasalaştırma belgesine dokunmadı. Halbuki önce izinle giren Türkiye, adına karşı çıksa da ateşkesle Suriyenin Doğu Fıratında yer almaya, mevzi oluşturmaya başladı. Nedense, işkalin bitmesi, Türkiyenin geri çekilmesi, Suriyenin buralara da gelmesi talepleri yoktur. Sanki, Suriyenin bu toprakları üstelik Suriye ile 5  ilkeli yapan ve Suriyeleşmeği kabulenen PYD ile gerçekleşti. Bunlar, pek de konuşulmasa, ilerde uluslaraası boyutlarda örneklem olarak çok konuşulacaktır. Tıpkı, Türkiye Kıbrıs hareketi sonrası yapılan bazı “Viyana anlaşması gibi” konumlarla aslında gelecek siyasal hegemonya taşları olmaya adaydır.

Özetlenen ve resmen kavramlar dahi boşaltılıp fetişizimle donatılırken, Buradaki duyarlı insanların dersleriyle katgıları olması gerekirdi. Örneğin, Teröristlerle veya Terör örgütlerle görüşülmez lafı Kıbrısta çoktan tarihe karıştı. Örneğin, Kıbrıslı Türkler o  dönem uluslar arası alanda hep isyancı ve anarşistler olarak kulanılan komnumdaydılar. Yine de ateşkesler yapılıyor, görüşmeler oluyor ve bu kavramlar yaşanarak öğreniliyordu. Bunlar tıpkı tüm yakın tarih gibi ya belek kaybı veya cihaletin sonucunda unutulup, resmi tarih yazılınca, yaşanılan gerçeklerle birlikte kavramlarda yok edildi. Birilerin seçkisine göre kulanıldı. Bundandır ki son ateşkes ilan edilirken Çavuşoğlu dedi diye bu kabulenmeyince, ayni koro başta politikacılar ve gazetecilerce tekrarlandı. Demek ki yaşanan gerçekler burada çoktan katledildi. Öyle katledildi ki vakıflar Osmaniye veya saçmasapan haklarla adeta yeni bir yalan bilançosu oluştu. Yalakayla iktidarın da gücüyle haykırıldı. Bunların da karşılığı da oldu.

Son Suriye olayında resmen Savaş yaşanırken, savaşın dahi kulanımının tabusalaşan yasak gibi konumlandırılması dahi, hepimize kavram fetişizminin yaygınlığını gösterdi. Savaş, Barış, işkal, ilhak ve nice savaş içi kavramlar ya yasaklanıyor veya anlamsızlaştırıp kulanımdan çekiliyor. Barışın tanrısal suç boyutuna sokulurken, savaşın yapılırken dahi savaş olması kulanılmazken,olaylar olduğu gibi deyil de siyasal kirli çıkara göre şekilendirince, gerçek adeta katledilip üstünden Fatiha okundu. Moda haline gelen Camilerdeki fetih Suresi okunması gibi.

Özetlenen son Suriye resminde, herkes yandaşının başarıda olduğu inancı da var. Suriye yönetimi, pek konuşulmasa da ülkenin geniş alanını koruyor. ABD, bitiyor dendiği anda deyişik kurallarla yeniden devrede adını belirtip, son sözdeki etkisini koyuyor. Ruslar,tam hamleyle öne geçtik derken, birden itifak çatlaklıklar ve karşıt ABD hamleleriyle karşılaşıyorlar. İşkaller bitecek denilirken, Afrinde fakülte ve Doğu Fırata ABD izniyle giriş sıçraması oluyor. Herkesin ajandası başka. Herkes, kendine haberi ve gelişmeyi yontarak sunuyor. ABD ve Türkiye gibi ülkeler, salt dış politika deyil, içteki kaybdilen desteği de sağlama adına Suriye topraklarını kulanıyor. En genel gerçek ise Emperyalist çağın en gerici rejimleri, en militaris kesimler, kendi faşist kurallarıyla ayakta kalma oynunu oynamaya çalışıyorlar.

Kısaca; daha şimdi yazıyı yazarken, Suriyede yeni bilgiler ve hamlelerle gelişmeler karmakarışık oynuyor. En garipsediğim konuyu da belirteyim: benimle reportaj yapmaya gelen dış medya kişisine bir ufak eleştiri yaptım: yapacağı reportaj 29 Ekimde yayınlanacak. Ben ona, saatlerde deyişen dünyayı ben onca öteye nasıl aktaracam. Böylesi tuhaf haber medya kavrayışının hala sunması da ilginç gelmiyormu? Tabi, Muratın bu yazıyı ne zaman siteye koyacağı da başka durum. Bunalr da benim sıkıntı duyduğum önemli ama dikate alınmayan olgulardır. Yine de Suriye karmakarışık şekilde gerçekleri katlederek yolunu bulmaya çalışıyor.

 

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.