Gelgitlerle kıbrıs girip doğaçlaması – Özkan Yıkıcı

0
7

Geçen hafta sonu yazdıydım: adada olmayacağım nedeniyle yazılarıma da ara veriyorum diye belirtim. Aslında, bundan önce de çok yurtdışı gidişi yaptım. Fakat, senelerdir bu ayrılıkları boş yazıyla brakmadım. Gerek güncel konular, gerek se tarihi gün buluşmalarla makalelerim devamlılık gösterdi. Bu yıl böyle yapmak istemedim. Aslında, haftayı dolduracak “ 11 22 Eylül” yakın gün nedeniyle epey yazacak söz vardı. Ben bu darbeleri dahi yazsam, gündemi rahatca kurtarırdım. İstemedim. Bu arada, ben adada yokken, özellikle askeri alandaki patlama önemli haber nitelikteydi. Uzun uzun yorum yapacak değilim: Anımsarsanız Doksanlardaki büyük orman yangını veya son adamıza düşen cismin nedeni hiç söyletilmedi. Olay anında ve devamındaki kurgularla bolca konuşulsa da ne istifa eden oldu, nede konunun nedeni direk olarak açıklandı. Sadece, bol dar tahminlerle ve hat ta bilinip de sisteme aykırılıktan konuşulamayanlarla, olaylar geçiştirildi. Halbuki, çok uzağa gitmeyelim: Güneyde de patlama oldu! Birçok araç tahrip olurken elektrik santrali de nasibini aldı. Orada, enazından konu direk sorgulandı, istifalar edildi, Devlet Başkanı Hristofiyas dahi sorguya çekildi… Bunlar KIbrısın K. Kuzeyi için oldukça uzak. Sanki Kaf dağı ardı, uzun tarihsel farklılık dönemlerde yaşanır gibidir….

Tekrar edelim: bu patlama da birçok bilginin karanlığa gömülerek unuturulmaya konulacağı kesin. Mevkidaşlar işe tıpkı bundan önceki benzer olaylar gibi, bol konuşup içi boş lakırtılarla süreci idare etmeğe çalışacaklardır. Başka örnekler ise kendi kibirimize boğulup onları da öteleme başarısını da tüm Milli şahlanışla başarılacaktır. Ne zarar, ne neden ve devamındaki bedel konusu burada geçmeyecek. Onun için, konu birkaç gün sonra ya unutulur veya banbaşka ekleme palavrayla konuşulup bitirilecektir. İstifa mı! Buranın kutsal kitabında yok… Adanın gerçeğinin sadece K. Kıbrıs şekilenmesinin normal bir yansıyışın ötesinde de konumlandırmak da yanlıştır. Herhalde böylesi K. KIbrıstan gül bahçeleri ve demokrasi sorgusu beklenemezdi.****

Ben Girit adasında gezerken, adadan böylesi patlama haberi aldık. Basit yorumla ve daha ilk baştan denilenlerden kokan yalanları da takip edip, yine de normalmışcasına davrandık. Gerçekten, Girit de bir ada. Üstelik, bizden farkı, onlar direk Yunanistana bağlı. Bizim burasında ise bol bol “bağımsızlık şarkısı” söylenmesi gerçekleri gizletilemeyen ikili karakterisliği vardır. Ben genelikle ister fesdivalere katılma veya doğal gezme dönemi olsun, bu tip gezilerde gözlem yapmak, dilin olanağı ile sohbetlerle ilgili yeri doğal haliyle de tanıma peşindeğim. Nitekim, daha Girite inip ilk sokak karşılanmamızla, bizim de ada olmamıza rağmen nedenli sosyal farklılıklar olduğuna tanık olduk. Özellikle de K. Kıbrıs yerleşim yerleri ile Girit kentine bakarken, onların şehirleşme sosyolojik gerçeğine karşın, K. Kıbrısta şehirler sadece kalabalık ifadesinin ötesine geçmediğini direk hisedersin. İnsanların sokak gezintileri, sokakların temizlik durumu, şehirdeki yerleşim yerleri, ayrılan trafiksiz alanlardaki yayılan esnaf ile yaşan birlikteliği, bir anlamda K. Kıbrıstaki şehirlerin kalabalık dışında kimliksel yokluğunu fark edersiniz.

Örneğin, deniz kıyısındaki Herakliyon şehri ile bizim Mağusa ile Girneyi yan yana getirseniz, boğulan Girne yapı nefesiliği ile kalabalığına karşın şehir olup sosyaleşemeyen Mağusanın Herakliyon yanında şehirsel nedenli fakir ve geri kaldığını anlarsınız. Hele de yolun karşıdan karşıya geçerken ki şöfer tavrı adeta K. Kıbrıs Girit insan bakışının nedenli derin uçurumlaştığını da yaşarsınız. Sokakların temizliği veya şehirdeki bina yerleşimi, internetin belediye tarafından parklarda dahi oluşu basit ama insani gelecek tutumların sosyaleşmesidir.

Dikat çeken bir önemli durum da insan profilidir: Girit sokaklarında her noktada Giritli imgesine tanıklaşırsınız. Oysa, siz Lefkoşa kalabalığına veya Girne nefesizliğine daldığınızda çeşitleme ve darmadağın insan kalabalıklarına raslarsınız. SIkca, adalı insan görmediğiniz şikayetnamesi de marazlaştırılır. Bu kıyaslar daha ilk sokak egezintisinde karşınıza dikilir. Kamu alanları konusunda da Girit turizm hedefiyle de çareler buldu. En basitini yazalım:

Bindiğiniz bir araçla sadece Herakliyonu değil, çevrenin de önemli yerlerine ulaşırsınız. Günlük bilet alıp, her uğranılan yeri eğer beyeniyorsanız inip, sattlerce olada gezinirsiniz. Sonra ayni biletle başka araçla yolunuza devam edip yine istediğiniz yerde durup gezersiniz. Böylelikle, günlük tiketle, epey yeri gezme olanağınız da vardır. Peki, Lefkoşa veya Mağusada böylesi bir olgu var mı?

Girit felsefesi bizimkine ters: Burada alahın günü politikacısından normal kişisine durmadan adı “öğrenci, işçi, kaçakcıl, insan” taşınma probagandası yapılır. Yığılacak nifusla hem müşteri hem de ucuz emek kulanım olanaklarıyla zenginleşme rüyaları hala yaygın. Bunlar, sokaktan tutun, yaşam yerlerine, lokantalara dek yansır. Oysa, adanın toprağı sınırlı ve bunu iyi kulanmak şart. Bu basit gerçeği onca ünüversite ve yüzbini aşan öğrencisine rağmen, hala kabulenme noktasından çok uzakta bulunmaktadır. Nitekim, Herakliyonda bir lokanpta veya bazı başka yerlere gidince yerel insanlarla karşılaşırken, burada hep başka ülke kimlikli ucuz emek insanına raslarsınız. Yerlisine raslarsanız da şaşırırsınız. Anlayacağınız, K. Kıbrıs sözde bağımsızlık ve gemenliği ile vatrtan milleti savururken, gerçekte bunların çoğunun yok olduğu normaliğine düşünsel olarak gelinemiyor. Çünkü, tüm yapıları hep teslimiyet ile rant üzerinden kolaycılıkla kazanmaya oturtuldu!

Girit, turizm ve tarım üzerinden ekonomisini şekilendiriyor. İnsanların çoğu araçlarında yerel Girit ezgilerini duymak kolaydır. Oysa, K. Kıbrısta, onca şahlatılan “milliyetciliğe” karşın pek de yerel ezgiler duymazsınız. Girit tavernalarında Lir veya öteki Buzuki gibi esrumanlarla ezgiler duymalar yaygınken, K. Kıbrısta sırf Kıbrıslı ruhiyesi için bazen keman kulanıldığı raslantısı oluşuyor. Özellikle, adasal kentleşme, turiszim hamleleri ve sosyal dokuyla ayakta kalma, adanın özünü n de düşünerek yapılaşma Girit açısından incelenmesi gereken bir yer. Hele de yolda yürüme şekli ile hemen K. Kıbrısa gelince ki sokak gerçeği, burada nelerin hata olduğu ilk basit izlenimlerle yeniden Kıbrısa gelmiş olursunuz.

Bir önemli gözlemimi yazmadan yazıyı bitiremem: Benim Rumca dilim de olduğunu, tanıdıklarım iyi bilir. Tabi işlerine her konuda olduğu gibi gelirse! Arkadaşımla dikat ettik: Sokakta yürüyen insanlar küfür diliyle hitap etmiyorlar. Bu kız erkek ikileminde de geçerlidir. Belden aşağı sözler veya ansızın yüksek sesle “Be hayvan” hitaplarına raslamadık. Sesler pek de anormal değildir. Kimse kimseğe kolay kolay laf atmıyor. Bir rahatlık vardır ve gece yarılarına dek sokaklar cıvıl cıvıl.

Deniz yoluyla başka adalara ve hat ta İtalyan adasına gitme şansı da vardı. Dalgalı oluşu ve adayı iyice anlama adına bu olanağı kulanmadık. Ben hep yaşamımda iyi arkadaşla gezmeği hayal yaptım. Olanağım ölçüsünde de en yakın dostlarla gezdik. Kafa yapısı uygun olunca da hem gözlemleri konuşarak iyice anlamak, hem de gezide sıcak sdostluklarla da yaşamın parçası olma gerçekliği oluştu. Bundandır ki Dostum Hüseyin Güveni iyi anlıyorum. Kafa dengi eşiyle resmen hayatın sonbaharını yaşıyor. Benim de yaşamsal olarak dileğim olup başaramadığım konulardan birisidir. Dost arkadaş buldukça ben de tanıma ve daha yakından öğrenme adına bu tip dolaşımları da yapıyorum. Tabi, gençliğimde sanatın da büyük kattgısıyla dünyayı dolaştım. Şimdi de en yakın dostumla Girite gidip hem tatil hem de gözlemlerle yaşadığımız yerle kıyasımızı yaşayarak yaptık.

Benzer sonuçlara hep ulaşıyoruz: biz kendimizi nekadar övsek de nafile. Dünyanın gerçeği başka. Nitekim, ben sıcağı sıcağına K. Kıbrısın Lekkoşa şehrine geçip apartmanıma ulaşırken, kafamda hala Girit sokaklarının temizliği ve ev önlerindeki dikatler kafamdayken, benim bahçeme hem de apartman sakinleri pisliklerini atıp odun yığdıklarına tanık oldum. Gel de söylenme!

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.