Brezilya Mısır aynasından, Lula’dan Musri’ye ibret tarihi belge – Özkan Yıkıcı

0
8

Defalarca yazdığım konulardan birisiyle, önemli gelişmeleriyle de karşılaştım. Doğrusu, öngörülerim de gerçek çıkması bakımından da kendi kendime övgü koydum. Nede olsa başkası bu deyerlendirmeği yapmamaktadır. İnsan bazen bencileşip de kendi kendini de kanıtlatırdığı zaman da övmesini kendi yapar. İşin dolanbaşlılığı biryana, Gerçekten hem Lula hem de Mursi hakında yorumlayıp yazdığım konunun sonucu adeta tahminimin de ötesinde gerçekleşti. Burada herkese okurken ve ardından eğer kaldıysa düşünüyorsa, çağımızın mutlaka Emperyalist özünü unutmamasını öneririm. Yaşananların Kapitalis akışkanlıkta olup, politik eksendeki dönüşümlerle oluşma çizgisinde ele alarak böylesi sonucu daha iyi anlama şansları da vardır. Hem Brezilya, hem de Mısır sistem genelinde önemli roller alıyor, siyasal çalkantıalrında başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerden bağımsız da düşünemeyecek kadar gerçektir. Şimdi, okurken, kısa zaman önceleriyle konuları hayal edip, eğer benim gibileri de okuyorsanız, neden bu sonuçları öngörme düşüncemizi de anlayacaksınız.******

Brezilya gelişmelerini sık sık yazdık. Özellikle ikibinlerle uygulanmaya çalışılan “sosyal politika ve piyasa ekonomi” ikili modeli de yerine göre yorumladık. Bu dönemin lideri ise Lula oldu. Ardından, sermaye kesimi ile başta ABD Brezilyada parlementer darbeden başlayıp, yargı operasyonu ile bu modelin önce Rusefi, sonra Lulayı hapsederek, üstelik iktidara da faşist Binsanaroyu taşıdılar. Bu son halka geçen yıl tamamlandı. Yapılan Brezilya seçiminde son perde kısa zaman önce oynandı.

İkibinlerin sevilen lideri sendikacı solcu Lula yeniden aday oldu. Lulanın yaptıklarıyla seçimi mutlaka Y.70 oyla kazanacağına mutlak şekilde bakılıyordu. Unutulan, önceki solcu Kadın gerila Rusefin de normal değil de entrikalarla görevden alma gerçeğinin yaşanmasıydı.

Nitekim; Lula aday olurken, Brezilya yargısı sermaye ekseniyle ve ABD çevresiyle harekete geçti. Lulaya suçlar yöneltildi. Heme yargı olaya el koydu. İlginç bir mahkeme yapıldı! Lula rüşvetle ev aldığı saldırısına uğradı. Yaşamadığı, üstünde olmayan ve ödemesini yaptığına dayir belge olmamasına rağmen, Lulayı tam da seçim öncesi “Yolsuzluk ve çıkar adına rüşvet”  almakla hapsetiler. Dahası, seçime katılmaması için de Brezilyada alışılmamış şekilde önemli hızla üst mahkeme hemen kararı onayladı. Bununla kalınmadı! Lulanın hapisaneden dışarıya bağlantı kurmasına da yasak getirildi!

Böylelikle, sol adayını kaybederken, sermaye destekli,Amerikan meyşeli Bilsandıro algı operasyonlarıyla seçimi ele geçirdi. Hemen özeleştirmeler ve sosyal hakları kaldırma hamlelerine de başladı. En tuhafı ise Lulayı hapseden yargıç “adalet bakanı” yapıldı.

Fazla zaman geçmedi: Yayınlanan videyo ile şimdiki Adalet bakanının, zamanında Lulayı hapseden yargıcın, nasıl uyduruk gerekçelerle karar verdiği diyaloğu yaynlandı. Belirli kesimler de hemen ayağa kalktı. ABD içinden Sanders gibi siyasetciler konunun gündeme gelmesine yardımcı olundu. Çağrılar, Lulanın serbes brakılması ile oynanan oyun sonrası yer alanların yargılanması ve en başta adalet bakanı “yani Lulayı cezalandıran yargıcın” hemen istifa etmesi sesleri yükseldi.

Bu gerçekleşir mi; bilinmez. Zaten yaşananlar göstere göstere oldu. LUla, yoksulara karşı yaptıklarıyla sermaye tarafından cezalandırıldı. Sosyal haklar kazandırma hamleleri nedeniyle yeniden seçilmesi engelendi. Faşist lideri, kurumsalaşıp faşist geleneği olan Brezilya devletinin bu bilgilerle nedenli sarsılacağı da belli değil. Amerikanın, özellikle Trump dönemli gerçeği ile Latin Amerika müdahale hamleleri de eklenirse, bildik Lula mahsunluğu ile yapılan yargı darbesi gerçeği, ortaya çıkan kanıtlanan bilgielrle nedenli düzeltme şansı olacağını,yaşayarak göreceğiz. Belli olan, Emperyalizmin bu tip kirli işleri normalmışcasına sık sık tekrarladığıdır. Bakalım, Brezilyalı LUla daha tarihe neler yazdıracak?*******

Lulayla ilgili gelişmeler burada hiç karşılık bulmadı. Dünya küçülürken, gerçeklerin de uzaklaşma ikilemlerini yaşamaya devam ediyoruz. Demokratik yapıların olmaması, sosyalist düşünceli örgütlerin kısırlığı ve medyanın merkezi havuz halindeki yandaşlama bağları, böylesi önemli siyasal konulara oldukça uzak durmalarının başlıca nedenlridir. Fakat, brakın Brezilyayı, günvegün yaşayarak haberelriyle etkilendiğimiz Güney komşumuz Mısırdan gelen haber de bizi tartışmaya çekemedi. Sadece birkaç satırla haberi yapıldı. Sadece, Türkiyede yankı buldu. Çünkü, mahkemede ölen Musri Türkiye Cumhurbaşkanının da siyasal yakını olma nedeniyle bu gerçekleşiyordu.

Hafta başı dünya medyası Mısırda yargılanırken Musrinin yani bundan önceki başkanın öldüğünü yayıyordu. Cenazesi dahi törenle veya halka açık yapılmadı. Oysa, kısa zaman önce Musri, kendi beklemediği şekilde birden kendini başkanlık sarayında buldu. Sonra, yine kısa zaman içinde, hem de kendinin atadığı Genelkurmay başkanı Sisi tarafından devrildi. Hapse atıldı. İşkence gördü. AYlesi ve avukatlarıyla dahi görüştürülmedi! Hücrede tutuldu ve enson mahkemede düşüp öldü…..

Konuyu elbet anlamak gerekir. Musri de bir projenin ürünü. Onu taşıyanlar sonunda böylesi sona da getirdiler. Kısa zaman öncesini anımsayın: “Mısırda Tahrir meydanını insanlar doldurdu. Demokrasi istiyorlardı. Birden bu dalgayı aBD direk örgütleyicisi olduğu ordu, Önce Mubareki uyardı ve sonra işler yolunda gitmediği için de onu devirip, Mısıra yeni sayfa açtılar.

İnsanlar Tahrirde özgürlük isterken başta sol burada direnişler gerçekleşip geçişin demokratik olmasını bastırırken, Mısırda resmen gizli pazarlıklarla seçim baskını yapıldı. Öyle bir yapıldı ki aday vetolarıyla dolu ve cuntanın izin verdiği adaylar seçime katılıyordu. Mısır partilerinin birçoğunun önemli liderine de veto geldi. Müslüman Kardeşler ise Tahrirde pek yoktu. Ama, gizli yeni yönetim paylaşımında katımcıydılar. Ancak, cunta Müslüman Kardeşlerin liderlerinin de adaylığık kısgacına aldılar.

Tam da bu sırada Amerikada bulunup sonradan gelen Musri birden Müslüman Kardeşlere aday olarak önerildi. Müslüman Kardeşler pek de razı deyilerdi. Türkiyenin o  dönemki Başbakan Erdoğanın da telkinleriyle Müslüman Kardeşler seçime istemeden katıldılar. Çünkü, Mısırda birçok parti var olmasına karşın, en örgütlü kesin İslamcılar olmaktaydılar. Nitekim, sonuçta Müslüman kardeşlerin de pek kabulenmediği Mühim Musri başkan oldu. Bu ayni zamanda Ortadoğuda Türkiyede AKP Mısırda Müslüman Kardeşler ve Mısırda da benzer partiyle Müslüman Kardeşler siyasal İslam ekseninin de gücü artı.

Musri, destekcilerinin de talepleriyle Mısırda tıpkı Türkiye gibi dönüşümlere başladı. Anayasasını tartışmalı şekilde meclisten ve referandumdan geçirdi. Şeryat kurallı uygulamalar başladı. İranla ilişkiler düzelip, Filistindeki Gazle kapıları da açıldı. Bunlara İsrail ve Sudi Arabistan endişe duydular. Fakat, fitili yine Tahrir çekti. Meydanlar dolup istifası istendi. Milyonlarca imza toplanıp yeniden seçim istendi. Musri bazen şaşkınlık yaparken, gelen başta Amerikan önerilerini de Erdoğanın da telkiniyle ret etti. Bunun üzerine de Amerikan eğitimli ordu Musrinin atadığı yandaş Sisinin başkanlığında darbe yapıp Musriyi devirdiler.

Mısır oldukça kanlı olaylar yaşadı. Hala demokratikleşemedi.Sisi cunta elbisesinden sivilini giyip hala iktidarda. Musri ise brakın güneşi, aylesini dahi göremedi. Yaaklaşık 6  yıla varan ve unutulan gerçeği ile son mahkemede düşüp öldü. Böylelikle Musri hikayesi de siyasal İslam kısa tarihi ile simgesini vurup tarihe kazıldı.

İşte size Emperyalist gerçeklik. Hem kulanılan, hem başkan yapılan, hem devrilip işkenceler karanlık hücrelerde yaşatılan ve normal insanın ölmeyecek şekliyle katledilen Musri hikayesi mutlaka doğrularıyla bilinmedidir. Bilinmelidir ki işbirlikcilikte, zamanı dolunca veya isteneni yapmayınca, nasıl sonlar da oluştuğunu derslerle kafaya kazmak şart. Emperyalist çağ ve siyasal figür oyunu böylesi acı gerçekleri içerir.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.