Mayıs giriş rüzgarıyla Venezuela – Özkan Yıkıcı

0
4

Nisan ayı bitince, yerine Mayıs ayı alır. Daha bir bahara geçiş ile öteki klasikleşen esintiler de hemen hisedilir. Siyasi olarak, daha ilk gün ezilenlerin senede bir kez gündemi ele geçirme fırsatlı mücadele alanı olarak da zaman dilimidir. 1 Mayıs sadece Mayıs ayı başlangıcı değil, Ezilen emeğin de tarihi mücadele direniş günü olarak tarihseleşti. Böylelikle, Mayıs ayı başlarken, senede birgün olsa da emeğin sesi ile ezilenlerin dünyadaki yeri bakımından yansıtıcı an olmaktadır. Bu gün, ezilenler örgütlü oldukları güç ile siyasal seçenekleriyle birlikte mesajlarını verme zamanı olarak yaşanır. İşçi mücadelesiyle hem de ağır bedeler ödeyerek kazanılan 1 Mayıs, artık ezilenlerin gücü oranında yaşatılma şansı da oluştu. Artık, bugün Ezilenlerin kendi konumlarıyla dünyaya bakışın da yakalanma fırsatı olarak da yaşamda gösterilmektedir. Gerileyen veya yükselen, seçenek olup veya teslim oluş süreçli ezilen halkların göstergesini e net bu tarihte yakalamak olasılıktır. Gelecek emek dünyası veya şimdiden gerileyip tehlikeli sinyalerin verilme ikilemleri 1 Myıslarda meydanlarda yansımaktadır.

Bu yıl tesadüf gibi görülüp, aslında Amerika ve uşağının resmen açıkladığı Venezuela pratiği de yaşanıp bu önemli gün ile birleşti. Bundandır ki 1 Mayıs bakışlarında net pratikle Venezuela ile Emperyalist bir örneklemle de yaşatıldı. Tabi, son seçimlerle de yükselen faşizim tehlikesinin dünyadaki tehtitleri de imkar edilemeyecek sonuçlarla karışımızda gözümüze sokulmaktadır. Son ispanya, Filandiya seçimleri çok fazla sırıtmaktadır. 1 Mayıs tozlu havanın iklimsel tehtitleriyle ve Türkiyede en uzun açıklanamayan tuhaf fakat normaleşen istnanbul yerel seçimini de buraya eklemek gerekir.****

Yeni bir 1 Mayısa geldik. Gün içinde yaşananlarla da hem evrensel hem de yerel ezilen cepesinin de konumunu meydanlarla mesajlarda yakalama fırsatı bulduk. Tabi ki Amerikan hesabı ile tutmayan Venezuela pratiği ile de Emperyalizmi de birlikte ayni günlük dağarcığa koyduk. Gerçekten ezilenlerin örgütleri meydanlara çıkıp, örgütsel mesajlarını verdi. Kasım ayından beri sokakta olan Sarı Yelekliler, Fransadan ses çıkardı. Her haftalık protestolarına karşın, haber dahi yapılmayan bu tip hareketler, 1 Mayıs ile yeniden verdikleri sokak mücadelesi ile medya ikiyüzlülüğü herkesin yüzüne çarpıyordu. En önemli olgu ise Arjantindeki önce genel grevle başlayan hareketin, 1 Mayısla sokakta buluşma bağı oldu. Hele tepki koyulan paket ile oluşan sertlikler, Arjantinin yakındaki seçim olayında değişik mesajlar verdi.

Genelde şu sıkışma devam ediyor. 1 Mayıs genel eylemlerinde de yakalanan acı gerçek şu: Seksenler dönemi gerilemesi, yükselen faşist dalga ve ekonomik kriz gerçeğine karşın, sol hala seçenek olamama sıkışmışlığında takılı kaldı. Hala, kendisi krize giren neoliberalizmin kemer sıkma politikalarına karşı direnme çizgisindeki çaresizlikte duruyor. Bundandır ki yükselen faşizim dalgasına da koşul brakılma sonucu da yaşanmaktadır. Faşizme ve savaşa karşı ortak paydaşlaşma dahi olmadığı da neyazık ki görülüyor. Venezuelada yaşanan direk darbe girişimi ve Amerikan gerçekliği dahi ortak faşizme karşı duruşu tam yaratamadı. Kınanması üzerinden meydanlar buluşamadı!

Son dönemde yaşandığı gibi Hindistan veya başka Asya Afrika ülkelerinde 1 Mayıslar daha bir yükselme eylimleri getirdi. Batıda yükselen faşizmin tehlikesi ile seçeneksizlik ikileminde, teslim olan SoSyal demokrasi gerçeği ile kaynaşarak konu daha ekonomik korunma çizgisine çekildi. Tabi içeriği doldurulamayan görçmenler sorunu ile faşizmin kulanma politikası da sırıtmaktadır.

Türkiyede klasik tekrar yaşandı. Tek fark, seçimlerde kazanılan bazı beldiyelerle oluşan kitlede buluşma ivmesinin 1 Mayısa yansımasıyla moral duygusunun da oluşmasıdır. Tabi bunun devamı siyasal duruş ve seçenek olacak ki buda izleyerek anlaşılacak. Ancak,moral ve gerçek, örgütlü ile gelişigüzelik ikilemleri her zaman oluşturdukları denklem geçicilik içermektedir. Sadece Türkiyede de ekonomik krizden tutun devletin yönetememe noktasına doğru kaydığı, siyasi duruşun ise baskıyla olacağı gerçeği de vardır. Bundandır ki 1 Mayıs sonrasıyla yorumlanması daha doğru olur. Görünüm ve hamle her zaman aynilik beklenemezdir.

Kıbrısta ise kendi rolumuzu oynadık. 1 Mayısları hem resmileştirdik, hem de boşaltık. Öyle başarıyla yapıldı ki meydanda paketlere ve savaşlara karşı çıkanlar, bağlı oldukları siyasi örgütlerin savaş probagandası ve ekonomide imzaya hazır paketci olma gerçeğini hiç durdurmuyor. Barış ile başlayıp “amalı” kriz dönüşümüne girilen tutumların doğalığını yaşadık. Zaten, 1 Mayıs probagandaları hemen sonrasıyla da çöktüğü döngüyü tekrar tekrar yaşamaya devam edeceğiz.

Mayıs esintileri, özetle böyle yeniden yaşanırken, girişte de değindiğim gibi, Venezuela olayı aslında meydanlara sınıfsal olarak daha yüksek “savaş ve emperyalizim” seslerini yükseltmesi gerekiyordu. Neyazık ki olmadı. Okaadar ki Batı Avrupa devletleri direk darbe ile ABD müdahalesini savunmaktan çekinmediler. Belli ki darbe girişimi ile Amerikan işkal müdahale etme ortak taktik uyuşamadı!

Daaha önceki yazılarımda yeri geldikçe yazdım. Amerika ve nerede ise tüm batı Kapitalistler Venezuela yönetimine karşı olma tutumu, petroldan kaynaklanmaktadır. En basitiyle, petrol gelirin bir kısmının halka dönüşmesine karşıdırlar. Tüm gelir Amerikan tekelerine verilmesinde israrlıdır. Bundandır ki daha ilk kazandığı andan itibaren Venezuelanın Çavesine hiç fırsat brakmadılar. İçteki sermaye ortaklarıyla da anbargodan darbe girişimine durmadan hamleler yaptılar. Çavez sonrası Maduroya da aynen devam denildi.

Elbet dileyen yönetimin eksik ve yanlışlarını da sıralar. Fakat, saldırılar bunun üzrinden yapılmadı. Petrolun halka hak ve hizmet olarak dönülmemesi nedneiyle tam da Emperyalist özle yapıldı. Ülkede normal geçiş yapılmasına nerede ise nefes verilmedi. Venezuela Amerikaya satığı Petrolun parasını dahi alamadı. ABD anbargo ve dondurma adına el koydu. Son dönemde de kuklasıyla da ikinci hükümet hamlesiyle ikili iktidar oluşturdu. Yapılan seçimleri kazanamayan ve sonunda boykotla, suikast ile darbelerle yönetimi devirmek istedi. Bunları bolca yaşandıkça yazdım…

Geçenlerde önce ABD yetkilileri ve ardından Venezuela kuklacısının da tekrarladığı “1 Mayısı Madurosuz kutlama” sözlerinin anlamı Pazartesi anlaşıldı. İşbirlikci muhalif lider askerle çektirdiği video ile darbe çağrısı yaptı. Bu arada 2002 Darbe girişimcisi Lopezi de kaçırarak yanına aldı. Sonuçta heycan duyuldu. Fakat, halk sokağa inip bu darbeyi şimdilik geçiştirdi. Böylelikle bir darbe daha aldatıldı!

Bazı ek bilgiler ise konuyu ürpertiyor. CENK Akabayın da yazdığı gibi, son Emperyalis pratiklerinden birisi olan paralı asker şirketi planı da vardı. Irak ve Afkanistanla tanıştırılan bu proje, Amerikan şirketlri parayla ordu kurup birçok müdahaleler yapıp, böylelikle siyasal olarak develti dışta brakıp aklama yöntemi uygulanmaktadır! Benzeri Venezuela için düşünülüp hayata geçirilmeğe yönelindi. Latin Amerika ülekelerinden Beşbin kişilik paramiliter asker ordusu kurulacak; darbe girişimi ile ülke işkale yönelinecekti! Para kaynağı ise Venezuela oligartlarından para alınacak veya el konulan petrol paraları bu kesime aktarılacaktı!Böylesi çirkin bir plan sahneye konulmaya adaydı…

Belli ki bu süreç devam edecek. Zaten Amerikan yetkilileri askeri müdahaleleri hep gündeme sürüyor. Özelikle

İşkal hareketleri her an olası. Bunları gözden kaçırmayalım.

Önemli birkaç uyarı. AB parlementosu yetkilileri dahi bu planları destekliyor! Venezuela ile öteki Sudan Türkiye kıyası yapmamak gerekir. Örneğin, Venezuela medyasının önemli kısmı muhalefetin elinde. Özel medya ağırlıklı olarak muhaliflerin elindedir. Klasik otoriterlikle konu anlaşılmasın. Aynılaştırma ile Emperyalis öz kaçırılırsa, inanılmaz algıların esiri olunur.

Mayıs ayı böylesi fırtına ve belirsizliklerle başladı. Bakalım, bu Mayıs ayı, bahar serinliği ile karanfileri kokularıyla etrafa saçacak mı?

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.