İdlip krizinden Hindistan seçimlerine – Özkan Yıkıcı

0
7

Mayısa elveda, Hazirana merhaba demekle meşkuluz! İklimlerin daha bir bozulma havası da tüm canlılığımıza etki yapmaya devam ediyor. Boşuna değil, sosyal muhalefetli ülkelerde AB parlemento seçimlerinde Yeşiller oylarını artırdı! Yine, kriz ve iklim bozulması dengesizlikleri de faşist rejimleri normaleştirmeğe devam etmesi de boşuna değil. AB seçimlerinde artaaan faşist parti oyları ve enson Hindistan seçimleri sonuçları, dünyada gidişatın da tehlikesini de daha sert biçimde yansıtmaktadır. Bu taplo ile K. Kıbrıstaki lakırtı politikasının ötesine geçip, idlip ile Hindistan yörüngesindeki gelişmelerle gelişmeleri anlatmaya çalışmaya karar verdim.***

İdlip kelimesinin anlamı anlatılmadan konuya girmek eksiklik olacağı kesin. Düne dek duyulmayan, oysa dibimizdeki Suriye yerleşim şehri olan idlip, şimdilerde adeta dünya satranç oynunun kriz bölümünü oynatırılır haldedir. İdlip Suriyenin yerleşim yeri. Suriye müdahaleli savaş öncesi adını dahi pek bilen yok. Nezaman ki Türkiye üzerinden geçen Cihatcılarla bölge işkal edildi, Suriye savaşında yenilen Cihatcılar bu yerleşimde toplanıp tek kale hale gelince, artık idlip dünya savaşının adeta merkezi alanı haline geldi. İdlip kelimesi ile dıştan taşınan birçok ülke Cihatcı milislerin işkalinde, Suriyenin bu bölgeyi yeniden alıp ülke bütünlüğünü sağlama çabası, ABD ve öteki batılılar, taşıdıkları Cihatcıların burada tutunması için diplomasi ile tehtitkar askeri sopa göstermeleri, Rusya ve iranın bölgenin Suriyeye devredilme çabaları, Türkiyenin ikili fırsatcılık politikasıyla bölgede tututunma, kurduğu karışık itifakla Kuzey Suriye politikasına alan açma ile iç politik kulanım alanı halinde düşünmesi gibi birçok  uluslar arası manevranın merkezine idlip konulmuş bulunmaktadır.

İdlipin, Suriyenin bir parçası olduğunu unutursak, oraya çok yönlü Suriye evrensel politikalarının buluştuğu yerleşim halindeki özünden boşaltırsak, tutsaklık politik yalanın da terkisine katılıp uyrukçu oluruz. Nitekim, artık Suriye savaşının geldiği nokta, Cihatcıların son önemli kalesi ve bu idlipten yeni Suriye hesabı yapan kesimlerin, değişik hamlelerine tanık oluyoruz. An ve an bozulan ve değişen mevzilerle, itifakların da sarsıldığına tanık oluyoruz. Örneğin, Astananın üçlüsü dahi idlip konusunda ayni hedefi gözetmiyor. Rusya genel politikasıyla kendi itifaksal tutuma girip, Hem Türkiyeyi batıdan uzaklaştırma, hem Suriyenin toprak bütünlüğünü ve hem de iranın da güçlenmesini durdurma paradokslarında bocalıyor. Suriyenin idlip saldırısına veya Türkiyenin oyalama politikasıyla orada kalıcılaşma hamleleri arasında Rusya sıkıştı. Bundandır ki Astana zirve anlaşmasına uymayan ve görevlerini idlipli cihatcılar lehine getirmeyen Türkiyeye karşı direk duruş sergilemiyor. Bunun son günlerdeki çatlaklıklara yenileri ekleniyor.

Amaç idlipin ciahtcılardan boşaltılması olup Şosi toplantılarında da karar alınmasına rağmen, Türkiye resmen engel, Suriye iran sabırsız ve Rusya zamana oynayarak genel politikadaki Türkiyeyi batıdan koparma stratejisini gerçekleştiriyor. Gelen son bilgiler bunun aynadaki yansıyışı halindedir:Roytirs ajansına göre, Türkiyeden idlipe cihatcı bazı guruplara tankların da olduğu silah mavzemeleri geçirildi. Günlerdir bu habere karşın, Türkiye resmi çevreleri bunu yalanlamadı. Aksine, son Türkiye Rus ve Amerikan telefon diplomasisinde, Suriyenin kendi toprağı olan idlipi gerei alma hamlesi eleştirilip, ateşkesle idlipteki cihatcı kalıcılaşma önerileri yapılmaktadır. Batı ve özellikle aBD klasik bilinen stratejik BOP yalanını tekrardan sürüme sürme sinyali veriyor! Hep yalan çıkan ve ırak işkalinden başlayıp, Suriyenin bonbalanma olaylarında bahane haline getirilip, göstere göstere bu yalan Kimyasal hikayesi, yeniden sürümde* Öyle sürümde ki ABD Suriyenin Kimyasal kulanacağını ve gereken mesajsın verileceği tehtitleri tekrardan duyulmaya başlandı. Bu idlip gibi küçük alanın tekrardan sınırlı dünya savaşının içine düşeceğinin önemli mesajlarıdır. Üstelik, Türkiye gibi devletlerin, hem Rusya ile Astana zirvesinde oynarken, ABD ile de bölgesel K. Suriyede tanpon bölge pazarlıkları yapmaktadır. Unutmayalım: Suriyenin kuzeyindeki bazı yerler hala Türkiyenin elinde bulunmaktadır.

İdlip, Haziranın sıcağı, Müslüman dini bayram arifesinde hala ülkesinden kopuk cihatcıların elinde bir gerici terör abidesi olarak geleceğinin kazanında kaynamakla meşkuldur. Bu karışıklıktan neçıkar daha net belli değildir.*****

Hatırlarmısınız bilmem; yılın ilk aylarında Hindistanla alakalı iki önemli yazı yazdım. Birisi, Yüz milyonun üstünde yapılan grevlerle sosyal patlama ivmesini yorumlarken, ötekisi de yaklaşan ve Nisan Mayıs ayındaki parlemento seçimlerini yorumladım. Önemli tehlikeli mesajı da çaktım.Hindistandaki iktidardaki Faşist BJP seçimle ele geçirdiği hükümetle kazanacağı seçimle devletin içinde genişleme şansının olduğunu uyardım. Dünyanın ençok oyu kulanılan sandık seçimli Hindistan seçim sonuçlarının Faşizmin dünyada gelişimi bakımından önemli olacağını işaret yapmak zorunda kaldım. Ayrıca, Hindistanın da gelişmekte olan ekonomilerin önemlilerinden birisi halindeki roluna da değindim…..

Sonuçta, Hindistan haftalardır oy kulanan seçmeni ile hem kendi geleceğini, hem de dünyadaki dengeler bakımından önemli mesajı da ağır ağır gönderiyordu. Tarihi Kongre partisinin ve Sol blokların Faşist BJP ği nekadar zorlacağı da şüpelerle gelişiyordu. Aslinda basit faşist kuralalr Hindistan seçim probagandalarında kulanıldı.

İslam karşıtlı veya özde öteki azınlık kimlikler üzerinden Hindu ırkçılık kimliği öne çıkarıldı. Kongre partisi ise daha çok BJP başkanının “cahiliği ve gericiliği” üzerinden gelişmişlik probagandasına dayanıldı. Dil bilmediği veya cahiliği ile ırkçılığı dalga geçilen Noda sonuçta sandık sayımlarında yeniden Faşist partinin kazanacağının da belirtileri sırıtıyordu. Üstelik, klasik faşist provakasyon da kulanıldı!

Keşmirde öldürülen Hindu asker elbiseleriyle yapılan milliyetci probagandaya, Pakistandaki başarısız hamle de yapıldı! Boş bir hava alanı bonbalanıp, Hindu  üstünlük probagandası da kulanıldı.

Genilen aşamada enazından BJP partisinin tek başına çoğunluğu sağlamama düşüncesine dek gerilendi. Oda tutmadı. Sonuçta, Hindistan da resmen başlanan Hindu milliyetci Faşist hükümet yolculuğu ikinci versyonunda devleti daha da ele geçirip faşistleşme döneminin devam edeceği anlaşılıyor. Bu en başta AaBD yakınlaşması ile Çin karşıtlı Pakistan krizli dönemin de yoğunlaşacağının belirtisidir. İçte, Hindistan azınlıkları ve özellikle Müslüman çevrelere faşist saldırıların artmasının da olası olduğu görülecektir.

Net bir dünya gidişini son haftalarda yaşadık. AB parlementer seçiminde artan hem de değişkenlik çizgileri ile alternatiflerini de oluşturan Faşist güçlenmelerine tanık olduk. Ardından, büyümekte olan Asya gerçekliği ile Hİndistanda da Faşist BJP  nin ikinci dönemle devletde kalıcılaşma hamlelerini duyacağımız da kesin. Bu iki önemli gelişme, Dünyadaki Kapitalist sistemdeki Faşizmin gidrek normal siyasal gerçeklik olarak geliştiğinin de acı örneği halindedir. Pakistanda dinsel Talaban çevreleri ile uğraşılırken, Hindistanda hem de görülmedik şekilde devamlılığı ile Faşist parti yönetinlerinin yaşanması, Kongre partisinin hala yenilenemediğini, Solun eski gücünden özellikle Maocu partilerin gerilediğini anlıyoruz. Hindistan faşizmin hele de dünyadaki İslam gerçekliğinin de katgısıyla gelişlemesi ise önemli başka tamamlayıcı bütünseliği de haykırıyor! Kapitalist Neoliberaleşmenin en acımasızlığı ile Faşizmin yönetim biçimli modeli Asyaada Hindistan örneği ile sandık sonuçlarıyla yaşatılmaya zorlanmaktadır. Bakalım, dünyadaki bu kötü yöneliş ile oynanan baskı ve savaş kontrolu krizlerden sol nasıl bir kurtuluş çaresi üretecek.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.