Yerel seçimler sonrası Türkiye! – Özkan Yıkıcı

0
5

Derken 31 Mart Türkiye yerel seçimleri yapıldı. Şimdi tam da “şaka yapma günü 1 Nisan” akşamında bulunuyorum. Olayın sıcaklığı kadar, sanki dün yokmuşcasına yeniden toparlanıp konuşularak herkes kendine yönelik hikayeler hazırlamakla meşkul. K. Kıbrısta ise onca çalkantılı geçen Y. Seçim süresindeki ilgisizliğin eksikliği ile Türkiyeleşme işbirlikcilik cendere sıkışmasında çaresizce bir şeyler de söylemeye çalışanlar da uğraşmaktadır. Böylesi çelişkilerle, Türkiye seçim sonrası da heycanla sadece TC Medyası değil, dünyanın birçok gazetesinde de yorumlarla öngörüler uçuşmaktadır. Tüm bunlar olurken, ben de ta baştan sürecin önemini ve gerçeklerini yazdıysam, elbet sonuçta da söylenecek sözlerim de olması gerekir. Hele de kısa zaman önce seçim konusunun “Türkiyenin iç işi olduğunu” söyleyen koltukcvu bir medyada duyduklarım da olunca, gerçekten baştan beri yazdığım konuda mutlaka sonuçta da yazmam zorunluhale geldi.****

Peşinen belirtecem: tekrar tekrar geçmiş bilgileri sıralayacak değilim; ayni şekilde, sık sık duyduğunuz klasikleşen sonuç yorumları da tekrarlamayacam. Bazı kaçırılan önemli noktalara değinecem. Tabi ki Kıbrısta olma ve buradaki konumun da elbet kaçınılmaz olarak, okuyucu çevremi de düşünerek duymadıkları veya gözden kaçırılan unsurları da belirtecem….

Sonuçta yazmayı düşünüp, sonradan “unuturum veya yer kalmaz” korkusuyla ta baştan yer verecem: Birçok yön kazanan veya kaybedene göre konuldu. Dahası, taraftarlığa veya çıkara yönelik de yorumlar gırla gidiyor. K. Kıbrısta ise biraz daha silik ve bilgisizlikten dolayı banbaşka sesler de çıkıyor. Hele de koltuk sevdası veya destek bekleyen siyasi çevreler ne mahşetlere nede meclis kürsülerinde konuya hiç yer vermediler!<Ancak;bir kadının sabahleyin bana dediği bir öngürüyü pek de başka yerlerde duymadım: “Eğer, Yurtdışı oylar da eklenseydi örneğin çok az farkla kazanılan yerler kazanılamazdı” dedi. Bana,önceki seçim sonuçlarından bazı örnekler de verdi. Gerçekten yurtdışı oyların genelikle aKP ağırlıklı olduğu kesindi. Siyasetle fazla ilgilenmeyen bu kadının öngörüsü hem söylenmemesi bakımından önemli, hem de dikate konulmaması da eksiklik olarak kavranabilinir.

Başka bir yakalanan tersi durum da şu: bana “hangi kanaldan izleyelim” diye soranlara “TELE 1” önerince, gördüm ki bu yayını bilmeyen epey kesim vardır. Hala “Hürüyet veya GNNTÜRK kaynaklardan söz etmektedirler….

  1. Kıbrısta böylesi iki manzarayla karşılaşırken; özellikle seçimlerin salt sayısal ile değil, siyasal mesajla da ele alınma bütünlüğü yeniden TC Yerel seçimleriyle tekrarlandı. Çünkü, hala adına Cumhur itifakı diyen kesin Y.52 cıvarındadır. Önceki referandumda da Ankara ve istanbuldan hayır çıkmasına karşın, ayni kaybetme duyguları veya kazanma sevinçleri ters olarak işledi.*****

Konuya girmeden bir önemli nokta daha: Genelikle özellikle de Millet itifakı ısrarla kazanma sevinci eklerken, itifakın öneminden ve bütünlükten söz etmektedirler. Halnbuki çok önemli sorun da yeniden sırıtmaktan geri kalmadı! HDP ve enson hapisteki liderleri Demirtaş ısrarla oy kulanma ve ANTİ Faşistlik ilkesini seslendirirken, batıda itifakın adaylarına oy verdirirken, neyazık Güneydoğuda HDP yörelerindeki seçimelrde ayni itifak beklenen tam desteği vermedi. Hat ta, gelen bilgielrde MHP adaylarına HDP adaylar karşısında desteklendi. Buda, aslında itifakın iki ayaklı oluşunun ve hala Kürt fobisinin varlığının devam etiğinin de acı kanıtları olarak yaşanıp söylenmedi.*******

Sonuçta 31 Türkiye yerel seçimleri yapıldı. Ta baştan ısrarla yazdım:adı Yerel olsa da bu seçime öylesi bir içerik ve politik yük yüklendi ki devlet ile ötekiler ayrışmalı anti demokratik bir noktaya taşındı. Devlet olanakları, baskı mekanizmaları,medya gücü, sermaye hırsı ve yargının buyruklaşan kulanımıyla adeta kuşatılmış bir referandum rejim oylaması haline yüksetildi. Sonuçta da alınan oylar veya kazanılan yerler salt belediye değil, resmen karşıta vurulan siyasal darbe denecek öneme dek gelindi. Hele Cumhurbaşkanının tam bir parti lideri gibi katılıp, devlet gücüyle taraflı probaganda esrumanları kulanmasıyla da bu ayrışma ikileşti. Partilerin adı olsa da eklektik görüşlerin adeta sert ayrışmalı ikileme dek gelindi. Çünkü, bizat Erdoğan öylesi bir ötekileşme nefreti kulandı ki karşıtları çekinmeden “terörist” olarak suçladı.Devlet gücüyel de adeta “kazansalar dahi atamayacağını” söyledi.

Bunları uzun uzun yazdık. Sonuçta da seçimler sonlandı. Yüklenen o güç sonucu da kazananın önemli siyasal zafer kazanan noktasına getirdi. Buda birçok olguyu da öteledi. Örneğin, seçim öncesi resmen solu tasfiye ederek sağa kaydırtan adaylarla tepki gören Kılıçtaroğlu, şimdi zafer kazanma algısıyla tüm yanlışları örtüldü! Hat ta, itifak oyları güçlü partiler lehine kazanç veya yenilgi saydırtılarak yanlış bilimseliği algı doğruluğuna taşıdılar. İtifaklar ile partiler ikileminde karışıklık yaratıldı. Zaten, seçim sürecinde odenli yanlışlar yapıldı ki yukardaki sonuçta gayet normal halde kabulendi. Yalanın devlet eksenli normal olup gerçeğin muhalif suç saydırtılan ikilemde karışıklıklar da olması doğaldı…

Şimdi, net olarak Devlet itifakının kaybetiği ve muhalefetin kazandığı ekseni oluştu. Bu sarhoşluk giderildikçe, sonrası daha rahat görülecektir. Örneğin, ekonomik krizden çıkış veya derinleşme ikilemi kaçınılmaz kararlara ihdiyaç duyacaktır. İMF li veya İMF siz İMF reçetesi ikilemi yeniden gündeme düşecek. Hat ta, bilgisizlik ve medya kulanımla isimleri konulmadan da bu eksenli kararlar alınacaktır. Ancak, şu denklem oldukça önemli kırılmalarla tehlikelidir: Batı ve başta ABD Erdoğanla devamı sürdürme eylimindemi olacak? Gerek Suriye olaylarında başta ABD çıkış araması, TC Ekonomisindeki gelecek ve Türkiye siyasal itifakında yeni mütefike ihdiyaç olguları, Erdoğanın devamında önemli etkenler olacaktır. Türkiye iç muhalefetinin duruşu da önemlidir. Eğer, hala anti Kürt politikası prim yaparsa, ve Batı Erdoğan devamında karar kılarsa, muhalefet blokunu da kırma adına Kürt kartını veya başka işkal hamlelerle, Milli itifak adıyla rejim daha da güçlenir. Böylelikle, birlik adına veya Terörist Kürt korkusuyla yelpaze devlet eksenli çizgide ortaklaşır. Bundandır ki HDP desteği ile batılı muhalefet cepsinin HDP desteksizliğine yukarda dikat çekdtim!***

Konunun son ayağı da şu: son seçimin siyasal sonucunda konu yine salt devlet içi çatışma ekseninde kalırsa, sosyal muhalefet le yeni seçenekler oluşmazsa, yine bu kırılmayı hem de ekonomik kriz ile devletsel karşıt olayında kulanıp yine otoriterliğin yeniden üretilmesi adına kulanılma olasılığı da vardır. Menderesler olayı, Ecevit dönemi, Özal boyutu ve enson Erdoğan AKP gerçeği, hep devlet içi yeniden yapılanma dönemlerinde kulanılan sivil görünümlü sıçramalardır. Şimdi, Türkiye gerçeği ile batının ve özellikle NATO ve ABD kesiminin Erdoğanla devam etme etmeme ile iç basıncın devamlılaşma etkileri gelecek Türkiyesinin de belirleyecektir. Bundandır ki geniş bir siyasal coğrafya okuma alanını tarayarak öngörü yapmamız şart.

Tabi ki K. Kıbrısta iş bu noktada değildir. Parlementer partiler koltuk hesabıyla Türkiyedeki gelişmelerle kendilerine uzanacak el sonucu alacakalrının beklentisinde. Yorum yapmayarak veya işbirlikci lakırtılarla beklentilerini garantiye alma politikaları hala devam etmektedir. Dünyanın endişe veya öğrenmek adına tartıştığı Türkiye, K. Kıbrısta hala bu aşamaya gelmemeğe direniyor. Ayrılmaz parçanın teslimiyet sesizliğinin örneklemi olarak yaşama devam edilmektedir.Öyle olmasa, Tufan hazretleri seçime beş kala Türkiyeye gidip seçim figürcüsü olarak “Gazilere madalyo” dağıtmazdı! Dünya medyası mahşet yaparken, buradakiler “şöylesine” ile yetinmezlerdi. Mecliste “Türkiyeden kaynak nezaman gelecek” sorusuna Serdar bey “Erdoğana sorun” demezdi! Bunları artırmak mümkün.

Sonuç olarak; Türkiye artık Yerel seçim sürecinde değil, seçimin sonlanıp, siyasal ağırlıkların tortulaştığı döneme gelindi. Artık, beklentiler politikacıların yönlenrdirmesi ve dış çevrelerin beklentileri ile karmakarışık hale geldi. Birini kaybederseniz, hep sonuçta eksik yorumlama düşünceniz de oluşur. Ekonomik krizden dış politikaya Türkiye oldukça yüklü yarınlarla sorunları karşılayacak politikalar silahlarına ulaşmaya çalışıyor. Bakalım, siyaset ne tip iradeler oluşturacak. İşte Muhalefet etmenin ve yeni seçenek olanağının da olma şansı olduğu somut koşullar da mevcutdur.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.