Bir milletvekilinin acı şikâyeti – Alpay Durduran

0
132

Radyodan bir milletvekilinin acı şikâyetini dinledim ve işaret ettiği gerçekleri ben de kabul etti ama yetersiz gerçeklerle yanlış sonuçlara vardığını ve sonunda başkanlık sistemine geçmek gerektiğini iddia etmesinden ürktüm. Ya onun gibi başkanlık sistemini önerenler çoğalır ve başkanlık sistemine geçilirse diye uyarıda bulunmak istedim. Bir milletvekili olarak zamanını yasa tasarıları ile uğraştığını ve diğerlerinin de aynı şekilde zamanlarını heba ettiklerini anlattı. Doğrudur. Bir milletvekili kendi başına yasa tasarı veya önerisini incelemesinin çoğunlukla boşuna çaba olacağını biliyorum. Uzun yıllar en çok yasa ile uğraşan biri olduğumu ve zamanımın yetmediğini ve hatta çabamın kimsenin umurunda olmadığını gördüm ama bunu başkanlık sistemiyle çözebileceğimi görmedim. Başkanlık sistemi ile iyi bir yasama çalışmasının ilişkisini kuramadım.

Tam tersine başkanlık rejiminde olsak bir de başkanın yürütme yetkisini denetlemekle uğraşacağımı gördüm. Başkanlık rejimi iyi çalışmayan devletlerde diktatörlüğe kaymaya elverişli olduğu ise kabul edilmiş bir gerçektir ve Türkiye bunun son örneğidir. Meclis artık başkanın arka bahçesi oldu ve yürütmeyi denetleme işi tam sakatlandı.

Biz başkanlık sistemini Kıbrıs’ta yaşıyoruz. Denktaş’ın başkanlığı KTFD’de döneminde yaşandı ve KKTC döneminde başkanlıktan parlamenter benzeri bir rejime geçtik ama O yaşadıkça devleti pusulalarla yönetmeye devam edebildi ve partisi ile bile sorunlar yaşadı. Şimdi bile o zamanda Kıbrıs görüşmelerini yürütmekle yetkili sayıldığı için parlamenter rejimin başkanı olan yeni başkanların anayasaya aykırı olarak görüşmeciliği sürdürdüğünü görüyoruz.

Kısacası hukuk bir yanda hukukun üstündeki yeri belli olan Türkiye’nin etkisi ile rol oynamaktadır.

Başkanlık rejimi tam olarak geri dönerse hükümetin denetimi daha kolaylaşacağı için Türkiye’nin nüfuzu da belirleyici olacaktır. O kadar.

Milletvekilinin rolü ancak meclisin kendi rolünü oynamasını sağlamakla değerli olabilir. Hiçbir demokraside bizdeki gibi milletvekili hükümeti oluşturup onun emrine girmekle çalışmaz. Tam tersine milletvekili milletin vekili olur. Bizde ise açıkça milletvekilinin partisinin emir kulu olduğu bir sistem fiilen çalıştırılmaktadır. Milletin vekili yasa önerme hakkına sahiptir. Komitelerde partisinin hükümette olması halinde bile hükümetin önerisi demek olan yasa tasarılarını özgürce değerlendirmekle görevlidir. Üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin üye olma şartlarında bulunan demokratik parlamento kararında yer aldığı gibi hiç kimse veya partisi milletvekiline emir veya telkinde bulunamaz. Milletvekili esastır. Demokrasi çok sesliliğin bozulmasına izin verilmesi halinde iyi rejim niteliğini kaybeder. Yararlı olamaz.

Bizde ise meclisin yıllık çalışma raporuna bakarsak bir yılda hiç yasa önerisini geçirmez veya geçirirse bir yasa tasarısı yani hükümetten gelen bir yasa taslağı ile birleştirilirse geçer. Onun için yasa önerileri içtüzüğe aykırı olarak komite gündeminde kadük yani ölünceye kadar bekler.

Avrupa konseyi aptal değildir. Milletvekili partisinin vekili olursa işi kolay, elini partisinin görüşüne göre kullanır olur biter. Tam da bizdeki gibi… ama milletin vekili ise bir yasa önerisinde veya tasarısında en iyi olduğunu düşündüğünü yapmaya çalışır. Ancak en iyi bakkalda satılmaz. Bir yasa tek başına hiçbir işe yaramaz, onunla ilgili tüm durumu önüne almaya çalışır. İçtüzük yasasını yani meclisin çalışma kuralları yasasını incelerken internetin olmadığı zamanda olduğumuz için İngiltere’de milletvekilinin işlevini ve meclisin denetleme ve yasama görevlerini öğrenmeye çalıştım. Sistem farklı olduğu için elçilikten yardım aldım, başka ülkelere de uzandım ama güçlüğü gördüm. Bizimkinin maskaralık olduğunu ve milletvekiline hiçbir değer vermediğini ve vermeyeceğini de anladım. Avrupa konseyi bunun bilince idi ve milletvekiline görevini yapması için olanakları muhalif muvafık demeden verilmesini de ister. Bir muhalif vekile de muvafık gibi eksiksiz yetki sunar. İktidarın vekillerinin oylarıyla muhaliflerin engellenmesine engel olunmasını ister.

Olanlardan en azı milletvekillerine bir yasa (tasarı veya önerisi) incelemesinde tam hizmet verecek memurlar ve bilgi toplayacak memurlar ki tüm kamu görevinden hizmet alma da vardır, içerilir.

Onun için milletvekilimize içtüzük kavgası yapıp tüm milletvekillerine sadece iktidarın kenarında oturan partisi Halkın Partisi üyesine değil yasa öneri veya tasarılarında gereçlerin gerekçe olmasını sağlayarak, gerekli diğer her yardımın sağlanmasını öneririm. Meclis memurlarının sayı ve kalitelerinin de artırılmasını ve benim gibi memleketimin dünyaca ünlü etkin ve verimli yönetim sistemini bile bilmeyen amatörler arasında el yordamıyla Kamu Görevli yasası gibi tamamen ve skandal derecesinde farklı bir yasayı reform diyerek onaylama durumuna düşülmekten kaçınılmasını sağlamalıdır. Onun için kamu reformunu tam kapsamıyla savunmalı ve AB’nin Avrupa Konseyi yapısal reformları destekleme ofisi’nin genel direktörü MAARTEN DERWEY’in ziyaretini değerlendirmelidir. Akıncı onu kabul etmiş. Etmiş de ne olmuş? Milletvekili olarak Akıncı’dan bilgi istemelidir. AB kamu reformu için yardım verilmiştir ve yarıda kalmıştır. AB’nin parası harcanmıştır. Hesabı sorulmalıdır. Harcayanlar bizi itibarsızlaştırmıştır. Kamu reformu bir meslek dalıdır. Dünyanın önem verdiği bir işin erbabıdırlar. Bizde amatörler bunu yapmak için yeterli olamazlar. Yardım almalıyız. Güneyde çabalar vardır. Ancak çıkarlarına ters düşenler engellemektedirler.

Milletvekili kendisini yardımsız bırakan sakat ortamda el yordamıyla yürümekten kurtarılmalıdır. Milletvekilinin görevini siyasi tartışmaların içinde yitirmemelidir. Parlamenter veya başkanlık rejiminin içinde milletvekilinin rolü tüm milletvekillerine tanıtılmalıdır. Üstüne bir de iyi bir modelde başarılı örnek incelemesi ile meclisin kadrosu tamamlanıp işer hale getirilmelidir.

Sakın ha başkanlık hayali kurulmamalıdır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.