Varşova, Soşi ve Münih! malumun yeniden ilanı yaşandı – Özkan Yıkıcı

0
10

Dünyada olanlarla pek ilgilenen yok. Fakat, ikidebir de dünuyada olanlar örneklemlerinin cahilce kulanımı da eflasyon patlamasında. Buna, Kıbrıs sorunundan, yaşanan sosyal olaylara dek hep şu cümle konulur: “Bunlar dünyada da yaşanmaktadır” denilir… Ama, önemli toplantılar veya siyasal mesaj alınacak konferansların sonuçları dahi haber yapılmayan, acayip döngüde sıkışıp kaldık. Hem yabancı hem de çok bilmiçlik paradoksuyla paradikmalarla boğuşup kalırız. Nitekim, son günelrde 3 şehirde değişik amaçlı konferans veya toplantılar dünya ile alakalı birçok mesaj verdi. Polonyanın Varşovasından başlayan girizgah, Rusların Soşi ve Almanların Münih kentleriyle devam edildi. Tek cümle: Malumun yeniden ilanı yaşandı. Öteki önemli çıkarsama ise sistem kendi için krizlerle boğuşmasına rağmen, çare hala üretemiyor. Alternatif çıkaramıyor. İş böyle olunca da, kocaman toplantılar ve katılımcılığa karşın, sonuç kısır döngüde takılıp asılı salandı.****

Şuvatın 13 Gününde Varşovada Amerikan merkezli, İsrail odaklı bir konferarans yapıldı. Amerikanın amacı, irana karşı paydaşlarını bir noktada toparlamak oluyordu. Bunun hesabıyla, değişik Arap İslam ülkeleri ile Avrupa yandaş eksenli bir toplantı kurgulandı. Yer olarak da AB ülkesi Pollonya seçildi. Polonyanın AB ülkesi olmasına rağmen, daha çok ABD eksenli ANgloamerikan çizgisine yakınlığı da düşünülerek, Varşova seçildi. Tabi, hedef iran olurken, merkezi destekleme yeri de İsrail oluyordu. İsrail, hem aAB hem de Arap ülkeleriyle avrupada bir araya gelmekle de kendine has başarı kurguluyordu…

Hedef irandı. Merkezi çıkarlık ise İsrail merkezi oluyordu. Amerikan merkezliliği ile etrafı değişik ülkelerle doldurtuluyordu. Ancak, Batı Avrupa ülkeleri bu girişime beklenen desteği vermedi. Her konuda olduğu gibi, beklenen gerçekleşmezse, ozaman aşmazlar örtülen sorunları da yeniden serer! Nitekim, Polonya Varşova zirvesi beklenen iran ortaklaşmasını yaratamazken, istenen kamuoyunu oluşturamaması da başka bir boyutu kaşıdı! İkinci Paylaşım savaşındaki Polonyada olanlarla biriken İsrail Polonnya faşist ayrışması yeniden politik gündeme geldi. İsrailin Polonyayı klasik Yahudi Antisemitizinmle suçlarken, Polonya rejimi de buna karşılık verip, ikinci Paylaşım savaşı dönemi yeniden krizle tartışılmaya başlandı. Bazı olumsuz diplomatik sorunlar dahi yarattı…

İran hedefli Amerikan stratejili, İsrail merkezli toplantı Polonya yeri seçkisiyle hesaplanan bütünlük, ortak sonuca gelmeyince de sönük şekilde sonlandı. Fakat, klasik tarihsel İsrail Polonya gerilimi de bu bunalıklıkta yeniden ılınlandı. Varşova zirvesi bir anlamda iraan fantezisi ile Emperyalist Ortadoğu Avrupa karışımlı tarihseliğin yeniden ilanını hem de kendileri gerçekleştirerek açığa serdiler.****

Varşovada Amerikan ekseni beklenen mesajla, gündemi belirleyemezken, öteki eksen Soşide 3 ülke toplanıyordu. Astana üçlüsü adıyla Suriye üzerinde görüşmeler yapan Rusya, Türkiye ve iran yeniden Soşide 14 Şubat günü toplandılar. Orada da malumun ilanı oldu. Aslında, sıkışılan idlip ile Suriyede hamle yapma gereksinimi sıkışmasına sıçrama tahtası konulmaya çalışılınıyordu. Ruslar ve İranlılar bildik görüşlerini yeniden koydular. Türkiye ise verdiği idlip sözünü yerine brakıbn gerçekleştirmeği, idlipte cihatcıların daha radikal kesimin kontroluna geçmesine de engel olamadı. Soşide Malum böylesine ilan edildi. Ancak belli ki Suriye cepesi idlip konusunda ömürboyu bekleyecek değildir. Türkiye ise hem Soşe hem Amerikan eksenli fırsatla Kuzey Suriyede değişik isimlerle kalıcılaşma stratejisine devam ediyor. Ama, sorun hamle bulduk.a da Türkiye sıkışmaya devam etmektedir. İdlip Doğu Fırat gibi tuhaf ikilemler avcılığı da yapılmaya çalışılınıyor.

Rus ve İranlılar, idlip yanında Suriyenin toprak bütünlüğünü sağlama konusunda da daha net ifadeler kulanmaya başladılar. Üstelik, Kürtlerin Suriye rejimiyle de diyalokta olmaları, Rusların da Türkiyenin Suriyeye girip Doğu Fırat olayına normal bakmamasına da koşul sağlamaya hız verdi.Soşi toplantısı her ne kadar ortak karar okunsa da belli ki Türkiyenin dönem dönem çelişkileri fırsat kulanma düşüncesi, şimdilerde zorlanıyor.Hele de Suriyedeki ciahttcılara karşı eylemler artıp onları sürmeğe de hız verilirse…..

Soşi zirvesi de artık kaçınılmaz konuşmadan pratiğe geçme dönemi nedeniyle Suriyenin geldiği aşamanın da ilanı oluyordu. Bildik Suriye tekrardan göz önüne serildi. Bir anlamda, Suriyede Esatın artık kazandığı kabulenliyor. Buradaki soru Amerikanın tutumuna dayalıdır. ABD bu sonucu kabulenip Suriyeden çekilip toprak bütünlüğü ile Esatı kabulenecek mi; yoksa, hala Suriyenin parçalanması veya orada kalmak için çeşitli stratejilere sarılacak mı? Bana göre, kolay kolay Amerika Suriyeden çekilmeyecek! Değişik stratejiler deneyecektir. Üstelik şimdielrde ki sadece Suriye değil, Varşova ve Münih konferanslarında da görüldüğü gibi, ABD içinde de ortak bakış bulunmamaktadır….

Gelelim Münih kentine: Almanyanın Münih şehrinde Dünya güvenlik konferansı yapıldı. Soşeden ve Varşovadan sonra hemen başlayan Münih konferansından başka bir durum çıkması da beklenemezdi. Amerikan kendine has çelişkiden, sorunlara değişken bakış gerçekliği, sonunda birçok konuda ortak görüş çıkmasını da engeledi. Nitekim, tek ordak düşman IŞİD terör örgütüyle bolca verişler yapıldı. IŞIDIn nedenli tehlikeli olduğu ve teörörizimle ortak mücadele lafazanlıkları dışında pek fazla ortak görüş sesi de duyulmadı. Zaten, önemli sözler çıksa dahi onca beklentili kamuoyunda karşılık bulup, dünyada mahşetler olarak dolaşacaklardı.****

Şubatın birkaç güne sığdırtan değişik sorunsal konferans yapıldı. Varşovadan Soşiye, Soşiden Münihe uzanan bu yoldan pek de yeni bir şey çıkmadı. En önemli ileri gelecek hesap Suriyedeki idlip konusunda Soşiden zaman dilimleştirildi. Suriyedeki Türkiye Amerikan çıkmazları veya Esatın ülkeyi yönetme gerçeği arasında sıkışmalarla yol bulma çabaları olmaktadır. Fakat en kesin olan şu: Amrikan Emperyalizmin dünya hegemonya mutlaklığı artık kırıldı. Kırıldı da örneğin Suriyede de ne yapacağı önemli! Sistem, ne ekonomiye, nede savaşlara karşı seçenek üretemiyor. Üretemediği nedeniyle de onca toplantısından da sonuçta pek geleceğe yönelik seçenek de çıkmıyor. Çıkmayınca da içi boş sunum yerine, konuları gündeme taşaımayarak sanki olmamışcasına yaşama devam edilmektedir. Garip olan; budenli yetersiz ve seçeneksiz olan sistemin, Kıbrısta oturarak ilgili kesimlerin adaya çözüm getirileceği inancı burada hala yaşamda karşılık bulmasıdır. Buda bizim malumun ilanıdır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.