Yakın tarihten Venezuela’ya dolaşımlar – Özkan Yıkıcı

0
10

Yazıyı yazarken, Perşenbe gecesi olup tarih 24 Ocak olmaktadır. Biryanda katledilen Uğur Mumcudan tutun, tarihi 24 Ocak ekonomik kararların gelişi ile yakın tarihin anımsatma bilgileri ile beynim yorulurken, öte tarafta, Dün başlayan yeni Venezuela Amerikan hamleli gelişmelerden yeni bilgilendirmeler beklenen ikili eksen etrafında düşünceelrim dolaşmaktadır. Ne tarihi tesadüf ki her üç olay da bir genelemede buluşuyor! Emperyalizim Yeni Liberalizmin uygulamalarının birer gelişmesinin  oluşmasına tanık oluyoruz. YUğur Mumcu 93 yılında evinin önünde katledilirken, aslında aybni yıl içinde Neoliberaleşme Türkiye devlet içi karanlık uygulamalarından birisi de olduğu pek söylenmiyordu. Devlet içi mafya ilişkilerinden tutun, uluslar arası silah kaçakcılığından yeni siyasal oturtma politik kesimler karmaşasında araştırma yapan Mumcu, bunun bedelini de katletirilerek ödetiliyordu. Devamında da göstere göstere olan bu katliyamın hala karanlıkta tutularak, adeta onu yaratan siyasal gerçeklerden kopartmaya da uğraşıldı. Adı “Fayili meçul” dense de aslında fayili bilinip de üstüne gidilmeyen tarihi cinayet olarak hala tarihte salanmaktadır…

Mumcu ile başlayan 93 cinayet sayfaları, başka aydınların katli veya Sivasta Madimakta yakılarak katledilen sanatcı aydınlarla sürdü. Birçok demokrat veya barışı isteyen siaysetci veya askerin de cinayetlerle öldürüldüğü yıl oldu. Kürt iş adamlarından tutun,Lice gibi korkunç provakasyonların yaşandığı bir sene olarak yakın tarihe kazıldı. UUğur Mumcu, bu devlet ve uluslar arası yeni yapılanma kavgasının ilk cinayete uğrayan gazeteci ve sanatcı olarak 24 Ocakta tarihe yazıldı. Tabi, cinayetin tıpkı ötekileri gibi göstere göstere olmasına karşın, fayileri yargıya taşınmadı.****

Sistemsel tarihi güne ulaşmak için se biraz daha geriye uzanacağız: 1980 yılına dek gerileyeceğiz. Benim ünüversite son dönemine dek gideceğiz. 24 Ocak tarihi, Türkiyede alınan ekonomik kararlarla, Atatürk sonrası oluşan Türkiyenin önemli altüst olma içerikli tarihin de başlangıcı olmaktadır. 24 Ocak kararları, Türkiyenin Neoliebralizme geçiş veya o  dönemin söylemi ile İMF reçetelerini uygulama başlangıcı olarak tarihe yazıldı. Nitekim, bu kararları tıpkı öteki ülkelerde olduğu gibi, normal koşullarda uygulanamayacağı için de otoriter geçişe hemen yönelindi. Türkiyede de 12 Eylül darbesiyle bu ekonomik kararların uygulanmasına geçildi. Baskı ve sosyalist demokratların ezilerek bu yol da açıldı!

Aslında, Mumcu katliyamı, 12 Eylül darbesiyle başlayan Neoliberaleşmenin önemli sıçrama kavşağının olduğu dönemdi. Özellikle,yıkılan Sovyet bloğu ile de başta Türkiye yeni fırsatı piyasalaşarak ve yenilgi halindeki solun yıkllması için kulanmaya girişti. SOğuksavaş ve yeni dönem devlet ayarında da bedeli hep aydınlarla sosyalistler ödediler. 93 yılı, Türkiye için önemli devlet içi ayarlamaların yapıldığı yıl olup, dini gericiliğin de devlet içinde daha da etkin olmaya başladığı  tarihtir.****

Seksenlerde Türkiyeye de 24 Ocak kararlarıyla ekonomiye gelen ve sonradan 12 Eylül darbesiyle uygulanmaya başlanan süreç, 98 Yılında aslında miyadını doldurdu. Asya Kaplanlarıyla başlayan krizler, Latin Amerika ve oradan da Türkiyeyi vurdu. Türkiye bu krizle siyasal İslam sıçraması seçkisiyle AKP iktidarına doğru devlet evrilirken, Latin Amerikada sol rüzgarlar esmeye başladı. Bu rüzgarların ilk ayağı da Venezuelada oldu. Hernekadar Piyasa ekonomisine ve özel mülkiyete dokunmasa da uyguladığı sosyal politikalar ve tabana koparatif tipi örgütlenmeler oluşturup yolsuzluklarla mücadele etmesi dahi başta ABD sermayesini rahatsız yaptı.

Çavezle kazanaılan 98 seçimleri, daha uygulamaya geçerken, Amerikan CİA destekli provakasyonlar başladı. Özellikle petroldan alınan vergilerin, halka dağıtımı ve eğitim ile sağlıkta kulanılmasına karşı çıkıldı. Protesto örgütlemelerden sonra, kısa bir zamanda 2  yıl sonra askeri darbe girişimi dahi yapıldı. Çavez insanları sokağa çıkartarak bu darbeyi ancak atlatabildi…

Venezuela ile birlikte, öteki Latin Amerika ülkelerinde de benzer hareketler seçimi kazandılar. Brezilyada LUlanın kazanması ise bölgesel bir alan da açtı. Latin Amerika sol dalgası, piyasa ve özel mülkiyete pek dokunmazken, alınan vergileri yoksulukla mücadelede kulanıp enazından eşitsizliğin azalmasına ve yoksuluğun kırılmasına neden oldular. Buna dahi, başta ABD olmak üzere batı karşı çıktı. Sık sık Latin Amerika ve özellikle Venezuelaya provakasyonlar, anbargolar uyguladılar. Onları seçimle deviremedikçe, provakasyonlarla kitlesel destek sağlamadıkça, başka oyunlara yöneldiler. Paraguy-ayı parlemento ve yargı darbesiyle seçimi kazanan sol lideri veya Hondorasta direk askeri darbeyle yine popilis sol başkanı devirdiler. Bu oyunlar devam etti. Kırılma noktası Brezilya oldu: uyguduk ve yalan olduğu kesinken, parlemento  oyunları ve uyduruk yargı   kararlarla başkan Rusefi görevden alıp yerine tam aksi yolsuzluklarla ünlenen kişiyi getirdiler. Seçim dönemine yakın, bazı sol liderler suikaste uğrayıp ölürken, seçilmesi hem de Y.76 oy cıvarında beklenen Lulayı da geçen yıl hapsedip sosyalist hareketi lidersiz brakıp iktidarı faşist Bilsenaroya teslim etiler. Böylelikle ikibinlerde yükselen sol dalga, Latin Amerikada provakasyon ve kirli siyasal oyunlarla Amerikan yanlısı gericiliğe teslim edildi.

Bu süreç içinde Venezuela hep saldırılar ve provakasyonalrla mücadele yaptı. Çavesin ölümünden sonra bunlar iyice tırmandırıldı. Ticaret kısgaca alındı; halka başta gıda ve ilaç ya verilmiyor veya karaborsadan satıldı. Bolca suikasler yapıldı protestolar tesbit edildi. Çavesin yerine geçen Maduranaın da bazı yetersizlikleri bu muhalif eksenin durdurulamasına neden oldu. Fakat, bir seçim hariç, tüm seçimleri de Madura taraftarları kazandılar. Kurucu meclsten tutun örneğin geçen yıl yapılan birkaç seçimi Madura taraftarları kazandılar. Düzenlenen birkaç askeri suikasti de Madura atlatı. Tüm bunlar yaşanırken de Amerikan eksenli medya hep Maduronun diktatörlüğü üzerinden probaganda yaptı.

Burada bir eksiği de belirtmeden edemiyecem: Çavez ve Maduro tam bir sosyalist devrim yapılanışına yönelmediler. Sistemi yeniden tümüyle yapılanma hamlesi yapmadılar. Petrol  zengini ülke aldığı vergileri halka yansıtarak sosyal politikalar yaptı. Petrol dışında başka ekonomik üretici alanları geliştiremedi. Tek ürün bağımlısı olması ve önemli gıda ve ilacı tamamen dıştan almak zorunda kalması, dış bağımlı ekonomide, resmen nbargo ve baskılarla karşısına dikildi. Yine de Venezuela halkı tüm bu provakasyon ve aç brakmalara rağmen muhalif sermaye eksimine destek verilmedi. Tüm baskılara ve yalan probagandasına karşın, çavezci yönetim direnirken, Brezilyanın da kaybedilmesiyle, resmen kıtada giderek dostu da azaldı.

Yine de Amerikan ekseni istediği sonucu alamadı. Bunun üzerine daha direk saldırılı tutuma geçildi. Şimdilerde meclis başkanı olmayan, önceleri bu görevi kısa zaman içinde yapan Koradoyu başkan ilan edip yeni ikili yönetim siyasal oyuna geçti. Aslında, bu Amerikan oyunu yeni değildir. Anımsayın Suriyeyi! Yine, batılılar Esatı ezmek için direk Suriyeye saldırılar yaparken, uydurma başkanla sürgünde Suriye hükümeti de kurdular. Yeni başkan ilanı yaptılar. Bunu ilk tanıyan da Türkiye oldu. Daha ileri gidip; Cenevredeki toplantılara Esat çağrılmazken, kendilerinin seçtiği lideri başkan olarak toplantıya katıverdiler….

Sonuç, malum! Şimdi, suriyenin dıştan uydurma başkanının adını bilen dahi yok. Suriye halkı Esatı ayakta tutup, bu maskaralığı bozdular. Aynisi Venezuelada oynanıyor. Üstelik, şimdiki Ulusal meclis başkanı da denilerek. Siz   bir araştırın; şimdiki Meclis başkanı kim! Göreceksiniz ki burada dahi bir algı kandırmacası vardır. Şimdi sonucu izlenmesi gereken, olayın Latin Amerikada geçmesi, çevre ülkelerinde Amerikan ve özellikle CİA eğitimli paramiliterlerin bol olduğu ülkeler de vardır. Bunların başta Kolonbiyadaki Ölüm Mangaları yapısından provakasyoncuların Venezuelada rol aldığı kanıtlandı. Yerin Amerikan arka bahçesinde de olması nedeniyle, yapılacak mücadelenin geleceği oldukça sorunlu. Şimdiye kadar, tüm yanlışlarına rağmen Çavezciler hem seçimleri biri hariç kazanırken, halk da yanlarında tutum aldı. Devlet içi çözülme de pek olmadı. Bu yeni başkan ilan etme ve hemen ardından Amerikan yanlısı uyduların bunu tanıması, dünyada diplomatik krize dönüştü. Bu eyer tutarsa, Amerika, istgemediği ülke liderinin yerine kendi işbirlikcisini başkan ilan edip, tanımayla da siyasal oyun oynamaya devam edecektir. Bundandır ki Maduronun geleceği kadar, amerikanın yeni çrikin hegemonya sömürgeleştirme hamlesinin de yarını bakımından düşündürücüdür.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.