Venezuela’yı doğru okumak – Özkan Yıkıcı

0
19

Belli ki biz kendi döngümüzde çok dolaşıyoruz. Kendi sorunsal aşmamazımız yetmezmiş gibi, çoktan yaşanan kültürleşme dönüşümüne de uğradık. Abartıdan dedikoduya veya tam aksi maraziden ilgisizliğe varan yaşam yörüngesinde debelenip duruyoruz. Eskiden sadece ratyo ve sınırlı basınla duyulan açılım dünyası, şimdilerde korkunç medya iletişiminden sanal dünyaya dek varan yaşamsal koşullara rağmen, bilgi ve ilginin yoğunlaştığını söylemek oldukça güç Konuşarak yayılan bilgi geleneği şimdielrde korkunç iletişim ağına rağmen düşünsel zenginlik ulaşımını yaratamadı. Birzamanlar Nikaragua mitingi dahi yapılan veya Filistin zülmüne tepkiler veren K. Kınrıs, şimdi kendi içindeki sızıların dahi şov görünümlü örtmesi ile yaşam kültürü oluşturdu. Bundandır ki ne Venezuela,ne Suriye ve içeleşelen Türkiyede olanlardan pek de ilgi duyulacak zemin kalmadı. Duyulan ilgi veya şöylesine yazılıp söylenenlerin ise kaçı doğru, başka bir tartışma pradoksu oluşturmaktadır. Ama, hayat devam ediyor ve dünya nerede ise ikiye ayrışıp duruşları dahi sergilenen Petrol zengini Venezuela olayı vardır!….

Doksanlar sonrası Emperyalizim şaşalı sözlerle gösteriş havarilikle tek kutup nutukları salıyordu. İşkaleri veya beyenmedikelri yok etme siyasetine güvenlik ihracı kuralıyla da yeni evrensel askeri siyasi stratejiye de geçti. Hiç beklemeden Somali ve ırak hareketleriyle ve Yugoslavya oyunu sahneye konuldu. Yugoslavya darmadağın yapılırken, Somalide gönderilen uluslar arası askeri güçler resmen başarısız olurken, ırak işkali yeni bir felaket yaratırken, bu stratejiden vazgeçmek değil, yeni kurallarla bunu sürdürnme yöntemleri uygulandı. Mütefiklere yaptırma, içsel toplumsal patlamalarm yaratmalar yapıldı. Rengarenk darbeler, sivil veya yeniden askeri darbeler sahneye konuldu. Dünyada oldukça örneklemler de oluştu. Emperyalist yapı bunları denerken, solda da bazı deneğimler yapıldı. Seçimle kazanıp, sistemi dönüştürmeden sosyal politikalarla yoksulukla mücadele prokramları Latin Amerikada uygulandılar. Sonuç mu: gariptir ama başta Hondoras darbesi veya daha önce Paraguay parlementer yargı darbeleriyle bunlar engelendi. Normal konulan seçimler dahi uygulanmadan değişik darbelerle iktidarlar yeniden ele geçirildi…

Fazla dolaşımla sizi sıkmayalım. Ben Avrupa gazetesinde 98 yılında Aralık ayında yazdığım ve yayınlanıp yayayınlanmadığından emin olmadığım Makalede iki seçim üzerinden öngörüler yaptım! K. Kıbrıs ile TKP UBP kualisyon olasılığı ile paket kabulendirme yorumum ile Venezuela seçimleri ile Latin Amerikada Çavezle bir şeylerin oynayacağını belirtim. Gerçekten de öyle oldu. Venezuela ve ardından Brezilyada Lulayla birlikte Latin Amerikada yeni bir Bolivarist sosyalis deneğim başladı.

Tesadüf değil ki bu dalga seçimlerle yeni iktidarlar oluştururken, piyasa sermayesi hep bunları devirmekle uğraş verdi. Enson, Brezilyada resmen yandaş yargının dahi eleştirdiği uydurmalarla Lula seçimi almasın diye hapsedilerek Brezilyada faşist Bilsenaro başkan yapıldı. Herkes bu olaydan sonra, artık daha yoğun Venezuela sıkıştırması olacağını bekliyordu. Zaten, Çavez seçildiğinden beri darbelerle, suikaslarle ve anbargolarla resmen iş yapamayacak koşula getirilmek istendi. Çavez sonrası Maduroda ayni strateji uygulandı. Sonuçta, Brezilya kaybıyla birlikte hedef Venezuela oldu. Öyle oldu ki anbargo askeri saldırılar ve provakasyonlar yetmeyince, son hamle de yeni meclis başkanı “ki tartışmalı” ABD tarafından başkan ilan edilip üst kriz hamlesi de yapıldı.

Özetlenen bu olayı doğru okumak gerekir. İki yanılgıya düşmemek de önemli! Kimisi Maduro ve örneğin Nayroga veya Saddamı aynılaştırıp ikili eleştiri yaparken; kimisi de daha ileriye giderek Amerikancılığın aşkıyla olayın doğru olduğunu savunup Maduro eleştirisel suçlama sıralaması yapılmaktadır. Aslında Emperyalizim gerçekten tüm çirkin uygulamalarına karşın şu başarıyı sağladı: Kendi özüyle ve yaptıklarıyla ele alınmasını resmen beyinelrde engelemektedir. Medyanın da buna katgısı oldukça fazladır.

Ta bildik bileli, birilerini önce kötüleyip, sonra müdahalelerle düşmanlaştırıp sonuçta devirme stratejileri, değişik taktiklerle hep uygulandı. Buna rağmen yine böylesi politik oyunların kamusal desteğini de her zaman acıdır sağlamaktadır. Yaşanan Kadafi katliyamı veya Lula tuhaf yargılama şekline rağmen, sıranın Maduraya geleceği kesin ken yine de Amerikan yanlısı probaganda etkisi ile şüpeci garip aydın tutumları sonucu, ayni zemini buldular. Oysa, Venezuela üzerine biraz bilgisi olan ta baştan çavezin seçimi almasıyla başta ABD hemen anbargo ve iç sermaye ablukalarıyla harekete geçmiş, iki yıl içinde darbe dahi yaptırdılar! Ama, tam başaramadılar.Devamı gelip kırılma anında veya artık gidrek Latin Amerika hükümet desteği azalan Maduraya artık daha net müdahale ile başkan dahi seçimsiz ilan edilip tüm diplmasi desteği de uygulanmaya başlandı.

Her olayın elbet tarafları vardır. Ama, gelişen her konunun da özünde yaratıp etikleyeni de gözden kaçırmamak gerekir. Şimdi, Emperyalist yapı ile Madura ikilemli dengeli bir deyerlendirme yapmak, saçmalıktan öte bir şey değildir. Tıpkı israilin en moderin silahlarla Filistinlileri katlederken, Filistinin atığı taş ile imha eden İsrail füzesini aynılaştırıp “çatışma, iki taraflı olaylar” sunmasına benzer. Kaldı ki burada direk dış müdahale yapan emperyalizmin kendisidir. Kendine bağlı başkan ilan edip, Venezuelanın zengin dış yatırımlarına el koyma hareketlerini görmezden gelmiyelim. En basitiyle, Venezuela oligarşisi ve genel Emperyalizmin petrol zenginliğinin insanlığa sağlık olarak kulanımına karşı olup, bu paraları ceplerine indirme siyasetinin sonucu olduğunu anlamak gerekir. Bir kısa araştırıp, Venezuela muhalefetinin veya Amerikanın karşı olduğu ve istediği zengin petrol kaynakları olmaktadır. Karşı çıkılan ve direk söylenen “petrol kaynağının bir kısmının çarçür kulanımı” denilmektedir. Denilenin anlamı ise petrol zenginliğinden yoksul halka hizmet ve sağlıkla eğitim dönmesini istememeleridir. Zaten, özellikle Neoliberal süreçle Emperyalizmin eğitim ile sağlık alanlarını da metalaştırıp, insan hakkından çıkarıp resmen sektörleştiği anlayışının da talebi vardır…

Kafalara şu basit sonuç Yerleştirildi: sanki ABD doğru bir uygulama yapmış gibi, Maduronun yapıp yapmadklarıyla sorgulanıp konu orada brakılmaktadır. Elbet, Maduro gibi son dönem sosyalistlere söylenecek söz çok. Hele de sisteme dokunmadan piyasa ile birlikte yaşayacakları tahmini yeniden çöktü. Ama, konu o değil. Latin Amerikayı yeniden hükümetsel ele geçirme hamlesinde oranın arka bahçe olma sömürgesel gerçeğinin olduğu kesindir. Öyle, diktatörlüğe karşı veya başka safsataların anlamı hiç yoktur. Siz bir ülkeye başkan atayıp da ardından baskıalrla oranın şekilenmesine çalışmanın adı demokratik olma doksanalrdan sonra yoğunlaştı.

Venezuela petrol zengini olmasının sistemsel bedelini ödüyor. İnsani kalkınmalara bu kaynaklar arılmayacak. Bu zenginik uluslar arası tekelerin kasalarına incek . Venezuela kapitalist yapıdan ayrılmadı. Sadece, tek eksen ABD yelpazesinden ayrılıp, önceleri Latin Amerika ortaklığı ve giderek AB ve Çin ile de ekonomik ticaret yapma eylimi gösterdi. Buna dahi tahamül edilmedi. Sonra dönüp de birielri bize hala ABD nin “demokrasi ve özgürlük” istekelrini anlatmaya çalışıyor. Kadafi bunlara güvenip hem petroldan pay hem de askerlerini eğitecek derecede olanak sundu. Seçimlerine dahi paralar yağdırdı. Ama. Yine de Kadifiyi katletiler. Şimdi de Maduro istekelrini yapsa dahi onu orada brakmazlar. Bir Amerikan yalanı da seçime katılanların az olup temsili sorun sunmalarıdır. Sayın Trumtan daha fazla katılımla Maduronun seçildiği kimsenin aklına gelmiyor. Amerikada olanlar veya Paristeki Sarı Yeleklilere yapılanlar ise hiç sorgulanmıyor. Dedik ya, medya kulanımı ve çekinmeden yalan söylemenin de etkilerinin boyutu burada hisedilmektedir.

Sonuç olarak; özellikle Brezilyaada ki darbelerden sonra faşist başkanın da seçtirilmesiyle, Venezuela emperyalist saldırı alanında yoğunlaşan ülke oldu. Herkesime kolayca dış ülkenin atadığı başkan politikasının normaleştiğine de tanık oluyoruz. Geçen yazımda da yazdım: Suriyede de başta saldırılırken Esatı yok sayıp yine ayni güçler başkan ilan etiler. Cenevreye onu koydular. Ama, Suriye halkının bu yanlışı siliş sürecine de tanık olduk. Belli ki şimdi Venezuelada ayni oyun oynanıyor. Tam da sol yönetimlerin kaybedip faşizmin yükseldiği dönemde yaşanmasıdır.Emperyalist müdahale ile ikili krizleri birbirine karıştırmamak gerekir. Madem demokrasi aşkları dolup taşıyor, yandaş mütefik diktatörlere yönelsinler. İşin acısı, Venezuela anti demokratiklikle suçlanırken, başkentin göbeğinde senelerdir muhalefet hem de devirme gösterileri yaptığı gerçeği de sırıtıyor. Siz çok uzağa gitmelim, Türkiyede brakın genel protestoyu, ufak bir sorun için gösteri yapma şansınız varmı? İşte, Venezuelayı bu gerçeklerle okuyarak anlamak gerekir.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.