Tarihin yakın beleğinden – Özkan Yıkıcı

0
12

Salı. Ay olarak Ocak ve rakam ifaeesi 22 olmaktadır. Bu aylık tarih, K. Kıbrıs beleğine önemli siyasal sıçrama olarak artık kazıldı.Yakın veya genel tarihin önemli yaşanmış günleri vardır. Bunları anımsamak, hem gelinen günümüzü anlama hem de gelecek üzerinden dersler alma bakımından, oldukça önemlidir. 22 Ocak, 2017 sıralama tarih kuramı, artık önemli siyasal sırçama  hamlesi olarak K. Kıbrıs için, sorgulanarak anımsanması şart. Gerek yaşananlar, ardından takınılan tavırlar ve sıçrama ile oluşturulmaya başlanan yeni koşullar, siyasal tarih bakımından kaçınılmaz kavşaklardan birisidir. Bundandır ki daha birinci yılını dolduran bu olaylar, sadece K. Kıbrıs için değil, Türkiyenin Kıbrıs politik yeni direk hamlesi, bölgesel sorunlarla Kıbrıs alakası ve enönemlisi, gerçeklerin dahi söylediğinde nasıl bir siyasal baskılanma doğalaşma döneminin de başlangıç tarihi oldu. Bunlar, istense de artık yaşanmış değiştirilemiyeceklerimizi olan tarihimizdir.***

Gerçekten, yaşadığımız bu son günleri eğer bellek tarihiyle anımsayıp deyerlendirsek, geçmişten gelen uyarılarla bugünün nasıl şekilendiği sorularına da yanıt getirecektik. Örneğin, geçenlerde 1  asra varan Komonist Roza Lüksenburkun idamı hatırlansa, şu önemli asırlık uyarısı ile günümüzü de anlama şansımız olacaktı: “Lüksenburk; Ya sosyalizim veya barbarlık* B başka seçenek yok” sözleri oldukça önemliydi. Hele, Lüksenburk Almanyada idam edilirken ki Sosyaldemokratların konumu da günümüz siyasal bilmecesine önemli yanaıtlar da taşıyacaktı. Yine, 19 Ocak, Türkiyede Ermeni gazeteci Deenkin katledilme yıldönümü! Sadece katletme nedeni, yargının tutumu ve sokağa çıkan onbinlerin “Hepimiz Ermeni, hepimiz Deenkiz” deme öfkesini de bilecektik. Bilecektik de kısa zaman sonra, K. Kıbrısta Afrikadaki 22  Linç hareketinde ki muhalefet tutumuyla da kıyas yapma şansımız olacaktı. Bunlar, toplamda tarihsel beleğin önemi ve alınacak ders bileşkesinin katgısını ortaya koymaya yeter. Hele de Türkiyede oğlu Cemili arayarak uzun zaman mücadele eden Ananın da ölüm günü bize coğrafyamızın yakın tarih resmini çizdirtmeye önemli ek yapacaktı.***

Belek başlayınca bilgiler kafamı doldurur. Her anımsanma ise alınacak çok derslerle, yeni yaşamdaki yolun da ışığına katgı tutmaya yaramaktadır. Tam da 22 Ocak K. Kıbrıs tarihi de böylesi bir gerçeklik taşıyor. Konuya bakarsanız pek de önemli gelmemesi demokratik bir haber! Türkiye Afrina girmeye başlayınca, Afrika gazetesi “yeni bir işkal hamlesi” olarak mahşete geçti. Aslında, normal düşünen herkesin kolayca anlayacağı bir ifadedir. Eğer siz başka bir ülke toprağına giriyorsanız ve bunu elde etmeye veya fetetmekle amaçlanıyosanız, buna işkal demenin de öteki kavramı olmaktaydı. Tabi ki normal koşullarda ve kavramların yerinde kulanım koşullarının olduğu dönemden söz etmekteğiz….

Türkiye zaten ısrarla istediği, önceleri şama dek gidip namaz kılmak istediği Suriye politikası, giderek daralıp Kuzey Suriye  bölgeseliği ile Anti Kürt tutumları eksenine dek geriledi. Nitekim, Rus aBD onaylı Afrin hareketi başlarken, değişik güçlerin Kürt hesabı ve Suriye bakışı vardı. Tabi Türkiye kamuoyuna bu başka şekilde satılıp, AntiKürt ve Suriyeden toprak alma eksenli idolojikleştirme formül ile yuturuldu. Unutmayalım: 74 Kıbrıs olayı da başta ABD İngiltere onaylaı hatta planlanması olmasına karşın, yine Türkiye kamuoyuna Amerikaya rağmen yapılan Kıbrıs çıkarması olarak sunulduydu!

******

Böylesi çelişkelerle ve idolojik hesaplarla başlanan Afrine yönelik askeri hanleler elbet kavram gerçeği ile söylenince, Türkiyeden rahatsızlık olacağı kesindi. Ancak, birçok kesim Bursada Erdoğanın açık ifadesiyle ve ardından birdenbire birielri toparlanıp Afrika gazetesine saldırılacağını pek beklemiyordu! Çünkü, hala ne Türkiyedeki rejim değişimli yapısal gerçekleri nede Kıbrıs Türkiye ilişki ağının özünü hala görmezden, bilmezden gelmeye devam ediliyordu. Bu siyasal teslimiyet gerçeği, devamında Afrika Gazetesi Linç hareketindeki başta polis tutumuyla seyirci kalınması, buraya gelenlerin elerindeki döner bıçaklarının olması da alışılmış uygulama değildi. Yine de karşı çıkış buna yönelik olmadı. Erdoğan Bursa Buyurması ve K. Kıbrısta Lefkoşadaki kitlesel hareketlenme linç hareketi bütünseliği birlikte konuşulmak istenmedi. Kendilerince “marjinal, birkaç kişi” konuşuyor kaçışla gerçeklerden uzak duruşlar sergilendi. Hele de Afrika Gazetesi çevresinde başlayan linç hareketi, gidrek Meclisin tepesine kabile bayrağı çekilmesi devamıyla da olması, enbaşta, “mecliste” ant içen vekileri dahi pek rahatsız etmedi. Yemini dahi kesmediler. Sonra, tepki gösterenler değil de saldırganları kucaklayan vekilerle adeta bu işi yapanlara ödül verildi!

Gösteri burada kalmadı. Engel olan Polis kumandanı sürüldü*  Bazı kişilere açılan davalar normal dava gibi olup Ceza davası olarak açılmayarak, az cezayla ve sonra iyi halden dışarı çıkarıldı. Hala olaya katılanların önce aranması ve sonra unuturma durumu da gerçekleri örtmeye uğraşıldı. KOltukcu partiler brakın net kınamayı, saldırıya uğrayan gazeteye gidip özür dahi dilenmedi!Yapılmış gibi olan mitink ise epey engeleyici oluyordu. Saldırıya uğrayıp linçten kurtulan gazeteci ve yandaşları konuşturulmadı dahi. Bu bile eylem düzenleuyen örgütlerin olmazsa olmazı oldu. Protestoda ise resmen Bursadan işaret veren Erdoğan ve genelde Türkiye konusunda da slogan atılmaması için epey uğraş verildi. Hani yukarda Deenk için onbinlerin söyledikleri ile buradaki saldırıda yaşanan la onlara destek verme ikilemini kıyas yaparsanız, buradaki kitlesel ve örgütsel boyutu anlamaya yeter ve artar….

Bu olay Türkiye Kıbrıs genel ilişkisi bakımından önemlidir.Artık brakın direk demeçle müdahaleleri veya yetkililere yaptırma tekniklerine, resmen hem de olan bir olayın yazılmasıyla direk hedef gösterilip 22 Ocak yaşatıldı. Zaten, devamında CTP ve TDP ödenli teslim oldular ki beraberinde kitap okuyan, şarkı dinleyen, yasal kitap dağıtanlar ve Suriyeli gazeteci davası gibi artık “olamaz” denilen olaylar birer bierer gerçekleşti. Ama, CTP lideri sıkılmadan “Demokratik yapıyı geliştirdik” yalanını da enazından kendine sol diyen tabanına da moral bahane savunme kuramı olarak kabulendirdi!

*****

Aradan 1  yıl geçti. Afrin artık işkalin kuralıyla yaşamaya devam ediyor. Sürülen Kürtler ve yerlerine yerleştirilen ÖSO tipi yapıların milisleri defaktosu yaşanıyor. Afrin işkal sonrası zaman zaman huzursuzluklar ve yıldönümünde patlamalar haberleri geldi.Ancak, başta Türkiye kamuoyu bu gelişmelerden habersiz veya acıdır bunalrla övünme yapanlar olmaktadır. Fakat, bizim yalakalar gibi Afrine gidiyoruz denip de Hataya gitme komiklikleri de yaşandı.

Buyruk geldi: Bursa kentinden gürlüyordu. Bu Bursa Nutku değildi! K. Kıbrısta tertipleme demekti. Elerinde bıçaklar ve çeşitli aletlerle, belediyelerin katgıları sağlanıp kitleler Lefkoşada Afrika Gazetesi çevresinden saldırıya geçtiler. Kutsal denilen Meclise girerken, insan düşünmeden edemedi: Afrika Linç hareketi ile Kutsal meclise girmek! Hem de Ant içilirken, Elini kolunu salayarak girecek kadar normal. Böylesi olaylar olurken ve bunu önlemesi gereken Çelik kuvetler seyrederken de yaşandı. Artık, K.Kıbrıs “olamaz” denileni yeniden yaşayıp, yeni bir siyasal sıçramaya uğradı.Buda normal hale sokuldu. Hat ta; linç hareketine destek veren derebeyleşen belediyelerin başkanları, seçimle yeniden seçildiler.Bunlar hep K. Kıbrısın nereye geldiğinin direk yaşamsal kanıtı oluyordu. Sözünü Polise geçirmeyen akıncı ise hala dönüp bu zayıflığı ve yaşananı sorgulayacağına, hala Anastasiyadise durmadan göndermelerle yeni lider seçilme yatırım yoklamasına devam etmektedir. Siyasal eşitlik denilirken, aslında aynda önce kendini görmesi gerekir. Kamuoyunda normaleşen bu şidet ve öfke konumu, kültürleşerek de davranış hareketine geldi.

Sanırım 22 Ocak yıllık en net resmi koltukcu kesim verdi. Görmezden gelme ve konuşmama! Ama iş lafazanlığa gelince: “Polis ve asker bana bağlıdır* Ben hukukcuyum* Demokratik koşulalrımız gelişti” gibi anlaşılmaz ama yandaş medya sayesinde mahşet olma gündemine devam ediliyor. Onca gazete ve kanal ise resmen mesleki Afrika Gazetesinin linç olayına da gereken desteği vermediler. Dayanışmaya girmediler. Hat ta, Afrikasız protesto gibi tuhaf muhalefet de yaşandı. Bunalrdan kim ders aldı derseniz, gündeme bakıp siz de anlarsınız. Zaten, ısrarla unuturmak tutumu oldukça yaygınlaştı.Dokunmadan yaşananların geçme refleksi hala sürüyor.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.