Acı, öfke ve yüzsüzlükler birlikteliği – Özkan Yıkıcı

0
11

Galiba tıpkı öteki 8 rakamla yaşanan yıllarda olduğu gibi, bu yıl da adamız için oldukça konuşulacak tarih yazılmaya devam ediliyor. Adanın günümüze gelişindeki 8 rakamlı sene, bu defa tekrardan yaşanarak yeni olgularla tarihleşiyor. Artık bu yılı da tamamlıyoruz. Başlarken ki Afrika Linç hareketiyle yeni siyasal sıçrama yapılırken, ilginç dava başlangıçları ve şimdi de resmen doğanın intikamı veya yapılanan K. Kıbrıs gerçeğindeki yanlışların sellerle somutlanmasıyla, belli ki geriye sadece yapılanların tarihsel sayfaya kayıdı kaldı. Bu tarihsel bakımdan önemli olaylar olurken, siyasi yüzsüzlüklerin rantla örtüş perdesinin de aralanıp yeniden “bulutlardan sıyrılan güneş gibi” karşımıza kendi gerçeklerimizi de taşıdı….

Aralık ayına geçenlerde girdik. Artık bu seneye de veda ediyoruz. Artık, yılın yaşanılanlarla yükü dolup taştı. Tıpkı, yükünü alan bulutların yeni yüke tahamülsüzlüğü nedeniyle yağmur olarak boşalma noktasına gelmesi gibi. Aslında senelerdir uyarılıyordu: özellikle de Girne kentleşmeden Beşparmak yağmalarına varan yanlışların birgün bedelinin acı ödetileceği söyleniyordu. Fakat, istenen K. Kıbrıs yapısı ile rant hırslı zenginleşme hesapları, en ufak gerçeğin, yanlışlarla örülen duvarla, karşımıza rant çıkarlı canavara dönüştürdü. Sonuçta, bu hafta içi sel tipi yağmurlarla, çoğumuza sürpriz gelmeyen kocaman Beşparmak Girne eksenli gerçeği çığlıklarla haykırdı! Hala bunu anlamayarak devam etmenin de yüsüzlüğünün de öteki yüzünü de yaşamaya devam ediyoruz. Din, inanç ve acı adeta gerçeği örtmeye kulanılan maske haline getirlimeğe uğraşılıyor. 4 Ölü gerçeği ise olayın insani boyutunu daha derinden hisedilmesine neden olundu.

Girne halkının bir kısmı için, ilginç bir de ironi gerçekleşiyordu: 74 Öncesi Leymosunlu ve sonrasında Girneli olan insanlar, şu paradoksla karşılaşıyorlar; Hem Girne hem de Limasolda yağmurlar yağdı. Üstelik Limasolda öyle ufak bir gecenin kısa dönemiyle sınırlı değil 72 saat yağdı. Limasolda pek faciya yaşanmazken, Girne cepesinde Dikmenden varan önemli yıkımlar yaşandı. Bu kıyas sanırım bize dünyanın her yerinin ayni olmadığının da kanıtıdır. Dahası, hala yaşatılan yağmanın dersi alınmamış gibi de ayni çevreler durmadan bu defa Mağusa ve Trikomo yöeresi için de ayni uygulamada diretiyorlar. İnanılmaz pişkinlik ise şu: günümüz rezaletini, yıkımını ve yapılanışını yaratan siyasilerimizden öteki birokratlar sıkılmadan ekranlara çıkıyor, kitaplar yazıyorlar, bize “derslerle geleceğimizi kurtarma önerileri” yapmaktadırlar. Yaratıkkarı sistemin sokaktaki felaketi ve oluşan acılarını görmezden gelip, onları “iyi kişi” olarak anmamızı istiyorlar….

Konuyla ilgili sürece nasıl gelindiğini, genel ve yerel özellikleri önceki makalemde kısaca yazdım. Aslında, bu yaşanan ve içinde ölüm olan sonuçlar, bize övülen, üstüne dokunulmazlık konulan, yarınlar için devamı için kafalarımıza sokulan yaşanıp yapılanan sistemdir. Kıbrıs görüşmelerinde dahi ısrarla bu yapı korunarak ileriye gitme politik duruşu bize kazdırtıldı.Pişkinliğin daniskası da var: konuyu siyasalaştırmayalım deniliyor! Öylemi; bu yaşananlar uygulanan resmi politikanın sonucu olduğu kesin ken, bunun gerçekleşmesi için kararlar alınırken, bunların olacağı uyarılarına hiç önem verilmeyen siyaseti, bu acı gerçeklerde soyutlamamız isteniyor! Buda işin kurnazlık cihaletinin formülü… Öyle ya, siz siyaset yaparak rantları yiyerek, bunun rüşvetlendirilmesinden hukukuna uyduracaksınız da sonra, ölümlerle sonuçlanan gerçekte siyaseti dıştalamamızı isteyeceksiniz! Ama, tüm bunların da siyasal tercih olarak ve ekonomik kalkınma ve hat ta, “çağdaşlaşıp gelişen KKTC” deyerek de övülünürken, şimdi yanlışını konuşmayacağız.

Genel konuyla alakalı acı duyma, konun bilincinde olanların öfkelenip sistemi sorgulaması ve en kötüsü pişkinlikle yüsüzlük yaparak bu yaşananların önemini başka saptırmayla acıda tutup kendini kurtarmak isteyen aktörlerin siyasal oynuna teslim olma gibi tuhaf karmaşada kalmamız isteniyor. Peki, bu yaşananlarda kusuru olan yokmu? Yol konusu, dere içine yapılandırma gelişmelerindeki karar vericiler, siyasal olarak bize bunları başarı olarak sunanlara diyecek sözümü de olmasın… Hatırlayın kısa zaman önceki yine Girne yolundaki öğrenci cinayetini* Orada alınan tavrı ve sonuçta ortaya çıkan sorgulama sonucu, oldukça önemlidir. Öfkemize polis baskısıyla yanaıt verilirken, kaçak işçi çalıştıran ve kamyon devredip ehliyetsiz olan devamı ile yol nedeniyle olan kaza sonucu cinayetleşen çok boyutlu olay sonrası neler oldu? Unutuk! Şimdi de aynisi isteniyor… Sistemin kendisi hep böylesi yağma ile ayrıştırmalarla ayakta duruyor…

Girişte de belirtim: gerçekten bu yıla örnek denilecek direk sistem yapısal özlerle karşılaştık. Afrika gazetesi linç etme ile polisten öteki politik güçlerin duruşu, sonra devamında yargısal acayiplikler! Yetmedi mi gidrek sonuçla yağışlarla Girne faciyasının yaşanması ile takınılan acı duygusunu kulanıp gerçekleri örtme hamleleri hepsi yılın resmini çizmekte oldukça önemli esrumanlardır. Konular acılar ve öfkelerle sürerken de devamında tıpkı önceki doğa felaketlerinde olduğu gibi “kime yardım yapıldığı” tartışmasına düşeceğiz. Yanlışları unutacağız. Çok değil, birkaç yıl önce Omorfodaki sel olayında hiçbir yargı veya dava konusu edilmezken, felakete uğrayan bazı yurtaşların verilen yardımları almazken, konuyla alakası olmayanların fırsatla yardımları nasıl ağmaladıkları hala akıldadır.Yönetimin işleyiş şekli hep böylesi gelişmelerle yeniden üretilip pişirilmektedir.Tabi, istifa falan buranın kutsal politik kitabında yoktur.Oysa, biriken ilgili sonuç doğumunu da yarat tı. Dereleri dolduran, Beşparmakları delik deşik yapma veya ormanlarını katledreek, arsalar aşma yoluyla rant oluşturma ve geliştirme yaratma politikasının Girne sonucu gelip dimdik karşımıza dikildi. Bozulan iklimlerle, yaşayan insan sayısını “kalabalıkla” ancak ifade edilen ülkemizde, sorunlara yaklaşımda da arızalarla baskının saydamlaşması oluşmaktadır. Durmadan nifus yığma, bina yapma, rant alanı aşma politikası ülkemiz sonuçlarına ulaşma silahı halinde uygulanıyor.Ölen çocukların cinayeti biryana, yıkılan yanlışlar gerçeğine eğer bir damla yardımcı olamıyacak sa onları söylemek de anlamsız hale getirilecektir. İşin acısı, insanların ölümüne neden olacak koşulları yaratanlar, bu yaratıkları cinayetlerin acıyla kulanıp onları oluşturan gerçeklerin de örtülmesine uğraşacaklardır. Onca yanlışlara rağmen ne istifa sesi nede birine dava okuma olmadı. Tıpkı öteki olaylarda olduğu gibi. İnsanlar bunun öfkesiyle eğer sokağa çıksalardı,polis baskısı ve siyasal suçlama mekanizması hemen işleyecekti. Tıpkı öteki Girne yoklundaki trafik katliyamı gibi….

Bizdeki hukuk sistemi de böyle işlerken, örneğin, Güneyde yaşayan ve Kıbrıs Cumhuriyeti yurtaşı olan Suriyelinin, sırf orada yasal bir gösteriğe katıldığı için buraya gelişinde yakalanıp yargılanmasını da sağlıyor. Tabi, Güneyde cinayet işleyenler Kuzeye rahatça geçip tutuklanmıyor. Uyuşturucular ise başka bir manzume… Ama, son Girne olayında karar vericiler veya yanlış yapanlar için, tıpkı öteki benzerleri gibi kimse aklına yargılanmaları getirlinmiyor.

Gerçekten yaşadığımız yıl sanki tarihi buluşma gibi öteki On yıllardaki 8 rakamında önemli sıçrama içerikli yaşandı. Artık 218 yılı, Afrika linç olayları, ardından yapılan yargılanma, Erdoğanın talebiyle yapılan saldırı ve yargılamalarla başlayıp, sistemin temel ekonomik siyasal yapılanmasının doğa bozulmasıyla buluşan Girne faciyası ile yılı kapatma noktasına geldik. Siyasal sıçrama, hukuk ve doğa katliyle felaket karşılaşmaları K. Kıbrısın bu yılki özet alınıp tarihleşecek dersleridir. Yoldan dereye, dağdan kent içi yerleşim şekline varan yapısal yağmanın aynası; nifusu namevcut bilinen, politik şovlu övgüler ve ısrarla “daha fazla işdahın yükseldiği momendum; Dkokunulmaz yargı ile Polist günvenliğinde Afrika linç hareketi, meclisin tepesine bayrak çekme, Afrin işkali ile karikatür olaylarının yargıya taşınması, Suriyeli kadının başka yerdeki yasal protestosunun burada hukuki boyuta gelişleri, hepsi yılın üstüne yüklenen yük oldu. Sellerden yargıya, linç etmeden öteki yanlışların bileşkesi ile önümüzdeki yılların da mesajı buradan alınması kolaydır. Bakalım, toplumsal yıkımlı bu mesajın de gidişi nereye kadar olacak? YOksa, Orman yangını veya öteki doğa olayları gibi veya geçenlerdeki Karanlıklar katliyam çocukalrı gibi hasır altından yok mu edilecek? Yaşam bize bunları yaşatarak yanıtlayacaktır….

Not: Türkiyede Kıbrıs konusunda nadir açıklama yapıp gerçekleri söyleyen Sırrı Süreyya Önder de hapse girdi! Kıbrıslı ilericilerin söyleyecek bir sözü var mı? Yoksa, eloğlu olup bunu da mı duymamaya havale edilecek.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.