Dünya görünümünden manzaralar – Özkan Yıkıcı

0
5

Kasım ayına da geldik. İlk Kasım ayı makalemi değişik ülkelerden bazı seçkilerle birlikte konu yapmayı düşündüm. Hemen, 3 Kasım gününün ünlü Türkiye Susurluk kazasının görünümü ile “mafya, emniyet ve politikacı” birlikteliğine atıfta bulunma şansını kulandım. Ayrıca, Kasımda, iran yeni krizinden Amerikan seçimlerine varan önemli başka gelişmelerle de karşılaşacağımızdan, sonuçları oldukça önemlidir. Bu önbilgilerden sonra, Dünya geçişleri ile seçilen manzaralara dalalım.******

Konuya K. Kıbrısla başlayalım. Malumlarımız artık normalin de ötesine kabulenme şekliyle yaşıyoruz. Patates hikayelerine şimdi de “bulunmuyor” la devam ediyoruz. Dün Türkiye pazarına girilmemesini, sonra yanlış tohum tehlikesini şöylesine duyarken, şimdi de patates merkezli K. Kıbrıs ilgili ürünün bulunmama konumuyla yaşıyoruz. Ek olarak Patatesin kaçak yol ile güneye taşınmasından tutun Türkiyeden ital edilen Patatesin niteliği tartışmaları altında hala ilgili ürünün yokluğunu konuşuluyor. Kimse, nedenlerini veya yeşertilen yerel yapının özünü birlikte tartışmaya da yaklaşmıyor… Ayni döngü kendi kültürü ve çıkarcıların ceplerini doldurma sürecinde yaşamaya devam deniliyor..

Artık Katliyamlara varan işçi ölümleri veya bollaşıp güncelenen cinayetler de devam ediyor. Ölenlerin Türkmenistandan tutn Bangladeşe varan yurtaşlık kimlikleri ise K. Kıbrıs nifusunun nerelere dek geldiğinin resmini haykırıyor. Ayrıca, oluşan yapıyla sömüren ve sömürülen ilişkilerindeki karmaşalar sonucu besletilen kimliklerle birlikte işçi katliyamlarına duyarsızlık, güncel cinayetlere veya tecavüzlere de normaleştirme kültürleri de kökleşti. Siyaset de bunların üstünde yükselmeye devam ediyor Tarikat şanları ve iman güçlü rantiye ezgileriyle….

Siyasal çizgide de başka yönelmeler devam ediyor. Abartıların, kurguyla oluşturulan hikayeler adeta politik esirliği de doğalaştırdı! UBP başına Ersin Tatar seçildi. Sanki Ersin UBP başkanı değil de başbakan olup yeni siyasete atılan genç gibi algılatılma yönüne yönelindi. BRT ekranlarında yapılan “Gazetecilerle sohbet” prokramı ise olayın daha da ilginçleştirme oynunu haykırdı! Perşenbe günkü yayını izleyenler brakın normal basın başkan prokramını, kahve tavla maçının gerisine düşen sahneleri de yakalama kolaylığını yaşadılar. Birbirine basit nezaket kuralına dikat etmeyen basın temsilcileri, sorularla kahkaha atış karşımlı sorgulamaları ise birbaşka örneklem oluşturdu. Ersinin de resmen bu cidiyetsiz, ama abartı basın olayında kendi de kendini överek ama önemli konulara dokunmadan epey zaman gülerek kendini taktimledi. Ülker Fahrinin dediği gibi: “Ersinin neresi yeni! Üstelik, parti lideri oldu, başbakan değil” eleştirisi de başka prokramda “şap diye” yerine oturdu. Ancak, kimse Ersine herkesin bildiği sorgusu sorulmadığı gibi, eskiden yaptığı Maliye makamcılıkta pek de “demokratlıkla” alakası olmayan uyarılarını da anımsatmadı. Hele de ekonomiyi “uçurma” prokramını akılarından dahi geçirmediler. Gerçekten, bu prokramı başta katılan gazeteciler izleyip, gazetecilik yapıp yapmadıklarını kıyaslasalar, iyi olur….

Başka bir travmayı da Akıncı eliyle yaşadık. Bizde özellikle hiçbirşey yapmayan, belirli görüşleri olup bunları başkasından bekleyenler ile abartılarla konuları anlayıp moral bulma Eylemdekilere,Mustafa iyi bir resmi çektirdi: Türkiyede, 29 Ekim günü Mustafanın katıldığı Üççüncü Hava alanı açılışında duada Elini açıp dua okumadığı imajı kafalarda yaratılıp önemsetirildi. Hat ta, Akıncının Erdoğana tavır alışı olarak algılayanlar da oldu. Benim Prokramıma katılan bazıları da bunun önemli “davranış” olduğunu söylediler. Böylesi makyajlama sürerken, karşıt bir gazeteci resmin tümünü ekrana koyup, aslında Akıncının denileni yapmayıp, oradaki koşullara uyduğunu gösterince de birden abartı savunular hemen kesildi…..

Kıbrıs alanında böylesi çelişklli görünümlerle etraf Kasımda bozuk iklimleri yaşarken, etrafta başka parıltılar yükseliyordu. İsterseniz başka bir konuda “adalet kutsaması” örneği ile Türkiyeye açılalım.******

Adaletin Kutsalığı veya “yargının bağımsızlığı” sözlerini sıkca duyar ve yeri geldiğinde de kulanıma sokulmaktadır. Size Türkiyeden Eren Erdem davasıyla alakalı örneklemi verecem!…. Eren Erdem CHP eski vekili oluyordu. Hat ta, doğrusu epey de seviliyordu. Fakat, klasik CHP merkezi sağa kayma hastalığı sonucunda, Eren Erdem aday konulmayarak meclisten uzaklaştırıldı. Eren Erdem özellikle Feytulah Gülen karşıtı duruşu nedeniyle de hemen bedeli ödeme cenderesine konuldu. İşte; tam da burada adalet yargısının kutsalığı ile karşılaştık!

Erdem, yukarda belirtiğim gibi Gülene karşı oldukça mücadele verdi. Fakat, gizli tanık adıyla hazırlanan Savcılık davasıyla da Eren Erdem tutuklanıp yargılanmaya başlandı. Hafta içi işler karıştı! Erenin hapse atılıp yargılanmasına neden olan Gizli Tanık, söylediklerinin hepsinin düzmece olduğunu itiraf yaptı. Dahası, kendini kandıranlar olduğunu da söyledi. Normal yargıda konuya neden olan gizli tanığın da yaptığını yalanlamasıyla davanın düşmesi gerektiği ilkesi vardır. Çoğu kesim, Eren Erdemin davasının düşeceği, çünkü neden olan Gizli tanık bilgilerinin bizat ilgili kişi tarafından itirafla ret edilmesi sonucu, suçlama bulguların kalmadığı gerçeği ortaya çıktı. Bundandır ki davanın düşmesi ve Eren Erdemin serbes kalması gerekiyordu….

Unutulan Türkiye ikinci gerçeği de yaşandı! İlki, özellikle AKP döneminde suçlanmak istenip hapsedilme tekniği olarak Gizli tanık makamı geliştirildi. Bununla yüzbinlerce insan tutuklanıp ceza dahi aldı. Gizli Tanık olaylarının nedenli yanlış olduğu defalarca kanıtlanmasına rağmen, hala önemli sorgu cezası olarak kulanılmaya devam ediliyor. Eren Erdem bu olayın son örneği oldu. İkincisi ise Davanın nedeni olan Gizli tanık ifadesini bizat tanık yalanlayınca, artık davanın kalmaması gerekiyordu. Enazından tanığın serbes brakkılması olacaktı! Fakat, unutulan Türkiye yargı ikinci gerçeği burada tekrarlanıp Erdemin tutukluğuna devam denildi.

Demek ki öyle yargı dokunulmaz veya adalet kutsaldır sözleri kolay kolay bir yere konulamaz. Türkiye örneği göstere göstere bu dersi adalet sayfasına tekrardan yazdırtı.*****

UBP başına ekonomiyi uçuracak Ersin Tatar geldi. Bilmem Ersin bey her yere uçabilecek mi? Bu soru oldukça yaygın… Fakat, ben Kıbrıs Türkiye ekseninden çıkıp, okyanusu geçip Brezilyadan gelen esintilere takılacam….

Daha geçen yazımda Brezilyanın yeni seçimle gelen başkanının tehlikeli siyasi geleceğine parmak bastım. Seçilmesinin koşullarını da defalarca yazdım. Brezilyadan daha seçim tartışmaları tükenmeden, nedenleri sorgulanmaya devam edilirken, iki önemli haber, olayın korkutucu işaretlerini belirtiyordu. Birincisi, Lulayı yetersiz belgelere rağmen hapse atıp dışla ilişkisini kesen yargıç, Adalet bakanı olacağı haberi oldu! Bu Brezilyadaki onca sözlerin ardından nasıl adalet yanıtı olarak düşündürücü….. Ötekisi ise direk bölgemizle alakalı:

Yeni Brezilya yönetimi israilin başkenti olarak Kudüsü tanıyacağını ve elçiliğini oraya taşıyacağını söyledi. İkincisi de Brezilyadaki Filistin temsilciliğini kapatacağını söyledi. Brezilyanın Ortadoğu ekseni de Trumpla özdeşleşeceğinin direk kanıtıdır. Sakın ola Brezilyayı öyle ufak bir ülke olarak düşünmeyin.. Bu son kararlar oldukça gelecek dünya için çok tehlikelerin yeni adımları olarak karşımıza geldi.*******

Kasım ayı beklenen yeni bir kriz tırmanışına dahi Pazartesi gününden sonra karşılaşacak. Amerikanın hem de B.M. gözetiminde yapılan ve birçok önemli ülkenin de imzası olan İranla anlaşmadan çekildikten sonra, Şimdi de anbargo kulanımı gündeme geliyor. Bize çok önemli tehlikeli mesajı şu: Amerika gibi bir süper güç, hem de B.M. denetiminde yapılan ve başka ülkelerin de katıldığı anlaşmadan keyfi çekilme hukukunun emsali olarak yaşanmaktadır. Üstelik, öteki imzacılar,anlaşmanın bozulmayacağını, bozulacak olayların olmadığını söylemesine karşın, Amerika resmen keyfi şekilde anlaşmadan çekilip, bununla da kalmayarak, anbargolar uygulamaya geçiyor. Daha kötüsü, Anbargolara uymayanlara da tehtitler yağdırıyor. Bu gelişme genel dünya bakımından mutlaka sarsıntılar da yaratacaktır.

Yukarda size değişik pencerelerden dünya örnekleri verdim. Bunlar, nasıl bir dünyanın ufak yanıtı olmaya adaydır. Geleceğin evrilmeşle gerçeklerinin de işaretleri de vardır. Unutmayalım: Emperyalist çağda yaşıyoruz* Kapitalist Finansman krizi hala sürüp çıkılamıyor* Sıkışılan Ortadoğu projesinde başta Amerika yeni hesaplarla kazanı kaynatıyor.. Bunlar hepsi beraberinde birleşemeyen ezilenlerin ve değişim için örgütlenemeyen politik eksenin sonucu da son Brezilya örneği gibi Faşizim oldukça mesafeli yükseliş kazanıyor. Bunlar hepsi tehlikenin işaretini gösteriyor. Bilmemek, bundan uzak kalmak kurtulmak da değildir.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.