Komplolarla, çıkar hesaplarıyla sıkışan İdlip – Özkan Yıkıcı

0
20

İdlip yerleşimi, bize öylesine uzak olan bölge değildir. Kuzeydoğu Akdenizin ve Ortadoğunun adeta fay hat haline gelen tehlikeli bir yerleşimdir. Doğudan Hataya ulaşıp Suriye topraklarına girince, karşınıza idlip yerleşimi gelir. Öyle uzak olan yer değildir! Şimdi, idlip özünde Suriye, genelinde Ortadoğu projesinin kaderini çizecek evrensel tarihi konuma geldi. Acıdır, dibimizde olan bu gelişmeleri, salt algı operasyonlu komploların kısgacıyla öğreniyoruz. Şimdiden, ta uzaktan ABD tehtitleri aldı başını gidiyor. Klasik yalan politik silahı yeniden Kimyasal adıyla sürümde. Kaçkez yalan söylendiği kanıtlanan Kimyasallar hikayeleri ve ABD saldırıları tekrarı komplosu yeniden gündemde. Suriyenin kendi toprak bütünlüğünü sağlamaması adına idlipteki resmen cihatcı yapılar savunulur haldedir. Öylesine abartılar ve kocaman yalanlar sıkılıyor, bunları cihalete ve medya gücüne güvenerek tekrarlanılıyor. Sanki, idlipte Elnusra gibi Elkaydeliler yokmuş veya ta Çin veya Orta Asyadan gelen terörist örgütler yerleşmemişcesine, burada sivil halk duygusalık probagandasına sarılıyorlar. Sayın ABD ve Batılılar ve Türkiye yetkilileri! Madem sivil halka ödenli duyarlısınız, ozaman Yemene saldıran ve Sudilerin yandaşlarıyla çocukların piknik dönüşü arablarından, hastanelere varan sivil katliyamlarına da gözlerinizi çevirin! Zaten, Suriye olayında hep insanları “Kulanım aptal” görerek algı probagandalarıyla hep kulanıldık….

Kısa bazı anımsatmalarla idlipe gelelim: Hatırlarmısınız; bize Sudi ve Baasra şehlerinin desteğinde Suriyeye dünyanın birçok yerinden getirilip, eğitilerek gönderilen cihatcılarla başlatılan Suriye hareketini, ülkeye özgürlük ve demokrasi getirme adıyla kabulendirdiler. Uyarılarla gerçekleri yan yana koyup yazdık. Fakat, sağolsun bizim ekranlar da ayni görüşleri tekrarlayıp “siyasal İslam la piyasa modeli” adıyla yuturan “akademisyenlerle” insanlara enjekte edildi. IIŞİD veya Elnusrayı insanlar “demokratik örgütler” olarak açık sözlerle savundular. Onların katliyamlarını hep özgürlük adıyla alkışladılar… işler değişince de yalpalayan duruşlar oldu. Hep “kimyasal” masallarla Suriye bonbalandı. Sonradan “Suriye kulandı” denilen probagandanın da resmen yalan çıkma sonuçları da gerçekleşti. Fakat, probaganda yoğun şekilde yapılırken, gerçek ortaya çıkınca, pek de konuşan veya “hata yaptık” gibi özeleştiri yapılmadı!****

Sonuçta, gelişmeleri de zamanında yazarak, şimdi Suriyedeki şeryatcı çeteler idlipte sıkıştı. İdlip, Suriyenin yerleşim yeri. Fakat, başta Türkiye, ABD, ve Avrupalılar Suriyenin idlipi almasını istemiyorlar. Çeçen şeryatcılarından Uygurlu cihatcılara varan onbinlerce milisin olduğu idlip, nedense bu şeryatcı bölgenin toprak sahibi olan Suriyenin eline geçmesini istemiyorlar. İstemeiyorlarla kalmayarak, vbaşta ABD tehtitler de yağdırıyor. Türkiye, idlip sonrası işkal yaptığı Ceraplus ve Afrinin de Suriye tarafına terk edilmesi gerektiği korkusu ve orada bulunan cihatcılarla olan bağları nedeniyle, Suriyenin idlip hareketine karşıdır. Tabi, idlipteki Cihatcıların yenilgi sonrası ne olacakları soruları da buna damıtılıyor. Fakat, probaganda başka yöntemle yapılıyor: “milyonlarca sivil insanlar” deniliyor! Oysa, idlipte milyonların değil, bunun abartıldığı ve yüzbinlerin olduğu bilgileri de güvenilir kesimlerce belirtiliniyor. Abartı nedeninin, kamuoyu yaratılarak cihatcıların yenilgisini engelemek ve Suriyenin ülke topraklarına sahip olmasını engelemektir….

Bu arada Arap basınından edindiğimiz bazı haberler ise ABD yetkilileri Suriye yönetimine savaş sonrası Suriye tamirinden pay istedikleri de söyleniyor ve yazılıyor. Şimdi, idlip, öylesine yükle yüklendi ki Suriye iç savaş ötesinde uluslar arası emperyalist kısgacında nasıl ayakta kalma yönlerinde bocalıyor. Düşünün, Türkiyenin Trakyası veya Kıbrısın Girnesini cihatcılarla işkal edilip orada şeryatcı emirlik kuruldu. Ama, Ne Kıbrıs nede Türkiye bu toprağını geri almaması için de kamuoyu oluşturmak için sivil haklar denilerek probaganda yapılıyor! İdlip, öylesine bir konuma sokuldu. Suriyeden yenilerek çekilen Cihatcıların toplandığı son yerleşim yeri olurken, işkal edilen bu toprağı Suriyenin tekrardan almaması için de probaganda ile tehtitler yapılıyor. Zaten, Suriye provakasyonunda biliyormusunuz ki ilk kıvılcım işkali burada gerçekleşti. Hatayın Altınözünden Suriyeye giren silahlı cihatcılar burayı işkal edip Suriye askerlerinin kafalarını, kollarını kestiler. Şimdi, Suriyede Cihatcılar yenilirken, son kale girdikleri ülke olan Türkiyenin sınırındaki idlipe geldi.

Herkesin dikat ederek düşündüğü zaman; Türkiye baştan beri hem cihatcıların toprakları üzerinden girmeleri, bazı operasyonları yöneten odaların kurulması ve önemlisi de Esatın devrilip Emevi Camisinde namaz kılma politika sonucu, bunun iflasıyla şimdi adeta aşmazlar dengesine dek geriledi. Şimdi Türkiye son dönemde ABD ve Rusyayı idare ederek, Suriyede eğitip beslediği örgütlerle orada tutunma politikasında sıkışmaya başladı. İstemediği Esat ülkede hakim olurken, Antileştiği Kürtler artık Suriyede bir gerçek dinamik olurken, fetetiğini zanetiği Afrin gibi yerlerin idlip sonrası Suriye önceliği olma olasılıkları, oynadığı politik oynun adeta sıkışma sayfasına da geçmiş olasılığı vardır….

Türkiye, oynadığı Suriye politikası ile şimdi ikilemler yaşıyor. Bir trafta Astana zirve gerçeği, öteyanda Kuzey Suriyede ABD ortak paydaşlaşma durumu ikilemi şimdiye dek tutmuş olsa da artık karar verme noktasında oldukça tehlikeler de mevcut olmaktadır. Ama, Suriye kesin kararlı. Kendi toprağı olan ve ülkeye oldukça zarar veren Cihatcıları idlipten çıkaracak veya imha edecektir. Bu gerçekliği şimdilik batı Kimyasal komplolar veya romantik sivil halk duygusalıkla engeleme peşinde. Yine, tıpkı Doğu Gutada olduğu gibi uyduruk Kimyasal kulanıldı yalanıyla bonba yağdırtma gücü yapma olasılığını da hep tekarlıyor. Çünkü, resmen Doğu Gutada da kanıtlanan yalan ve verilen hasarı dünya kamuoyu sorgulamadı. Batı basını bununla yüzleşmedi. Türkiye Astana Üçlüsünde karar alma peşindeyken, ABD saldırılarını da destekliyor. Hat ta Türkiye kamuoyuna Mengüç anlaşmasıyla işkal edilen Suriye toprağında ABD ile yapılan anlaşmayı dahi yuturup, başarı kabulendirdi. Komşusundan toprak elde etmenin hala kamuoyu desteği kılınan Türkiye son günlerde resmen K. Kıbrısta yaşanılan gerçeklerle yeniden şu genel sorgulanmayı da dayatıyor! Hala işkal etmelerin başarı gösterilip, komşularınızı güçler elde etme politikaları ulusalcı başarı kılındıkça, dün Kıbrıs bugün Türkiyedeki politik yanlışlarla yaşamaya devam edilecektir. Fakat unutmayın; idlip olayı ile birlikte şu acı durumu kendinizle sorgulayın: Yarın sizden daha güçlü bir ülke toprağınızı işkal edip fettiğini söylerse, gücünüz de yetmediği zaman ne yapacaksınız? Bugün kendiniz ihlal yapıp komşularınıza yaptıkalrınız, yarın değişecek güçelrle sizin de başınıza gelecektir. Dün Kıbrısta ve şimdi Suriyede tanık olunan sınırlarla oynama ve yeni defakto yaratmalar, normaleştikçe, yarın zayıf anınızda başınıza gelme olasılığı hep vardır.

İdlip, küçük yerleşimle adeta dünya politik yanlışlarla nelerin sonuca doğru evrildiğinin çok net belgesidir. Belli ki konu Suriye Cihatcı ekseni ile yetnilinmiyor! ABD ve Türkiye veya İsrail ile iranın da rol aldığı Rusya Çin denkleminin de eklenerek sürdüğü genel çıkarların idlip yerleşimdeki aynadır. İdlip savaşı Çin Uygurlarından Rus Çeçenlerine veya cihatcıları kulanan ABD yarın buradan kurtaracaklarıyla başka yerde başka kirli sayfayı yazma gerçekleri karışarak ayıklanma bekliyor.Ama, Suriye, bir ülke üzerinde Dünya politikasının yalın gerçeğini gösere gösere yaşattı. Bizdeki gibi de onca kanıta karşın bunları batı aşkına ve Türkiyeleşme Osmanlı ilahisine sığnarak bunları Demokrat ve özgürlükçüler olarak da yuturdu. İdlip tüm bunların buluşup gelecekteki yönü ortaya serecek bir hesaplaşma ağırlığı ile savaşı ve komploları bekliyor.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.