Yaşamın gerçekleri ile bayramlık çeşitlemeler – Özkan Yıkıcı

0
15

Bu yılın da Kurban bayramına geldik. Garip bileşke ile Bayrama eklenen ara günlerle tatil epey uzadı. Biraz ironik gelse de piyasa ile din buluşma saydamlığı oluştu. Dini bayrama Turizm çıkarsaması da eklenip, kar hesabı da yapılarak aradaki Pazartesi de eklendi. Ama bilirim ki iş tatil olunca ve böylesi beyinsel düşünce de birleşince, yazılınca birilerini hep tepkileştirmektedir.Ama, durmadan da güncel sorunların baskısı ve seçeneksizlikler sonucu da her konuda olduğu gibi geçmişe yönelik de özlemler sıralanmaya devam etmektedir. Son kriz ve gelen Dövize ek olarak, şaheser destekli Tücarımız da aşırı zam yapınca, güncel yaşam sıkıntısına da benzin dökülen yangın konumuna sokmaktadır. Krizi yorumlamada artık dini urufelerle inancın dış düşman ekseni olunca da çaresizce zamlarla yaşanınca da bayramı damıtarak “geçmişte böyle değildir” cümlesi dudaklardan dökülmektedir. Ama gerçek şu: Bayram nedeniyle uzun tatil oluyor. Siyaset tüm ağırlığı ile kriz dalgaları yaratırken dahi beyinlerde donacaktır. Politikacılar da sıkışmışlıktan tatil ve kitlesel şovla ezdikleri insanlarını dinin cazibesiyle sıkıp rahat edecekelrdir….

Ağustosun sonuna doğru giderken, sıcaklar nem ile kardeşleşip birlikte güne damgasını vururken, yetişen Kurban bayramı Müslüman dünyayua dini ve tatilimsi bir tatla yaşanmaya başladı. Artık, Müslümanlık nutukları, Kurbanlar vesayresinin tatil altındaki tadı yaşanacaktır. Camilerde bayram sabahı inanılmaz sözler, abartılı hayaler, din aşkına söylenecektir. Hele de günümüzde, siyasal din bütünleşme gerçeğinin de ışıkları etrafta güneşe rağmen saçılacaktır. Fakat, kriz ve onun vurguncu siyasi ve tücarları enazından duyulan öfkenin sesinden uzaklaşıp “tanrının mubarek bayramına” sığınacaktır. Ancak, bayramda sadece hayvanlar değil, özellikle de Müslüman insanlar da Müslümanlar tarafından kurban olarak cenetin yolunda kulanılacaktır!

Türkiyenin bazı yetkilileri arada Kıbrısa taşıdıkları su ile musluktan insanların temiz su içmesini anlatmaya devam edecektir. Burayı bilmeyen veya daha acısı, burada yaşayıp Türkiye açıklamalarını sorgulamaktan dahi olanlar da inanmaya ve savunmaya devam edecekler. Oysa, hepimiz yaşıyoruz ki Türkiyeden gelen suyu hala çeşmede içemiyoruz! Daha da utanmazlık olan; verilen fiyatın kat kat üstünden de su satılmaktadır. Hem derebeyleşen belediyeleri kurtarma hem de su parası ödemeyenlerin mali hesabına koymama davranışın ürünü olarak! İçme suyunu da satın almak zorunda braklıyoruz. Şimdi tam da bayram öncesi, bu su tücarları, hayvan yerine insanları gördükleri için de yaklaşık Y.50 cıvarında damacana suyuna zam yaptılar! Bahane ararsan bol….

Domates hikayesi de bir başka. İyi ürünün güneye gönderildiği, kalanın da asronomik rakamda pazarda oluşu “8 lira gibi” normal hale geldi. Türkiyeden gelecek domatese de tepkiler koyarken, kimi yıldız tücarımız bunu da uzuzdan güneyle paylaşıp kar hesabı da yapıyor. Zaten hep denilen şu ! Kıbrısta en keskin dönemde dahi kaçakcılar ve bir kısım tücar ticaret yaparak, kaçakcılıkla ceplerini doldurdular” sözleri hep kanıtlandı. Yakalanan uyuşturucu kaçakcıların da nasıl milliyetci rehin alışlarla kurtarıldığı da akılda. Bunlar bayram öncesi olurken, yönetenlerin vergi indirimi, KDV asronomik düşürtmeleri de işbirlikci tücarımıza eksradan tetbir olarak ceplerine indirildi….

Kamuoyu bunlara alışırken, tepkide lakırtıyla kalırken, Domda toplanan çevreler “sokak” deyip de krizin knedenine özellikle işaret etmezken, bir rantiye konusunda özellikle başta Kamusen demeçleri patlatı. Krizin nedenini söyleyemeyen, eflasyonda sorguyu yapamayan bu tip sendikalar, rantlaşan ve rüşvetleşme yolunda epey yol alan Ek mesayi konusunda verilen para biraz kırpılınca hemen söyleme girişti. En yıkım paketine sebebine karşı koymaktan kaçan bu tip sendikalar veya benzer örgütler nedense kendilerinin hak olmaktan rantlaştırmaya taşıdıkları konulara gelince “aslanlaşıyorlar”! Kamusen tipi sendikaların ekonomik kriz nedeni veya başka hak gasplarında nerede durdukları belli. Fakat, ek mesaayi veya bazı yolsuzluk konuları gelince bunları “aslanca” savundukları da belli. Enazından tam da konu tartışılma dönemine girdiği için, hak ve rant kıyak farkıyla hak edenle yandaş rüşvetlenmesinin de ayrışma dönemi olduğu da kesin. Nitekim, hangi konuda olursa olsun, gündeme gelince, öteki kesimler, buynun hak değil rüşvetlendiğini örnekelrle tekrarlarlar. Karıştırmamak için de doğru ile yanlışı yerinde kulanıp tartışmak da gerekir.

Memleketime bayram gelirken, krizle bunalım yanında fırsatı da kulananlar olurken, donuklaşma tatiline de girdik. Şimdi, yaşam sanki durmuş gibi tatil sonuna kalacak kırıntılarla, oluşan tortularla devam edilecek. Bu arada geçenlerde olan Yakın tarih konusuna da birkaç söz edecem! Unuturmalar sonrası, Kıbrıs yakın tarihinin yeniden güncel politik çıkarla yazıldığı olguları artık kesin. Bunlardan birisi de yavaş yavaş yeniden taşınıyor. 74 Yılındaki Ağustos harekatı sonrasında öldürülen ABD elçisi genellikle olay döneminde pek işlenmezdi. Nedeni de resmi kesimde seslendirilmezdi. Son birkaç yıldır. Bildik kimi gazeteciler bunu Rum düşmanlığını damıtıp Amerikan yakınlaşma rantına yükleyip günceleştirmeğe çalışıyorlar. Konuyu yeniden anımsatacam!

Kıbrıs Ağustos ortasında ikinci harekete Türkiye geçti. Kalahan ertelenmesini, Kisincır ise “daha ne bekliyorsunuz” la konuyu tetikledi. Böylelikle çizilen sınırların da ötesine geçildi. Kaybeden kesim olan Rumlarda ve yıkılan cunta ile boşluklar oluşan Yunanistanda konuyla alakalı belgeler havada uçuşuyorlardı. ABD gerçeği ve Özellikle Kisincırın direk politik gerçeği altında artık Kıbrısın tümünün Makariyosa brakılmama hamleleri dolaşıyordu. Müdahale ile verilen Amerikan yanlış bilgileri, belgerlerle yayıldı. Kaybedilen Topraklar kadar önemli sayıda insanın öldürülmesi veya kayıplaşmasının da öfkesiyle, protestolar oldu. Amerikan elçisi de bu protestolarda öldürüldü. İkinci hareket sonrasındaki iki gün yaşanmışlık gerçeğini de bilerek konuşalım.

Dikaati çeken boyut, Amerika brakın öldürülme durumunu, ufak saldırıdan dahi ayağa kaldırma hamleler yaparken, Kıbrıs elçilik olayına fazla tepki vermedi. Bu hep unuturuldu. Şimdi de bazı gazetecilerimiz yeniden güncel Rum karşıtlık damıtılmasıyla piyasaya sürmektedirler….

Girişte bayramla başladık. Müslümanların önemli ortak bayramlarından olduğunu da belirtik. Fakat, kutsal gün İslam dünyasında olup, “kardeşlik ve bağışlayıclık” inanç nutukları çekilriken de örneğin Sudi uçaklarının Yemenli çocukların olduğu otobüstü bonbalayıp 40 kişinin katledilmesine de bu dünya tıs çıkarmadı! Yemenin işkal edilmesi, kendi halkına her türlü boğazlama yöntemleri kulanılırken, Suriyede cihatcılar kafa keserken, İslam liderleri ülkelerinde inanılmaz otoriterlikle kendinden olmayanı resmen linç ederken de Kurban bayramı da başlamaktadır. Enazından müsşüman devletlerin, kendine dinsel imge koyanların, öteki müslümanı kesmeyeceği bir ateşkes ilan etmeği dahi düşünmüyorlar. Yemen gibi açlığa mahkum edip hastalıklarla boğuşan, Afkanistan gerçeği Pakistan katliyamları, Suriyedeki hala cihatcı gericiliğin uğraşları ve Türkiyede dinseleşme ile ezanlar yükselirken yaşama yansıyan baskı ve gericliklerin devam etmesi, Kurban bayramının inanç veya tatil eksenli kulanımı dışındkaki tüm değerlerin boşaltıldığının da kanıtıdır.

Biliyormusunuz: Yemende, piknikten dönen çocukların arabasının bonbalanmasını kim kınadı? Sanmayın kendine İslamcı diyen liderler oldu! Bir Amerikan karikatür sanatcısı! Hani canım bizim Afrika gazetesi dahi yayınladığı için önce linç edilmek istenen, sonra dava açılan sanat biçimi olan karikatür! Bu size öylesi tatil havasında bir şey anlatabiliyormu?

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.