Kuzey Kıbrıs resminden itiraflarla gerçeklere ulaşmak – Özkan Yıkıcı

0
54

Son net itirafla, “meclis” kürsüsünden başlayalım: Seçim dönemine ve direk yasaklar sürecine girdiğimizde, son rüşvetlenme ve yasa tanınmaz uygulamalar hızla gırlalaştı! Bunlardan birisi de hafta başında mecliste geçicilerle alakalı yaşandı. Öyle bir itiraf ki “ağızlar parmak ısırsa da yetmez” gibidir! 3  makamlı Serdar bey direk gerçeği söyledi. Nedense, Serdar Denktaş, onca yanlışalrına karşın, direk zaman zaman net itiraflar da yaparak, siyasetin kendi yüzünü de deşifre etmektedir. Dahası, bunun üzerinden de makamlar alıp ödülendirilmektedir. Demek ki “halkta karşılığı vardır”! Konu, geçici işe alınan ve herkesin bildiği kayırmacı partililerin ağırlıkta olduğu memurların katrolanması olayı  oluyordu. Kime sorsanız, bu yasalarla katrolanmanın anayasaya da aykırı olduğunu da kabulenir. Fakat, KKTC gerçeği ile yasa masa iş rüşvetlendirip ödülendirme olunca işlemez kuralı da vardır. Nitekim, Serdar açıkca “söz verdiği için yasaya evet dediğini” söylerken, itirafı da “ümüde kapılmayın” diyerek siyasal iki  yüzlülüğü yeniden kendince dürüsçe itiraf yaptı. Nasıl ki kısa zaman önce; “etik olmaya bilir, ancak yapılan yasaldır” sözleri daha kulaklarda çınlamaktadır….

Bir ufak hatırlatma: son meclisten geçirilen katrolama yasasının önemli ve hemen hemen çoğunun işe alınma nedeni, irsen beyin kurultay sürecinde alındığını ve geçici olarak işe konulduğunu anımsatalım. Bir anlamda, particilerin destekleme adına işe alınanlardı. Ne katrolarla sınavlarla yerleştirildi, nede CTP döneminde verilen  sınav sürecinde çoğu başarılı olabildi! Ama, Serdarın dediği gibi konu yasalıktan öte sırf söz verdiği için destek verdi. Peki: bu durmadan övülen “hukuk devleti” nerede kaldı? Hem işe alınırken ayrıcalıklarla yandaşlama, hem de katrolama adına yine anayasaya ters şekilde seçim dönemi yapmanın yanıtı net değil mi? Sonra: ahaliye hala “hukuk ve yasa” denilsin* Mecliste yemin le tarafsız ve halk adına çalışma densin!******

Taabi ki ister katrolama olayı, ister havadan arsa dağıtma, ister vatandaşlıklar dağıtımı veya eldeki kaynakları kapuşari pazarı gibi dayrelerde alma süreçleri, karşılığı halkta destek ve talep le tamamlanırsa, bu yerde ne sistem değişir nede kirli işler sonlanır. Sadece alanlar değişir. Sistem de bu yanlışlarla yapılanıp yarınlarını da buradan yol almaya devam eder……

Ülkemizde tartışılan kurumlardan birisi de Elektrik kurumudur. Kimisi pahalı elektrikten, kimisi birilerine kıyak çekilmesinden kimisi de verilen hizmet adıyla alınan paranın hem fazla, hem de zamanında yapılmaması gibi birçok sorundan şikayetler alır başını gider. Kurum da ikide bir “batıyor ve Türkiyeden elektrik getirelim” politikaları savunulur. Son direk kurumca yapılan açıklamada, resmen kurumun gelirlerinin iyi olduğunu ve borçların azalıp, yatırımlara da kaynak ayrıldığını açıkladı. Madem işler iyi gidiyor, peki, elektrik fiyatı neden asronomik pahalı? Bu soruyu pek soran yok. Aslında bu itiraflarla peşpeşe tamamlayıcı bilgilerin deakması şart! Giderler iyi olurken, yurtaş değil de zenginlere trilyonlar bağışlandı* ihale ayuka çıkan yasa dışılıklar ise peşinin kesileceği belli değil! Her seçim dönemi olan, önemli gelirlerin bir kısmı, oy adına elektrik bağlanarak bedavalaştırılacak! Tabi başka konular işin cabasıdır. İşte kurum iyiye gitse de kaynak hep birielrine gitmekle meşkul olmaya devam edilecektir….. Hele de istihtamdan tutun, yandaşlı kıyaklar gırlalaşıp birilerinin hizmetine sunulacaktır……

Ülkemiz seçim dönemine girdi. Sadece kuzey değil, Güneyde de ayni rüzgar esiyor. Kuzey yine de bir başkadır. Türkiye gerçeği konuşulmayarak, burada yapılan yanlışların özüne dokunulmadan, birbirini suçlayarak, imajlar uçuşarak politik mavmzeme olarak kulanılma hızına girdi. Siyasal farklılıklar silikleşirken, konuşulunacaklar azaldıkça, imajlar daha da öne çıkacak. “kadınların adaylıkları, gençleşme, adı duyulup mesleki yönler” hep listelerin renkleri olacaktır. Tabi ki brakın konuşulmayan Türkiye gerçeğini, bolca duyulan yolsuzluklar veya söylenen yalanların da oy verişte fazla etkisi de olmayacak. Boşuna değil, onca eleştiri ve suçlamalara karşın, Eğer UBP oy vermelerde binlerce insan katılıyor ise demek ki yanlışların siyasal destek karşılığı hala oldukça önemlidir. Birilerinin rüşvet nedeniyle veya kayırma sonucu partisinden kaçtığına pek tanık olmazsınız! Ancak, başkasına verip kendine vermediği için eleştirenlere bolca tanık olursunuz.

Son seçim dönem resmi, her şeyle karşımızda: Bolca arsa dağıtıldı. Binin çok üstünde Kırsal arsa verilirken, önemli yandaşlara da kamu yerleri peşkeş çekildi. Hele söylenmeyen rezerv arazileri veya öteki önemli kamu yerleri de yakınlara sıfır derecede fiyatla verildi! Zaten, ilgili makamlara son günlerde gidenler, bildik simaların nasıl yer kaptıklarını da görür… Yine bolca vatandaşlık yapıldı! Son dönemde yapılan yurtaş sayısı, oy kulanacak oranın yaklaşık Y.8  cıvarındadır. Sonra mı: Kıbrıs görüşmelerine otururken nifus sorunu ve mülkiyet konusunda tıkanıklık olur. Suçlama da hemen “ruma” denilip yapılanlara adeta yasalık aranır. Peki: koltukcular acaba kendi mülkiyetlerindeki arazileri başkasına böylesi kıyaklarla verme lütfü varmı?….

Yukarda verdiğim sadece birkaç örnek, onbinlere yaklaşan kesimin nasıl nemalandığının basit kanıtıdır. Tabi buna girişteki geçici kamu görevlilerine anayasa engeline karşın meclis kararını da eklemek gerekir. Böylesi potansiyel le sistemin yanlışları nasıl değişecek? Buna, alınan havadan destek ve hibeler, yüksek elit kesiminin bir kısmına yetmezmiş gibi tahsisat maaşı da emekliliğine engelendiğini, bolca kısa dönemli müdür müşavir avantalarını da sıralarsak, oluşan yapısal asalak ama iyi kaymaklı takımla nasıl değişim olacak? Hele de mülkiyeti gasbedilen, bolca yeni nifusla defakto değiştirilen Kuzey Kıbrıs neden birleşik Kıbrıs istesin?

Çarpıcı bir son not: resmi kaynaklara göre : yasal olanlar” kayıtlı yabancı işçi sayısı 56 Bin kişi olmaktadır. Herkes bilir ki oldukça yasa dışı çalıştırılanlar da mevcut! Ayrıca, ünüversite öğrencielrin yaklaşık Y.20 kesiminin de ucuz işçi veya kirli sektörlerde çalıştırıldığı da söylenmektedir. Vatandaş olmayan, emek sömürüsüne uğrayan böylesi alt nifuslu yerde, ezilenlerin sesi nasıl duyulacak? Bunların toplamı ile Kuzey Kıbrıs, seçimlere gidiyor. Akıncı da gezerek “KKTC” kökleştirip yoluna devam etmeği savunuyor. Kimisi argo, kimisi de yumuşak ifadelerle bunu söyleyerek “değişim” demektedir. Buyrun bizim gerçeklerimize.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.