Hukuk devletine aykırı işler yapılıyor – Alpay Durduran

0
65

Akıncı hukuk devleti ilkesine aykırı işleri geri göndermeye ve anayasa mahkemesinin görüşüne sunma görevini yapıyor. Başsavcı da uyarıda bulunuyor. Ama hükümet partileri ciddiye almıyor ve oy çokluğu ile onaylayıp meydan okuyor. Yani başkandan uyarının yararı da olmuyor artık…

Daha acısı dünyanın en güçlü güvencelerine sahip yüzlerce yetkili memurun gözü önünde suçlar işlenmekte, rüşvetler dönmekte ve yasal yetkisi olmayanlar varmış gibi kararlar alıp uygulattırıp servet yapmakta ve ihalelere hile karıştırıp parsa toplamakta zengin olmaktadır. Buna rağmen kimse de suçlanıp yargılanmamaktadır.

Durup düşünelim. Haberde polis bilgi toplayıp suç şebekesi şüphelisi bulmuş ve yakalayıp karakola getirip sorgulamış ve elde ettiği delilleri ileri sürerek tutuklanması için mahkemeye götürmüş. Yargıca delil göstermese ve soruşturulacak şeyler olmasa tutuklanması için emir verdiremez. Delilleri onu yakalamadan ve sorgulamadan yeteri kadar buluş olması gerekir. Yoksa yargıç reddetmek zorundadır. Yani polis delilleri yeteri kadar elde edememişse yirmi dört saatten fazla tutamaz. Kaç vaka polise gitmişse ki milyonu geçmiştir polisin topladığı bilgilere göre işleme başlanılmıştır. Polis nasıl olur da mecliste alem aşikâr suçlamalar olurken tek bir belge bulma peşine düşmez.

Meclis tarihinde neler ortaya dökülmüş ama polisten meclise kulak veren çıkmamış gibidir. Aslında mecliste polisin gözü vardır. Sürekli peşimde dolaşan polisin kaydetmediği neyim kaldı bilmem! Nasıl olur da mecliste dile getirilen belgelere bakmayı düşünmez?

Meclistekiler taraflıdır. Çoğunluk da iktidar partisinin tarafıdır. Onun için iş muhalefete düşer ama araştırma isterler kimseden yardım alamazlar. Mebuslara şu şekilde ve şunlardan bilgi sorabilirsiniz diye yol gösteren de yoktur. Tam tersine ilk deneyimimde eski eser kaçakçılığı ve hırsızlığı ile ilgili komitede gördüğüm gibi daire müdürü küsmüş sorularımıza yardımcı olmayı reddetti. Haberlere bile eski eser kaçırıldı, çalındı diye bir şey görmemiş dedi… onun için muhalif mebus biçaredir de biçareliğini bilmez.

Mebus gerçek mebusun ne olması gerektiğini de bilmez. Anayasaya göre görevini tanımlama da kendine verildi ama denemeyle gördüm ki hükümet mebusa yetki verilmesine karşıdır ve kendi işine müdahale olarak gördüğü için engeller.

Farz edelim ki bütçe gelecek ve orada çok değerli bir hizmet için para olacak; onun için komitemiz inceleme yapsın dediniz. Eski içtüzükte öyle bir tanım yoktu, onun için hükümeti ürkütmeden komiteye inceleme ve değerlendirme yapıp bir rapor çıkarma görevi verilsin önerisi yaptım. Örnek denilince de örneğin bir belediyede hizmetlerin geliştirilmesi için yapılması gereken gibi şeyler söyledim. Kabul ettiler ama ne iş için başvurdu isem reddedildi, bakan da komiteye geldi ve bu iş yürütme işidir dedi, kesti attı. Bugüne kadar da hiçbir mebus böyle bir istemedi.

Ne yazık ki mebus böyledir ve kendi bir inisiyatif almayı reddeder de memurlar farklı mı?

Şehir planı yasasında bir bölgenin bir maksada ayrılması kararlaştırılmışsa buna uymayan bir işlemi yapmam bana emredilse dahi ben uymam, yazılı emir isterim, yazılı emir verilirse gene uymam ve konusu suç teşkil ettiği için uyarsam suç işlemiş olurum diye yazıyla bildiririm. Çok kişi böyle itirazlar yaptı diye duyarım ama sesini duyurmaz. Ben olsam polise de kopyalarını gönderirdim. Burada ara verip bir gün bile memurluk yapmamış biri olarak afaki yazdığımı anımsatırım. Niyetim doğru yolu göstermektir.

Bilmeliyiz ki seçilmişlerin rolü ve etkisi sınırlı olsun diye demokratik hukuk devleti icat edilmiştir. Nerede demokratik hukuk devleti ilerlemişse orada siyasi seçilmişler halktan korkarlar ama esas olarak yasayla yetkilendirilmiş memurlardan, polisten ve mahkemelerden korkarlar. Polisin ve gizli servislerin kendilerinin peşinde olduğunu ve hukuka saygı göstermedikleri bilgi toplayıp kendilerini ele vereceğini ve polisin de mecliste çoğunluk partisinden destek bulsa da soruşturup durumu halka açıklayacağını, ilk seçimde gideceğini ve meclis bir şey yapmazsa bile dönemi biter bitmez işinin biteceğini bilir. Hatta konusuna göre suçüstü durumu yapılabilirse daha erken de ceza yiyebileceğini bilir.

Trump’ın hali insanlarımıza ders olmalıdır. Koca devlet örgütlerinde yasayla görev verilmiş insanlar kendiliklerinden yasadışı uygulamaları engellemek için uygulamayı reddetmek ve görevini yaparak suçların ortaya çıkarılmasını ve cezalandırılmasını sağlamalıdır. Gün gele kendisinin de görevini yapmadığı için veya yasaya aykırı işleri uygulamaya boyun eğdiği için suçlanacağını bilmelidir; daha da önemlisi suçların cezasız kalmasının halkı ve kendisini ezeceğini bilerek görevini yerine getirmelidir. En azından anayasal olarak çok güçlü güvencelere sahip olduğunu bilerek korkmamalıdır. Siyasilerin geçici olduğunu gidip gelenlere bakarak görmelidir.

Halkımız da seçimlerde yandaş seçerken herkesin başına bela olan popülizmden çıkar elde etmekle mutlu olamayacağını çünkü günlük yaşamında artan suçlardan, trafik kazalarından ve çevre yıkımından mutsuz olacağını ve popülizmin bu dertleri artıracağını anlamalıdır.

Ulusal gelir yüzde bir kaçtan fazla artmıyor ama bazılarının görülmemiş derecede geliri artıyor. Her şey büyük bir vergi kaçakçılığına işaret ediyor. O halde bu kaçırılan vergilerin okullardan, ilaçlardan ve yol güvenliğinden ve diğer kamu hizmetlerinden kesildiğini görmelidir.

Oy kullanacaksa en azından evini badana ettireceği ustayı ararken gösterdiği titizlikle hareket etmesi gerektiğini görmelidir.

Şikayetler diz boyu ama sonunda anketler gösteriyor ki medyanın popüler saydığı partilere oylar verilecektir; öyleyse suça iştirak vardır. Sızlanmanın anlamı yoktur. Mücadele ettiğini söyleyenlerden çoğu anlamsız sözler söylemektedir. Siyaset partilerde gerçekleşir. Herkes siyasi parti üyesi olmaz ama siyasi partileri seçimden seçime değil her gün denetleme şansı çıkar. Örgütleri ve seçimleri sürekli yapılır, herkesin en yakınında da temsilcileri vardır. İzlemek ve yedikleri naneleri hedefe koymak olasıdır.

Televizyonda birisi kendi belli adı belli suçlara, ihale yolsuzluklarına ve olaylara işaret etmekte, suçluların adlarını rahatça kullanmakta, mecliste konuşmalar yapılıp suçlulara ve suçlara işaret etmektedir. Lakin kimler yerinden kıpırdamamaktadır? Düşünüp onların suçları örttüklerini görmelidirler. Buna rağmen bile bile onlara ve partilerine oy vermek ve yetkisini kullanmayanlar hakkında partilerden ve savcılıktan, polisten görev istememek anlaşılacak bir şey değildir. Partilerin bunu yapmaması da kabul edilemez. Siyasilerin arkasında yasal yetki ve görev sahibi kimler varsa unutulmamalıdır. Siyasileri suçlayıp etrafa bakmayanlara güven duyulmamalıdır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.