Kürdistan ve hukuk – Alpay Durduran

0
95

Türk ve Kürt hukuk devletini lafta benimser. Bazıları benimsemiş iddiasında bulunur ama adalet kavramıyla karıştırdığı için benimsediğini sanır. Hukuk devleti uluslararası ilkeler yaratan ve devletlerin onayıyla yürürlüğe giren kurallara uymak demektir de, iç yasal mevzuata da uymak demektir de…

Kürdistan var mı yok mu derseniz Osmanlı devri haritalarında da vardır. Son gördüğüm 1900’lü yıllarda öğretmenler için yayımlanan kitapta da yer alır. Ancak Kürt devleti başka bir şeydir. O yeni yeni kurulmaya çalışılıyor.

Referandum yapılan yerlerdeki yapı değişik şekillerdedir ama bir hukuk içerisindedir. Dış ilişkileri de ilgilendirdiği için çok karmaşık bir yapıdadır. Katalunya’da benzer bir durum vardır. Orada da referandum çabası vardır.

Referandum uygulamasından sonra oralardan yaşayanlar hukuk devleti fikrine sahip ise şuna yanıt vermelidirler. Erbil ve Süleymaniye’deki havaalarına uluslararası uçabilmek için Bağdat’ın verdiği yetkiyi kullanmaktadır madem ki, uluslararası havacılık sözleşmelerine göre dünya hava sahasına giremeyecektir. Dolayısıyla Irak hudutlarını aşamayacaktır. Yoksa uluslararası suç işlenmiş olacağı için dünyaya sorun yaratacaktır.

Biz bunları biliriz. Daha dün Kıbrıs Cumhuriyeti yabancıların Kuzey’e geçişine izin vermeyince İsraillilerin geçişine başka yol aramayı konuştuk ve uçak Türkiye’ye gidecek diye çıksın, sonra deniz egemenliğine Türkiye’nin sahip olduğu yerin üstünde indim mesajı versin ve Ercan’a uluslararası sisteme girmeden insin formülü ürettik. Erbil ve Süleymaniye bu olanağa sahip mi? Bilemeyiz.

Demek ki yasal devlet hukuk devleti ise yani dünya hukukuna bağlı ise referandum yapılan yerler kendilerini özel bir yapıya mahkûm etmiş olurlar ve çözümünü ancak uluslararası toplumla görüşmeler yaparak bulabilirler. Çok etkili ülkeler durun yapmayın sorunlar yaratırsınız, tehlikeli olur gibi uyarılar yaptılar.

Uluslararası sistem çok zor ve hala tamamlanmamış bir sistemdir ve daha iyisi bulunamamıştır. Desteklenip iyileştirilmesi gereklidir. Onunla kavga etmek kavga edenlere yarar sağlamaz.

Bağımsızlık ilan ederek devlet sahibi olmak uğrunda ölmek göze alınacak bir şey olarak kutsanır ama başarılı olmak ölmekle kazanılamaz. Arakanlıların da ayrılma kavgası sonunda uğruna ölünecek bir ülkü kazandırdı, onlara… Ama ne kazanacakları belli değildir. Bedel ödemeye devam edecekler ve görecekler.

Türkiye’de Kürt heveslileri kastederek lider Kürtlere göz dağı verdi ve kendisini aldattı dedi, sonra da mantıklı görünmesi için biz ayırmayız, ümmet görürüz, Müslüman deriz kucaklarız, bizde ayrılma falan olmaz, olamaz dedi. Ancak arada Türkmenler için ne istediği belli olmadı. Destekçileri partili, yetkili, başka partili filan olsun onlara silah ve asker gönderme düşüncesini ölünecek dava için açıkladı.

Dar milliyetçilik falan gibi mazeretler hiç kullanılmadı.

Hukuk devleti ve adı anılmayan laikliğin insanlara tüm temel insan hak ve özgürlüklerini sunduğu ve demokrasinin tüm insanlara egemenliği bölüştürdüğü yapısı ile sorunların çaresidir. Hukuk devleti kurallarıyla liyakati emreder ki insanlar arasında eşitliği en yüksek düzeye çıkarır. Ancak laf ola hukuk devleti guguk devleti olur.

Eşitliği bozan en önemli etmenlerden biri de milliyetçiliktir. Milliyetçilik sömürgecilik zamanında antitez olduğu için itibar kazandı ama sömürgecilik sonrası milli devletlerin daha dar anlamlı milliyetçilikle sorunlar yarattığı, refah ve mutluluk için anlam taşımadığı ortaya çıktı. İstirdat (irridentizm) gibi dertler arttı. Halkların kendi kaderini tayin hakkı kendi rızası olmadan içinde yaşadığı çoğunluk tarafından idare edilen veya azınlık tarafından zorla tutulan yerlere bağımsızlık verilmesi hakkı için düşünülmüş olan konu savaşlara en büyük kaynak oldu ve dış politikada çıkar çatışmalarını körükledi.

Milli devlet düşüncesi artık demokratik hukuk devletinin egemen olduğu yerlerde bir insanın temel hak ver özgürlüğü sağlanıyorsa ümmettaşları veya millettaşlarıyla bağımsızlık isteme hakkına gerek bırakmadı. Hudut aşırı anlaşmalarla uluslararası hukuk devletlerin ellerini kollarını kendi rızasıyla öyle bir bağladı ki açlık derdine düşmeden Kürdistan’da egemenliği korumak çok zor hale geldi. Bize BM parametreleriyle yeniden birleşin diyebiliyorlarsa ve seçilmiş iktidarımızın hiç hoşuna gitmiyorsa da uyuyorsa Kürtler de ona uyacaklar. Türkiye Kürt yurttaşlarının haklarına ne kadar saygı duyarsa kefenin bir tarafında o diğer tarafında diğer tarafında ayrılıkçıların insan haklarına saygının dışında ve sorunların barışçı yöntemler dışındaki hareketleri olacak ama en ufak farkın sonuç vermesi gibi bir hassas denge olmayacak. Terazi sallanacak, komşu sinsi müdahalesi, yeni durum yaratmak için gereken bedelin nasıl ödeneceği gibi bir sürü etkiler de ne olacağını yaşayıp göreceğiz.

Katalonya’ya da İspanya’dan bağımsızlık istekleri var ama şiddete başvurmaktan bahseden yok. İki taraf da barışçı yöntemlere bağlılıktan bahsediyor. Yaşayıp göreceğiz. AB üyeliği de konuyu dünya sorunu halinden daha önemli hale getiriyor. İkisi de AB üyeliği yanlısı ama Katalonya AB içinde kalmak isterse çıkıp yeniden üye olmak zorunda olacak. Onun için İspanya onun üyeliğini reddetme hakkına kavuşacak. İspanya’nın rızasını almadan bu iş olmayacağına göre iyi ilişkilerini korumak zorunda. Üstelik AB’ye de biz ab olarak federasyona doğru gidiş içinde iken sen ayrıldın, İngiltere zaten bir yara açtı sen de açacaksın, neden sorusuna yanıt bulması gerekecek.

Katalonya’nın tek mazereti zenginliğini fakir yerlerle paylaşmak istememesidir ama zenginlik düne göre nasıl dağıldıysa aynen kalacak değil. Önemli olan zenginleşme hızıdır. Fakirleri kazıklama varsa kazanana giden bir kanal var demektir ve Katalonya ondan dolayı zenginleşmiştir. Kanalı düzeltmeyen de fakirler değildir. Ne Kastilyano ve Endülüslü sorumlu değildir, fakir kimse o haklı zengin kimse o borçludur.

Bir insan demokratik hak ve hukuk devletinden başka bir şey için yalnızca gelir dağılımı eşitsizliğini dert edebilir. Çünkü diğer sorunların yanıtı eldekilerle karşılanabilir.

Tekrar edeyim uluslararası hukuk insanları ve ülkeleri öyle bir bağladı ki barışçı yöntemleri aşanlar sorun çözemez, sorun üretir. İlaç alacak olsan bile ticaret kuralları kaynağı ve varacağı yeri kayıt gerektirir. Hudut aşırı ticarette öyle kurallar var ki Dolar kullandın diye ABD bankası karışırsa diye ABD’de dava edilebilirsin ve karapara ile savaş kurallarıyla da, terörizmle, uyuşturucu ile mücadele diye yapılan anlaşmalar seni meşru devlet olmaya zorlar, veya bir meşru devletin himayesinde veya boyunduruğunda yaşamaya mahkum eder.

Konu dünya çağında ve dünya ne kadar karmaşıksa o kadar karmaşık.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.