Türkiye’de olanlar bizi de elbette etkiler ve etkileyecek – Ulus Irkad

0
454

ulusAslında Türkiye, AKP’nin birkaç senedir sertlik politikalarını seçmesinden sonra kaos içine girdi. Girdi ama büyük bir illüzyonla AKP bu kaos politikalarıyla maalesef oy da kazanmaya başladı. Birden bire sertlik politikaları uygulayıp şiddetin çözümünün güya tek çaresinin kendi olduğunu gösterdi ve toplumu bir nevi “Bana oy vermezseniz şiddet devam eder” baskısına uğratarak, tehditle birçok oy kazandı.Gerçi oyu artıyor ama Türkiye’de toplumsal birlik de parçalanma noktasına gelmeye başladı çünkü Sunni İdeoloji ve Türk milliyetçiliği ittifakı, derin devlet- Ergenekon ittifakı ile müttefik olunca bu defa da farklı olanlar huzursuz olmaya başladılar. Sunni İdeoloji dışında olan Aleviler ve diğer din ve mezhepler aşırı dogmatizm ve hoşgörüsüzlüğe dayanan bu hegemonyaya karşı tepki duymaya başladılar. Aynı şekilde Türk Milliyetçiliği de Türk olmayan ama Türkiyeli olan vatadaşlarını dışlayıcı bir özelliğe sahip olduğu için gene farklı olan etnik gruplar örneğin Kürtler bu anlayışa karşı tepki geliştirdiler. Gerçi Dolmabahçe andlaşması masadan devrilince sorunlar ortaya çıktı. Son bir senedir bilhassa seçimler tekrarlanınca bu defa da derin bölünmeler ve etnik çatışma tehlikesi ortaya çıktı. Yaklaşık sekiz aydır Türkiye Güneydoğusu’nda sekizbine yakın TC vatandaşı hayatını kaybetti. Nusaybin, Cizre, Şırnak, Diyarbakır ve Hakkari gibi yerlerde belli ki tüm ateş güçleri kullanılarak bu bölgeler dümdüz edildi. PKK’nın şiddet kullanması behane edilerek, ne kadarı PKK gerillasıdır bilmiyoruz ama, denildiğine göre birçok kadın ve çocuğun da öldüğü büyük saldırılar oldu hatta bu olayların birinde bir apartmanın bodrum altına sığınan 150 kişi de cayır cayır yakıldı. Elbette her iki taraftan da kayıplar için insan olan üzülüyor. Fakat göz göre göre devletin uyguladığı bu sertlik ve şiddet politikası sivil insanları da maalesef katletmekte. Ölçüsüz şiddet kayıpları daha da artırmakta. Resmi devlet bilgilerine göre 7500 civarında terörist olduğu söylenen ama çoğunluğunun kadın ve çocuklar olduğu birçok insan öldürülmüştür. Bu arada ordudan ve polisten de yaklaşık 700-800 civarında resmi görevli öldürülmüştür. Hala daha televizyon haberlerinde bugün şehit haberleri geçmekte ve her gün için bazen fazla sayıda resmi görevlilerin de öldürüldükleri söylenmektedir.

Şimdiye kadar hudutlarında Işid örgütünün bulunduğu Türkiye devleti, bundan rahatsız olmazken, Kuzey Suriye kürtleri PYD ve YPG etkinlik kazanınca, onlara karşı ses çıkarmaya ve onları terörist olarak nitelendirmeye kadar işi götürdü. Tabi bu arada ABD hükümeti ve ordusu da YPG ve PYD güçlerine kesin destek vererek, onları IŞİD’e karşı mücadelelerinde destekledi. BU durum Türkiye hükümetinin daha da tepkisini çekti ama ABD de bildiğinden vazgeçmeyerek, PYD ve YPG güçlerine desteğini vermeye devam ediyor. Aslında Kuzey Suriye Kürtleri bugünkü bölge konjektüründe zoraki bir denge politikası sürdürüyor ve bunda da başarılı oldukları görülmektedir. Daha önceleri Suriye’deki IŞİD’i doğal müttefiği kabul eden AKP hükümeti ile Recep Tayyip Erdoğan, artık müttefiklerinin çoğunun Işid’e karşı cephe almasıyla kendini zorda gördü ama bazen de behaneler bularak hala daha PYD ve YPG’nin aleyhine konuşarak onları terörist olarak nitelemeye devam etmektedir. Hatta Koalisyon güçleri IŞİD hedeflerine saldırı düzenlerken, maalesef Türkiye, YPGve PYD’ye saldırı düzenleyerek onların polirikalarına ters olduğunu da göstermektedir. Aslında Türkiye’nin en büyük korkusu Kuzey Suriye’de kendi yapısını da tehdit edecek demokratik bir özyönetimin kurulmasıdır. Cephe değiştiren Türkiye son Atatürk Limanına yapılan saldırı ile belli ki şu anda artık Işid’in direk saldırılarına açık bir duruma gelmiş bulunmaktadır. Mecburen koalisyon güçleri içine girip, Işid de yenilmeye başlayınca, Türkiye Işid’in tehditlerini üzerinde saldırılarla görmeye başladı. Işid’in Türkiye içerisinde de bayağı çok taraftarı bulunmaktadır. Türkiye nüfusunun %8-10’unun Işid’i desteklediği, militanları MİT ve askerden emekli komutanların eğittiği ve onları Suriye’ye geçirdiği de söylenmektedir. Gazi Antep ve Konya’da en kabarık sayıda Işid üyelerinin bulunduğu, bunların çiftliklerde, MİT, TSK subayları ve emekli komutanları tarafından eğitim gördükleri de söylenmektedir. Son zamanlarda, daha fazlası kadın gerillalardan kurulu YPG gerillaları, Kuzey Suriye’de IŞİD’e karşı büyük zaferler kazanırken, IŞİD, bu bozgun havasıyla çeşitli dünya merkezlerine saldırılar düzenlemektedir. Hedeflerinde de sivil halk bulunmaktadır. ABD elçiliği Türkiye’ye gidecek olan vatandaşlarının dikkatli olmalarını talep etmektedir. Atatürk Havaalanı’ndan sonra gene büyük yerlere saldırılacağı ve büyük kayıplar verdirileceği söylenmektedir. İşte bu durumda elbette hem Türkiye’nin hem de bizim turizmimiz ve de ekonomimiz bu saldırılardan etkilenecektir. Son zamanlarda Rusya ve Türkiye arasındaki yaklaşımlar nasıl sonuçlanacaktır bilinmemektedir. Bu olumlu işbirliği Işid terör saldırısıyla darbelenirse ekonomi gene durgunluğunu koruyacaktır.

Elbette ekonomiyi bu gelişmeler etkileyecek. İnşallah güvenlik sağlanır insanların başına birşey gelmez. Eğer denildiği gibi IŞİD’e karşı AKP çevrelerinde ve devlet içinde hoşgörü devam ediyorsa, belli ki hem Türkiye hem de bizim ekonomimiz bu gelişmelerden çok olumsuz etkilenecektir.

Solun da kendini örgütlemesi ve halkı güvenlik altına alması gerekiyor. Sol’un 12 Eylül 1980 darbesi öncesi faşist saldırılara karşı deneyimleri vardır ve bu zengin deneyimlerinden halkı da faydalandırmalıdır.

Bu kaosun sonunda emeğin elbette yeniden dirilişi ve hakkını talep edip yeni, adaletli, eşitçi ve eşit paylaşımlı bir dünya düzenine yönelişi kaçınılmazdır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.