Hariciyeden dahiliyeye #ÖzürDiliyorum üzerine düşünceler – Foti Benlisoy

0
364

fotibenlisoy“Büyük Türkiye” hevesi, ideolojik bir tercihten, “Osmanlıcı-İslamcı” bir “ajandadan” ya da şimdi kenara atılmış “çılgın” bir profesörün “stratejik derinlik” takıntısından ibaret değildi. Türkiye’nin son dönemdeki dış politika hamleleri, emperyalist zincirde yukarıya doğru hamle etmeye, küresel hegemon güç ABD’nin göreli gerileyişinin uluslararası sistemde kışkırttığı istikrarsızlaşmanın yarattığı “boşluklardan” faydalanarak bir “alt emperyalist” güç haline gelmeye dönüktü.

Türkiye’nin iç toplumsal formasyonunda, özellikle de iktidar bloğundaki değişimlerle aktif ve daha yayılmacı bir dış politika izlenmesi arasındaki içsel bağlar üzerinde daha fazla düşünmeye muhtacız. Bu anlamda Türkiye’nin tayin edici bir “bölgesel güç” haline gelme hedefiyle daha agresif-sert hale gelen dış politikası, aslında içerideki otoriter popülizmin bir karşılığı ya da devamı olarak düşünülebilir.

Bir “alt emperyalist” güç olma, orta sıklette de olsa “oyun kurucu” bir “bölgesel güç” halini alma yönelimi, aslında AKP’nin temsilciliğine soyunduğu sermaye fraksiyonunun(elbette tüm sermaye kesimlerini kendi yöneticiliği altında birleştirip, toplumun önemli bir bölümünü de “Osmanlı’nın ihyası” gibi bir emperyal nostaljiyle seferber etmeye dönük) bir sınıf stratejisi olarak değerlendirilebilir.

Neticede Türkiye’nin periferik emperyal hevesleri, bizzat Türk sermayesinin (elbette belli bir sınıf fraksiyonu ve onun siyasal temsilcisinin hegemonik projesi dolayımında) kolektif aklı olarak işlev gören Türk devlet aklı ya da “bilgeliğinin” eseri. Dolayısıyla meselemiz, Türk kapitalist devletinin emperyal zincir içerisinde yeniden konumlanma arayışının Türkiye’yi bölgesel ihtilaflar içerisinde giderek daha saldırgan bir biçimde yer almaya itmesi.

AKP’nin Mısır ya da Suriye politikalarındaki başarısızlıkları, Türkiye’nin İsrail ya da Rusya karşısında vermek durumunda kaldığı tavizler, işte bu yüzden dar anlamda dış politika yenilgileri olarak kalmayabilir. Bu içsel bağlantı dolayısıyla dış politikadaki her geri adım, Erdoğan/AKP’nin hegemonik projesine potansiyel bir darbe anlamına geliyor.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.