Özersay’ın korkakları – Halil Paşa

0
496

halilpasaHükümet bozuldu!

Siyaset ile uzaktan yakından ilgisi olan toplumun büyük kesiminde, sığ ya da derin, kahvede ya da ayaküstü, cep telefonu ya da face ve tweet yazışmalarında…

Radyo ve TV’lerde konuya entel bir arz-ı endam ile yaklaşan kerameti sunucudan ve konuşmacılardan menkul, uzun uzadıya süren yorumlarda…

Kâğıda basılı gazetelerin manşetlerinde, e-gazetelerin köşelerini işgal eden yazarların makalelerinde…

Torpiline dayanmadan ya da dayanarak, her türlü ihale ve ticari alış verişten tutun da, devlet katında mevki-makamını kaybetmek ve kazanmak üzere olduğunu düşünen memurlarda…

Uzun lafın kısası, toplumun büyük bir kesiminde, bilimsellik ve akademik fikir beyanlarından geyiğe bulanmış meyhane muhabbetine bir heyecan bir heyecan…

***

Hükümeti kim ya da kimler kuracakmış?

Erken seçim olacak mıymış?

Ada cemaatindeki Barca- Madrid, GS-FB maçlarına duyulan heyecan, şimdilik kaydıyla politikaya da sirayet etmiş…

***

Makale başlığından da anlaşılacağı gibi bu yazı, siyasi ortama ayak uydurup “laf olsun torba dolsun babında” meclisteki siyasal partilerle vekillerine ve dahi usanmadan bıkmadan onları seçmek için gecelerini gündüzlerine katarak destek olan “vefakâr ve fedakâr seçmenlerine”yönelik, çok da ciddiye alınmayacak bir eleştiri yazısıdır…

Zaten adanın Kuzey coğrafyasının siyasi manzarasının bu hal-i perişanını ciddiye alarak yazının kendisini de perişan etmeye ne gerek vardı ki?

Memlekette siyaset, ciddiye alınmayacak kadar edilgen ve dolayısıyla da inandırıcılığını yitirecek denli hal-i harap bir vaziyetteyse, bir müsaade, yazarlar ve yazdıkları da, incir çekirdeğini doldurmayacak dedikodu muhabbetlerine, ya da bu makalede olduğu gibi siyasi manzaramızı resmeden bu son olayı “Ti”ye almak ayrıcalığına neden sahip olmasınlar ki?

***

KİM BU KORKAKLAR

Kudret Özersay: İlk seçimde birinci parti olacağız, bu nedenle bizden korkuyorlardemiş.

Hem de; “% 500 korkuyorlar” diyerek karşı taraftakilerin siyasi korkularının şiddet derecesini de tarif etmiş.

Peki, kim bu korkaklar?

Sayın Özersay, mecliste vekili bulunan partileri, CTP, UBP, DP ve TDP’yi kastetmiyorsa, kimi/kimleri kastediyor ki?

Daha somut olarak, CTP gemisine yeniden kaptan olmuş Talat’ı, vatana millete olan hizmet aşklarından dolayı sürekli aday olup seçilmekten bıkıp usanmayan Başbakan Kalyoncu’yu, eski Başbakan Ferdi Sabit’i ve KÖGEF’li sabık yoldaşlarını değil de kimi?

Özersay, UBP’nin hâlâ çiçeği burnunda sayılan genç-yakışıklı ve sporcu başkanı Özgürgün ve sürekli seçilen ve vekillik ile bakanlığı anavatan aşklarından dolayı meslek edinmek “zorunda”kalan, “vatan-millet-bayrak” gailelerinin yanı sıra, büyük projelerle arada bir UBP’den ayrılan, ayrı parti kuran ya da parti değiştiren “milli görev aşıklarına” göndermede bulunmuyorsa ‘kime korkak’ diyor?

***

Hani UBP dışında dikiş tutturamayacaklarını anladıklarında, bildik hikâyedeki tilki gibi, dönüp dolaşıp, meşreplerinin ve menşelerinin ilk adresi kürkçü dükkânına geri dönen vekil, eski vekil ve hatta yeni vekil adayı UBP’li partidaşlarından başka kimin korkmuş olabileceğini anlatmaya çalışıyor ki?

Kurulduğu günden bu yana müteveffa Denktaş’ın verdiği desteğe rağmen, UBP’nin daha büyük muadili haline gelemeyen, ölümünden sonra da giderek küçülen DP’nin değişmeyen başkanı Serdar Denktaş ve onu terk etmeyen “menşei UBP’li” olan yandaşlarının korkularını tarif etmiyorsa, kimin korkularından bahsediyor ki?

Ve nihayet TKP’nin, küçüle küçüle son olarak TDP olmuş, kalan son birkaç vekilinin değilse, kimin korkuları ?..

***

Kudret Özersay, olası bir seçimden korkanların açık açık isimlerini söylemiyor.

Ancak 1983’te KKTC kurulalı beri, her zaman hükümet ya da muhalefet olan yukarıdaki siyasal parti ve seçile-seçile bir hâl olmuş yönetici ve vekillerinden başka birini kastedecek hali de yok ya…

 ELEŞTİRDİĞİNE BENZEMEK

Seçim davulunun sesi yaklaştıkça ilk seçimde lideri olduğu partisini, daha şimdiden “seçimin birinci partisi” olarak ilan etmekte bir sakınca görmeyen Özersay, bu açıklamasıyla, eleştirdiği partilerin sözcülerinin geçmişteki nutuklarına, “ey vatandaş oyunu boşa atma‘kazanacak ata’ oyna” mealinde “siyasi algı yaratma operasyonuna” daha şimdiden kendini kaptırmış.

Bir de “% 500 korkuyorlar” vurgusuyla seçmene neden oyunu kendi partisine vermesi gerektiğiyle ilgili bir başka “siyasi algı yaratma” yarışını da, “siyasi rakiplerimiz çok korkuyor” geleneksel tekerlemesiyle meclisteki siyasal parti ve sözcülerinden önce başlatmış oluyor.

***

Peki siyasal statüko, yani mevcut rejimin “perde arkası yöneticileri” de sizden korkuyor muÖzersay kardeşim?

Perde arkası yöneticiler kim mi?

Bunu bilmeyecek ne var? Zaten artık perde önünde gözükmekten de imtina etmiyorlar ki?

Özersay’ın söylemleri, insanın başka şeyler düşünmesine de yol açıyor….

-Masa başında 2 görmeyen oturmuş dolma yiyorlar.

-Birisi diğerine, “Dolmaları iki-iki yeme be…” demiş.

-Beriki malum cevabı yapıştırmış;

-“Eh, göremediğine göre belli ki kendinden bilin!..”

Kudret kardeşim. Seçime dair tartışmalar daha şimdiden bu mecrada start alacaksa, bu da hemen akla, edilgen siyasal parti ve vekillerini eleştiren vatandaşın, o çok yaygın sözünü getirmiyor mu?

“Fasulyanın yahnisi gelir gider aynisi”…

“MUKTEDİR HÜKÜMET NASIL OLUNUR”UN CEVABI YOK!

Hükümet bozulmuş. Talat yenisi için CTP adına talip olduğunu beyan etmiş. Özgürgün eski asil vekilleriyle, UBP ağırlıklı hükümet kurup, vatanı-milleti ve bayrağı kurtaracağından oldukça emin bir görüntü vermeye çalışıyor.

İki partinin birbirlerini imzalarının arkasında durmamakla suçladığı lider, vekil ve yandaşları aslında edilgen bir hükümet olmayı, üzerinde anlaşmak üzere oldukları “siyasi-ekonomik protokol taslağı” ile zaten kabul etmişlerdi.

TDP; önceki TKP döneminde UBP ile, DP ise, hem UBP hem de CTP ile, “anda mevcut Türkiye hükümetinin gölgesinde edilgen bir yarım ada hükümeti” olarak, en son taslakta da ifadesini bulacak, bugünlerin hazırlayıcısıdırlar.

Hiçbirisinde de adadaki statüko değişmemiş. Hatta geçmiş yıllara göre, adanın Kuzey’inin sürekli kötüye gittiğini düşünenlerin sayısı azımsanacak miktarda değil.

***

Diyeceğim şu ki; Kudret Özersay ve partisi, muadilleri gibi “siyasi algı” yaratacağına, edilgen olmaktan, ülkenin hal-i perişanından nasıl kurtulacağına dair inandırıcı demeçler versin.

SİYASETTE DEĞİŞİM TALEBİ YOK

Bu işin bir de sivil toplum, sendikalar, dernekler ve mecliste temsil edilmeyen siyasal partiler ve nihayet seçmen ayağı var ya…

Aslında Kuzey’deki seçmen, Güney’e her geçtiğinde, nasıl geri kalmış bir coğrafyada yaşamış olduğunun ayırdına varıyor olsa da, var olanları değiştirmeye pek niyeti yok.

Bundan Kudret Özersay ve partisinin, olası bir erken seçimde, kendisini ve birkaç partidaşını meclise vekil gönder(e)meyeceği anlamı çıkmaz elbette.

Ama edilgen hükümet olmaktan nasıl kurtulunur?

Kendi ayakları üzerinde nasıl durulur?

Kendi siyasal-yönetsel kararları nasıl kendi verir?

Vakt-i  zamanında muhalefeti korkutarak metazori kurulan bir devlet, korkusundan ve korkuttuklarından nasıl azade olur?

***

Bunlara cevap aramayan ne mevcut, ne “yeni” parti ve ne de bıkmadan usanmadan “vatan-millet-bayrak” aşkı için seçilen vekillerden, ne de onları bıkıp usanmadan seçmekte ısrarcı seçmenlerden umutlu değilim.

Hükümet bozulmuş! Erken seçim olur muymuş? Kim seçilirmiş?

Seçmen ve sivil toplum, statükoyu değiştirecek elle tutulur somut değişim taleplerinde bulunmadıkça, bunun için de kıpırdamadıkça, seçilecek olanlar da statükoyu güzel nutuklarla perdeleyecek kadar kaşarlanmışlarsa…

Bunun anlamı: “Adanın Kuzey’inde değişim için pek çok insan ne istekli ne de heyecanlıdır” demektir.

Ama birkaç arkadaş, ‘Ne düşünüyorsun’ diye ısrar edince işte ben de; “laf dolsun torba dolsun” bir şeyler yazmış oldum.

Bazen bir romandan beş on sayfa okumak, bir şehri hatta kasabayı ya da köyü dolaşmak. Bir arkadaşınızla yaşamın anlamlarına dair derin sohbetlere dalmak. Sonra da dönüp bütün bunları yazıya, makalelere sığdırmak. Hem bana ve hem de okuyacak olana; KKTC siyasetine dair yazmaktan çok daha faydalı gibime geliyor ya…

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.