Türkiye’nin Güneydoğusu – Ulus Irkad

0
154

ulusTürkiye’nin Güneydoğusu’nda aylardır anlamsız bir savaş yürütülmekte. İddiaya göre bu adamlar özyönetim ilan etmişler. Özyönetim de ayrı bir devlet kurmakla eş bir suç olarak gösterilmekte. Halbuki geçmiş makalelerimde de yazdım. Özyönetim Avrupai bir yönetim sistemi. Ama maalesef herhalde Türkiye’yi idare edenler, bu şimdiki insan haklarından uzak tutum ve rejimlerini devam ettirmek için bunu uygun buluyorlar ve o bölgelere de askeri saldırıda bulunuyorlar. Aklılarınca da ezerek ve yok ederek kavgayı kazanacaklar. O bölgedeki insanların boynu bükülünce istediklerini empoze ettirecekler. Bana göre şu anda, bu insanlarda artık bu kadar saldırıdan sonra artık Türkiye Devleti’ne karşı bir saygı ve sevgi kalmamıştır ve eğer bu kuşatılmışlık ve şiddet sarmalı devam ederse maalesef Türkiye’nin karına olmayacak. Tarihte ve dünya üzerinde hiçbir ulusal sorun şiddetle çözülmemiştir. Eninde sonunda ergeç masaya gelinecektir ama maalesef bu defa Türkiye’ye pahalıya mal olacaktır. Çünkü kırsal alanda savaş varken şu anda savaş şehirlere yayılmıştır ve şehirler harabe haline geliyor. Türkiye eskisinden dört kat daha fazla servet ve para kaybetmektedir. Yarın bu savaş biterse, Türkiye daha fazla masraf yapmak mecburiyetindedir ki en önemlisi insanlar, artık kendi devletlerine karşı güven duymamaktadır ve gerek devletin başındakinin gerekse hükümetin başındakinin bu insan kırılmalarını nasıl iyileştireceği de oldukça muammadır. Onbinlerce insan şehirlere kaçarken, bunca insan şehirlerde ne yapacaktır? Orada da geçmişte olduğu gibi hiddet içinde şehirlerdeki insanlara, daha iyi yaşayanlara karşı tepki duyacak ve hiddetini onlara zarar vermeye yönlendirecektir. Nitekim son haftalarda Türkiye’de artık işyeri ve araba yakmalara kadar işin uzaması da bunların delilidir. Yani şimdi bir halkın ezilerek, mağlup edileceği ve başını bükerek herşeyi kabul edeceği mi sanılmaktadır. Aksine bu acıyla artık belki de ileride masaya gelme de olmayacaktır veya masaya gelinirse bile kırık kalple yapılan uzlaşmadan ne beklenir ki?

Ekonomist Mustafa Sönmez “Kürt Sorunu ve Demokratik Özerklik” adlı kitabında özyönetim için bizlere şunları söylemektedir:

“Türkiye’nin siyasi ve idari yapısını, özerk bölgeler oluşturarak, “Merkez-Bölgesel Meclis-demokratik yerel yönetimler” biçiminde üç kademeli bir yapılanmaya dönüştürmenin demokratikleşmeye, toplumsal kaynakların rasyonelce büyütülüp daha adil bölüştürülmesine imkan vereceğini ve Kürtlerin kültürel ve siyasi beklentilerine çözüm üreterek kalıcı bir barışı tesis etmeye yarayacağı söylenebilir”(sf.51)…

Bölgesel meclislerin kurulması konusunda ise bizlere şu bilgileri vermektedir Mustafa Sönmez:

“Bu bölgesel meclisler, eğitim, sağlık, kültür, sosyal hizmetler, tarım, denizcilik, sanayi, imar, çevre, turizm, telekomünikasyon, kadın, gençlik, spor ve diğer hizmet alanlarından sorumlu olacaktır. Dışişleri , maliye ve savunma hizmetleri de merkezi hükümet tarafından yürütülecektir. Emniyet ve adalet hizmetleri merkezi hükümet ve bölge meclisleri tarafından yürütülecektir”(sf.52).

Yine Mustafa Sönmez Özyönetim için şunları söylemektedir(sf.56):

“Bir kere baştan söyleyelim ki, üniter devlet yapısını koruyarak ülkeyi, özerk bölgeler biçiminde bir idari reforma tabi tutmanın kaçınılmaz sonucunun, bölünme, parçalanma olması gerekmiyor. Böyle bir önyargısı olanlara, “Neden İspanya bölünmedi” diye soruyorum. İspanya, 35 yıldır özerk bölgelere ayrılmayı öngören ve bunu gerçekleştiren 1978 Anayasası ile yönetiliyor. Onlarda da Bask, Katalan ve Galiçya etnik sorunları var. Zaten, ülkeyi 17 özerk kent yönetimi ile yönetme modeli de, bir ölçüde bu sorunu aşmaya dönük olarak gündeme getirildi. Özerk bölge formülü İspanya’yı dağıtmadı. Tersine, etnik taleplere belli çözümler sunarak, gerilimi önemli ölçüde yatıştırdı. Bu iç barış, durulma, İspanya’yı, dünyanın 9’uncu büyük ekonomisi ve Türkiye’nin 3 katı zengin bir ülke durumuna getirdi. 35 yıldır özerk bölgeleri ile ayakta duran İspanya, elbette Türkiye ile bir bir örtüşmüyor. Ama biz de taklit etmek zorunda değiliz. Sadece esinlenmeye, bilgiye, deneyimlerden yararlanmaya ihtiyacımız var”

Açıkça bellidir ki Mustafa Sönmez’in de araştırmalarına göre Özyönetim Türkiye’yi bölmek değil, devleti daha da demokratikleştirmek ve vatandaşın ayağına onun gözlemciliği ve katılımında daha fazla hizmet götürmektir. Peki AKP’nin bundan korkması acaba niyedir? Çünkü AKP’nin amacının Türkiye’ye firavunluk ve diktatörlük getirmek olduğu ortaya çıkmıştır. Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi demokratikleştirmek değil baskı rejimi kurmak istemektedir.

Aylardır Güneydoğu’da bir hiç uğruna insanların öldürülmesinin sebebi de budur.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.