Anti-Militarist Barış Harekâtı, 6. kez gerçekleşti

Yeni Kıbrıs Partisi

Maraş’ta provokasyona hayır!

YKP, BKP, KTÖS, KTOEÖS, Basın-Sen, DEV-İŞ, Mağusa İnisiyatifi, Sol Hareket,  Hayata Dokun Hareketi açıklama yaparak “tüm demokrasi ve barış güçlerini 15 Şubat Cumartesi saat...

YKP, ortak yurdun yeniden birleşmesi için ortak mücadele çağrısı yaptı

Yeni Kıbrıs Partisi, bugün, 12 Şubat, Çarşamba günü sabah saat 10:00’de YKP Genel Merkezi’nde Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı TC’nin tavırları, Kırımlaştırılma, Hataylaştırılma,...

2020 Asgari ücreti ne oldu?

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, döviz krizi ile alım gücünün eridiği, iğneden ipliğe her şeye zam yapıldığı koşullarda 2020 için asgari ücretin hâlâ belirlenmemiş...

Savaş hazırlıklarına hayır, barış için mücadele zamanı

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Akdeniz’deki son gelişmeleri değerlendirdi, “barış için mücadele zamanı” dedi. Açıklama şöyle: Doğu Akdeniz’de bir süredir gerginlik sürekli olarak artmaktadır. Savaş...

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 6. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 13-15 Aralık tarihleri arasında Malaga yakınındaki İspanya şehri Benalmádena’da 6. Kongresi yapıldı. YKP Genel Sekreteri Murat...


Dün gece, 2010’dan beri olduğu gibi Anti-Militarist Barış Harekâtı 6. kez, Selimiye Meydanda gerçekleşti.

Anti-Militarist Barış Harekâtı, bu yıl, YKP Gençlik, NEDA, Sispirosi Atakton ve bağımsız birçok aktivistin katkıları ile düzenlendi.

Gece başlangıcı Lokmacı yakınından oluşturulan kortej yürüyüşü ile başlandı. Kortej arasta içinden geçerek alana ulaştı.

Gecede Bandista, Koralp şarkıları, dans grubu Studio 21 de performansları ile sahne aldı… Gecede Türkçe, Rumca ve İspanyalco şiirler okundu… Ayrıca Davita Günboy da, sahneden vicdani reddini yeniden açıkladı.

İnternetten de eylemce canlı olarak verildi.

Yüzlerce kişinin izlediği etkinlikte “Ayşe tatil bitti, evine dön”, “Evine dön Ayşe”, “işgallere son”, gibi sloganlar atıldı.

 

Açılış konuşması

Gecede etkinliğin sunuculuğunu yapan Münevver Özakalın’ın ve Marianna Mariou’nun yaptığı açılış konuşması şöyleydi:

Evet dostlar, yoldaşlar;

Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor. Katılımcı, dayanışmacı, mücadeleci ve kararlı bir hareket gelişiyor. Talepleri sloganları net, isyanımızla, eylemlerimizle bir hareket büyüyor…

2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğrayan, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışmayla neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerle son 6 yıldır aksamadan gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…

2010’dan beri, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale ve bekçilerine karşı mücadeleyi örgütleyen, anti-militarist bir hareket büyüyor.

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…

Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…

2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve 41 yıldır süren işgalin bitsin diye bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükselteceğiz.

41 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyanın çocukları olarak artık fetihçi zihniyetlerin hegemonyasından kurtulmuş, tel örgülerden arınmış, irademizle, eşitlikçi bir düzenin olduğu tam bağımsız bir Kıbrıs’ta yaşayan siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla hayatlarımızı satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz.

Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal orduları, postallarınızı ve namlularınızı hemen şimdi üzerimizden çekin! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kölesi olmayı reddediyoruz!

Silahların gölgesinde değil, ağaçların, kuşların ve bulutların gölgesinde özgürce yürümek, sokaklarda özgürlük şarkılarımızı söylemek, ataerkinin, milliyetçiliğin ve militarizmin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz ve yükseltmeye devam edeceğiz.

İşgalin 41. yılında, tıpkı son 6 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” derken,

Ortadoğu’da Gazze’de, Irak’ta, Mısır’da,  Suriye’de, Arapların Gecikmiş Baharında, dibimizde hemen buracıkta Mezopotamya’da, Kuzey Kürdistan’da Rojova’da devrime ışık tutan Kobane’deki erkek kardeşlerimize ve kız kardeşlerimize, yıllardır militarist ordulara teslim olmadan direnen dünyanın tüm halklarına yürek dolusu selam olsun!

Çatışmaların ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarıyla dayanışıyor ve her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır çağrısı yapıyoruz.

Suruç’ta, Fransa’da Charlie Hebdo‘da, Nijerya’da ve Kuzey Irak operasyonu adı altında sivillerin katledilmesini protesto ederken; savaşların insanlığa çözüm getirmeyeceğini, devletlerin güvenlik gerekçesiyle silahlanmasının, silah tüccarlarına kar sağladığını, ekolojiye, kültürel değerlere ve insanın insanca yaşama şartlarını ortadan kaldırdığı yaşadığımız dünyada her gün karşımıza çıkmaktadır.

Düşünce özgürlüğünün, yaşama hakkının her an saldırı altında olduğu bu dünyada 14 Ağustos ve benzeri işgallere karşı sesimizi daha fazla yükseltmek, silahsızlanmayı daha çok savunmak yüzyılın tek kurtuluşudur.

Yelkenler fora; bir kez daha; 1974’ün 14 Ağustos’unda tatile çıkan Ayşe’yi evine dönmeye çağırmak için; militarizm yükselttiği bir günde, binlerce insan ölülerini anarken egemenlerin savaşa mutlu barış harekatı dedikleri bir günde… Anti Militarist Barış Harekâtı’nın en baştan beri parçası olan, enternasyonalist dayanışmanın en güzelini şarkıları ile ortaya koyan, Bandista bu sene de bizimle dayanışmak için burda. Ayrıca genç müzisyen Koralp ve muhteşem gösterileriyle Studio21 de burda.

 

Vicdani ret açıklaması

Davita Günboy’un gecede okuduğu vicdani ret açıklaması şöyle:

20 Ocak 2014’de sosyal medya üzerinden beni duyanlara bir haykırış yapmıştım. ‘Savaş, silah, öldürmek için eğitim!! Bana göre değil! Ben vicdani retçiyim demiştim. Bugün 14 Ağustos 2015. 19 ay önce internette söylediklerimi burdan bağırmak, duyurmak ve paylaşmak benim görevim. Ancak bu görevi yerine getiriyor olmak benim vicdanımı rahatlatmıyor. Bu açıklamayı yaptığım için sırf kadın olduğumdan beni birazdan polis alıp götürmeyecek, hapse girer mi diye dostlarım, arkadaşlarım mahkeme önünde beklemeyecek ama ben rahat değilim. Hangisi olduğu fark etmez ordunun, askeriyenin, erkil elin ezdiği vicdanlar beni rahatsız ediyor. Benim vicdanım sızlıyor, ben nasıl rahat edeyim?

Farklı tarihlerde basılmış haritalarda sınırlar nasıldırlar? Daralır, genişlerler, ezerler, insanın gözünün yaşına bakmadan, egemen bir kaç erkek tarafından çizilirler, kan akıtarak, can alarak değişirler.

Ölüm yanı başımızda, savaş önümüzde sağımızda solumuzda, içimizde ağıtta, türküde, cenazede, çocukların büyüyemeyişinde, vicdanımın yakarışı ve benim sancım olmuş. Emirin, komutanın kalkan kaşı altında ezilenlerin yanında durmak kolay, kolay kolay da, kolay mı öldürmek, sürünmek, öldürmeyi bilmek, silahla yürümek, vur emri var demek, kolay mı ateş altına girmek.

Sırf bu coğrafyada doğmuş olmaktan ibaret bir hükümdür bu. Çünkü vicdani ret burada tanınmayan, henüz var olmayan bir hak. İnsan hakkı, düşünce hakkı, yaşam hakkı ve bu hak herkesin kayıtsız şartsız hakkı oluncaya dek biz rahatsızlar bağıracağız, vicdanımızın retti var çünkü ve biz bu hakkı alacağız. Savaş, silah, öldürmek için eğitim, varlığı bizden uzak olsun, yok olsun, ordular, silahlar, tanklar, bombalar tarih olsun. Ben bir vicdani retçiyim.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Yaklaşımlar

Dünyanın ve ülkemizin geldiği hal ve ne yapmak lazım – Ulus Irkad

Üç haftadır eve kapandık. Şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız bir salgın var ve öncelikle kendi sağlığımızı korumaya çalışıyoruz. Elbette kendi sağlığımızı korurken aslında birlikte yaşadığımız...

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

Korona virüs kafalarımızı karıştırdı – Alpay Durduran

İnsanlık yeniden derin sorunları tartışmaya açtı. Bazıları konunun temeline girdi. Sol politikalar hızlı zenginleşme yarışında kapitalist politikalara yenilmiş dedi idi ya şimdi o yarışı...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini...

Öğrencilere olanların düşündürdükleri – Alpay Durduran

Küçük ülkemizde önce denize nazır diploma hazır üniversiteleri kuruldu şikâyetleri duyuldu ama daha öncesinde benim meclisteki konuşmalarda DAÜ’nün kurulması için yüksek teknoloji okulunun adının...