Su haktır – Faika Deniz Paşa

0
310

faikaSu bir insan hakkıdır, sadece mali gücü olanların edinebileceği bir meta değildir. Dünya Sağlık Örgütü hayatta kalabilmek için gerekli minimum su miktarını kişi başı günlük 25 litre, insan gelişimi için de 100 litre olarak belirlemektedir. Bu miktarın altında bir su tüketimi gelişim imkanlarını kısıtlar.

 

Uluslararası hukukta su hakkı

Coğrafyamızda da yerel yasalarla onaylanan, aralarında Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (ICESCR), Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bulunduğu bir takım insan hakları sözleşmelerinde su hakkından söz edilmektedir. Bu hak, ayrıca, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin 2002 tarihli “su hakkı” başlıklı, 15 sayılı Genel Yorumu’na göre su hakkı, kişisel kullanım ve hane kullanımı için, herkesin yeterli, güvenli, kabul edilebilir, fiziksel olarak erişilebilir ve makul fiyatlı suya insan hakkı olarak ve Haziran 2010’da, BM Genel Meclisi tarafından “güvenli ve temiz içme suyu ve yeterli sağlık koşulları hakkını, yaşam hakkı ve tüm insan haklarından yararlanmak için temel olan bir insan hakkı” olarak açıkça tanınmıştır.

 

Ön ödemeli su sayaçlarının kullanımı hak ihlallerine sebebiyet verir

Ön ödemeli su sayaçlarının kullanımı ise, ödeme gücü olmayan bireyleri güvensiz su kaynaklarına yönlendiren, kamu sağlığına tehlike oluşturan ve özelleştirmelerin yolunu yapan ön ödemeli su sayaçlarının kullanımı bu hakkın açık ihlalidir niteliğindedir.

02 Mayıs 2013 tarihinde toplanan Lefkoşa belediye meclisi oy birliği ile kiracıların kullanımında olan konut ve işyerlerinde ön ödemeli su sayalarının, mekanik sayaçlardan daha az bir depozito vererek kullanılabileceği ve Belediye tarafından 500 adet ön ödemeli sayaç alınması yönünde kararlar almıştır.

 

Suya Erişimin İhlali

Akıllı sayaç olarak da bilinen bu sayaçlar, ön ödeme sistemiyle çalışırlar. Ödenen miktardan kullanıldığında, hanenin o an için dolumu sağlayacak parası yoksa otomatik olarak su kesilir. Yani parası olan havuzunu doldurur, çimlerini sular, olmayan ise sorgusuz sualsiz yaşamamız için olmazsa olmazı sudan yararlanamaz, içemez, kişisel ve mekânsal hijyenini sağlayamaz.

 

Tüm toplumun sağlık hakkının ihlali

Ön ödemeli su sayaçların kullanımı ayrıca kamu sağlığı için de tehlike oluşturmaktadır. Bir hanede tuvaletlerde suyun akmaması amipli dizanteri, tifo, basili dizanteri, Hepatit A gibi hastalıklara yol açar. Bulaşık ve meyve sebzelerin yıkanamaması durumunda parazittik hastalıklar, hepatit A, kronik ishaller gıda zehirlenmeleri baş gösterir. Çamaşırlar, özellikle de iç çamaşırları yıkanmadığında hane içinde erişkinlerden çocuklara hastalıkların, çocuklardan erişkinlere parazitlerin bulaşması görülür. Mekanın temizlenmemesinden özellikle mantarlara bağlı olan çeşitli akciğer enfeksiyonları, astım ve kontak dermatit gibi alerjik hastalıklar oluşur. Tüm bunların yanı sıra bunların birçoğu bulaşıcı hastalık olduğundan her birinden bulaşan hastalığı olan kişinin, bir diğerini bulaştırması daha yüksektir.

1992 yılında Birleşik Krallıkta ön ödemeli su sayaçları sonucu birçok hizmet bedelini karşılayamayan hanelerin otomatik olarak su bağlantıları kesilince dizanteri hastalığının artışına neden olduğu söylenmekteydi.  Kamuoyunun tepki göstermesi üzerine Su Hizmetleri Yasası’na yapılan değişiklikle kesintiden 4 hafta önce Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bildirimde bulunma şartı getirildi. Buna karşılık da su tedarikçileri ön ödemeli sayaç takmaya başladı. Bunun aleyhine açılan davada Mahkeme para bittiğinde otomatik su tedarikinin kesilmesi anlamına gelen ön ödemeli sayaçların bir hanenin suyun kesilmesi öncesi olması gereken koruyucuyu soruşturma prosedürlerini doğası gereği engellediğinden yasa dışı uygulama teşkil ettiği kararını verdi. Akabinde de, 1998 tarihli Su Yasası (Water Act) Parlamento tüm kendiliğinden otomatik olarak suyu kesen sayaçların kullanımını yasakladı.[1] Benzer şekilde Güney Afrika’da, KwaZulu Natal’da, ön ödemeli su sayaçları tüm toplumun yararlandığı çeşmelerin yerini almasından sonra kolera salgını baş gösterdi, Ağustos 2000 – Şubat 2002 tarihleri arasında 113,966 kişi kolera oldu, bu sebeple 259 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam 1980 – 2000 yılları arasında 20 yıl boyunca koleradan hayatını kaybeden 78 kişiye kıyaslanınca artış oldukça barizdi. Bunun sonucu ön ödemeli sayaç projesinin hayata geçirilmesi durduruldu.[2]

 

Şeffaflık ve tüketici haklarının ihlali

Bunların ötesinde, ön ödemeli sayaçlar hanelerin geleneksel olarak suyu tedarik eden yerel yönetimler ile olan ilişkilerini kökünden değiştirmektedir. Bu sayaçlar su tedarikçisi ile tüketici hanenin ilişkisini ev ve sayaç arasına sıkıştırarak tüm tüketici korumalarını bertaraf etmektedir, özellikle de yanlış faturalandırma gibi durumlarda hak arama prosedürleri tamamen yok edilmektedir: istenilen parayı vermeyene su da yok!

 

Suyun özelleştirilmesinin ayak sesleri…

Ön ödemeli su sayaçları suyun özelleştirilmesinin yolunu yapmaktadır: Dünya Bankası su hizmetlerinin sağlanmasında özel sektörün katılımını hızlandıran bir araç olarak ön ödemeli sayaçları sunmaktadır[3]. Suyun temini ile ilgili sakinler ve yerel yönetimle müşteri – satıcı ilişkisini kuran bu sistem, özelleştirme durumunda sermayedarların karlarını korumanın garantisidirler.

Geleneksel faturalama sistemlerine nazaran işlemlerde tasarruf yapma potansiyeli barındırsa da, bir diğer yandan ileri teknoloji ürünü olarak ön ödemeli su sayaçlarının tedariki, özellikle de diğer sayaçlara kıyaslandığında ok daha pahalıdır.

Bir diğer yandan da bu tür sayaçların özelleştirme öncesi yerel yönetimler tarafından takıldığını düşünecek olduğumuzda, sermayeye kar ettirecek bir sistemin maliyetinin de halka yüklendiği gibi çirkin bir tablo ile karşılaşırız.

 

Sayaçlar Acil Durum Nedir Bilmez!

Ön ödemeli sayaçlardan diğer bir sorun da acil durumlarda ortaya çıkar. Örneğin bir yangın durumunda ön ödemeli sayaçlar acil durum tespiti yapamayan bir makine olduğundan evde çıkan küçük bir yangın sayaçtaki kredilerin bitmesi durumunda çok daha vahim sonuçlara neden olabilir.

 

Başka Bir Sistem Mümkün!

Su hakkının pratikte hayata geçirilmesi ile ilgili bir örnek Türkiye’de Dikili Belediyesi tarafından uygulanan örnektir. İnsanca yaşamak için aylık 10 ton suya gereksinim bulunduğunu tespit eden belediye, 10 ton ve altındaki su harcamalarında su parası almazken, 11 ton su harcandığında 11 tonluk su bedeli alınır. Böylelikle insanca yaşamak için gerekli su hakkını tanımanın yanı sıra da belediye yalnızca 10 tonun üzerindeki sayaçlara işlem yaptığından personel ve diğer bürokratik işlemler için gerekli harcamalardan tasarruf yapar, hem de kısıtlı bir kaynak olan suyun tasarruflu kullanılmasını teşvik eder: 10 ton ve 11 ton harcama yapma arasında ciddi bir fiyat farkı olduğundan ötürü halk para vermemek için yaşamsal ve gelişimsel gereklerin ötesinde suyu harcamamak için dikkatli davranır.

Bunun Lefkoşa veya adamızın diğer şehirlerinde uygulanmasının önünde peki engel nedir? En son baktığımda hepimiz insandık ve salt insan olduğumuz için haklarımız vardı!

Kâr için değil, insanca yaşayabilmek için, yaşam için SU!

 

Kaynakça:

[1] Ian Gregory, Cut off from their Element, The Guardian, 2.09.1992.; Law Report, 6th March 1998. Automatic suspension of water supply unlawful. The Times; Roland Gribben, 21st February 1998. Councils win water pre-payment battle. The Daily Telegraph

[2]Bond & Dugard,Water, Human Rights and Social Conflict: South AfricanExperience, LGD2008 (1).

[3]Örneğin bakınız: World Bank (1996) Technical Paper 331: Africa Water Resources (World Bank: Washington, D.C.), p. ix

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.