Seçimin kurgusu ve seçmenin uykusu – Tegiye Birey

0
149

tegiyeİçinde yaşadığımız sistem, çıkar sağladığı birçok çarpık yapıyı algımızda normalleştirdiği gibi, seçimleri içine alan söylem ve pratikleri de tabulaştırmakta, bunları tartışmaya açma girişimi yapanları da marjinalleştirmektedir. Ne de olsa sermayeye ve ne de olsa sermayeyi şişiren yolsuzluklara dokunduğun anda iktidar savaşlarında o biçim iktidara talip herkesi karşına alırsın, oyunları bozarsın ve muhakkak susturulmalısın.

Bu yazıyı tarafsızlık kısvesine sığınarak sözümü daha da doğru, daha da geçerli kılma çabasına girmeden yazıyorum; bu da iktidarın taktiklerinden olurdu, bu da pazarlama yöntemi olurdu, bundan da medet ummuyorum. Sözümü konuştuğum konum, Yeni Kıbrıs Partisi’nin Lefkoşa yerelinde örgütlediği “Başka Bir Lefkoşa Mümkün” yerel yönetim kampanyasının eş kordinatörü olma halidir. İçinde olmakla lehinize bir çıkar elde edemeyeceğiniz, sistematik bedeller ödeyeceğiniz, hani herkese burs yattığı dönemlerde bile size bursların yatmayacağı ve işlerinizin kesat gitmesini sağlayacak bir mahal Yeni Kıbrıs Partisi. Alanımıza uğrayın, davetlisiniz; “ayrık, ayrıntı, azınlık” olmaya davetlisiniz, eğer merak ederseniz. Nakışı işlediğimiz yerimiz budur.

Kendi yerelimizde de kampanya örme biçimlerine baktığımızda, yapıtaşlarının sermaye olduğunu gözlemlemek zor değil. Kimin daha fazla parası varsa, onun daha çok bildirisi, onun daha çok billboard’u, onun daha “profesyonel bir ekibi” vardır. Para sadece propaganda döneminde değil, seçimden birkaç gün önce parayla oy satın alma alışkanlığında da başrolde. Biri fırsat eşitliğinden, sahi biri demokrasiden mi bahsetti?

Medya, çoğunlukla sansürcülükte bir mahsur görmüyor bu dönemde; bazı adayların sesini açıyor, bazı adayların sesini kısıyor. Nedense bütün şehri kucaklayacak adaylar bir bu sesi kısılanların rengine kör kalıyor; muhalifsen şeherli bile değilsindir deniyor.

İdeolojik bağlamda oy verildiği de çok görülmez bizde, keşke bunun bir araştırması yapılmış olsa seçmen arasında. Gülen bir surata verilir mesela, sıkıntıdan patlıyoruz ya, biri içimize su serpsin istiyoruz, beyaz beyaz dişlere oy veriyouz. Satır araları mühim değildir konuşulanların; sadece çok konuşsunlar, güzel konuşsunlar istiyoruz. “İyi insan” olmak yetmiyor diyen şiirleri çok seviyoruz ama dönüp “iyi insanlara” oy topluyoruz. Yolsuzlukların hesabını sormamışlar, yolsuzluk yapmışlar, halktan alıp Çangara vermişler, sonra halka Çangarın bahçesini temizletmişler… Umursamıyoruz, kusuruma bakılmasın ama, düşünüp de oy vermek zorumuza gidiyor, bunu istemiyoruz.

Bir de yolsuzlukların hesabını sormaya kalkış, feministlerin sıkça karşılaştığı bir ithamla karşı karşıya kalırsın; “joykiller”, yani neşe öldürücü. “Ne güzel çıktısını aldığımız projelerimizden bahsediyoruz, sen durmuş bu sosyal sigortalara ne oldu, bu usulsüzlüğe ne oldu diyorsun. Olacak şey mi, kesin senin projen mrojen yok diye böyle yapıyorsun!”

Bir de bu projelerrrrr meselesi var. Komedi dükkanıyız neredeyse, komediyi bile şirketleştirebilecek kapasiteye sahibiz gerekirse. Belediye personeliyle alakası olmayan “profesyonelll” ekipler, projeler hazırlıyor, biraz da sağdan soldan kopyalıyor, alın vaatlerimiz bunlar diye gösteriliyor. Seyir eyle dur bu projelerrrrrri. Peki bu projeler tam olarak kime sorularak hazırlanıyor? Kimin ihtiyacına, önceliğine hitap ediyor? Sahi bu adaylar seçilirse projelerrrr ekibini istihtam mı edecek belediyeye? Yok hayır öyle değilse, bu profesyonel ekiplerden hizmet alımı mı yapılacak gerçekleştirmek için projelerini? Hem belediye başkanı belediye meclisi üyelerine bu projeleri dayatacak mı? Yapmayın…

Propaganda dönemi, gerçeklikten uzak noktalarda, kuşe kağıtlarda, apartmanlardan  sarkan adam suretlerinde, tek kişilik şovlarda geçip gidiyor… Seçmenin çoğu da daha fazlasını talep etmiyor çünkü bu seçim söylemi, bu propaganda yöntemi sorgulanamayan tabular olarak şekillendirilmiş yıllarca ve akıllarda kemikleşmiş. Seçmen olarak yıllardır yanlış yönlendirilmekteyiz ancak, pazarlama stratejileri bir şehri sevmeye yetmez. Hiçbir oy yalan söylemeye değmez. Sanmak zorunda bırakıldık ki başka türlü bir siyaset mümkün değil, sanmak zorunda bırakıldık ki belirli bir vizyonla yola çıkıp projeleri mahallelilerle üretmek mümkün değil, sanmak zorunda bırakıldık ki yolsuzluklara dur demek mümkün değil. Bunların emsaline çok rastlayamıyoruz diye, sanıyoruz başka bir Lefkoşa mümkün değil!

Yeni Kıbrıs Partisi’nden Lefkoşa’da seçimlere aday olan Ortak Muhalefet Alanı, Belediye’de yolsuzluklara dur demek için, muhalefeti eyleme dönüştürebilmek için, başka bir siyaseti ve başka bir şehri anlatabilmek için müsadenizi istemektedir. Bu yönde vuracağınız her mühür, sermayeyi elinde tutanlara, taraflı medyaya, muhalefeti kaçmak sananlara, şehri şirkete çevirmeye niyetlenenlere güzel bir cevap olacaktır.

Mührünüzü ideolojinize batırın da pusulaya öyle vurun!

Başka bir Lefkoşa, sen de katılırsan, mümkün!

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.