30 Mart seçim sonrası – Ali Sarıtepe

Yeni Kıbrıs Partisi

Maraş’ta provokasyona hayır!

YKP, BKP, KTÖS, KTOEÖS, Basın-Sen, DEV-İŞ, Mağusa İnisiyatifi, Sol Hareket,  Hayata Dokun Hareketi açıklama yaparak “tüm demokrasi ve barış güçlerini 15 Şubat Cumartesi saat...

YKP, ortak yurdun yeniden birleşmesi için ortak mücadele çağrısı yaptı

Yeni Kıbrıs Partisi, bugün, 12 Şubat, Çarşamba günü sabah saat 10:00’de YKP Genel Merkezi’nde Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı TC’nin tavırları, Kırımlaştırılma, Hataylaştırılma,...

2020 Asgari ücreti ne oldu?

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, döviz krizi ile alım gücünün eridiği, iğneden ipliğe her şeye zam yapıldığı koşullarda 2020 için asgari ücretin hâlâ belirlenmemiş...

Savaş hazırlıklarına hayır, barış için mücadele zamanı

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Akdeniz’deki son gelişmeleri değerlendirdi, “barış için mücadele zamanı” dedi. Açıklama şöyle: Doğu Akdeniz’de bir süredir gerginlik sürekli olarak artmaktadır. Savaş...

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 6. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 13-15 Aralık tarihleri arasında Malaga yakınındaki İspanya şehri Benalmádena’da 6. Kongresi yapıldı. YKP Genel Sekreteri Murat...

İster yereli olsun, isterse de geneli olsun seçimler; seçmenlerin, oy kullanma yeterliliğinde olan yurttaşların iradelerini tercih olarak sandığa yansıtma halleridir. Ve burada kristalleşen irade de kendisine verilen süreç içerisinde yönetme imkanını kullanmasıdır ya da haiz olmasıdır.

Seçimler her zaman aynı derecede önem arz etmezler.

Bazen öneminin önemsenmesi gerekenin altında olabileceği gibi, bazen de önem derecesinin çok üstünde bir karakter kazanması halinde de olabilmektedir.

Siyasette yönetme organlarıyla toplum/yurttaş arasındaki geleceğe yönelik bakışta, aralarında anlayış farklılıklarının yönetemez açıklığına düşmesi.

Geçmişten gelen icraat biçimlerinin toplumda yarattığı negatif birikimin kendini hareketlilik haline getirmesi.

Gibi durumlarda da, seçim; kapsadığı alan ve mahiyet açısından, doğal durumunun ötesinde etki gücünde olur.

Bu anlamıyla 2014 30 Mart yerel idareler seçimi, tamamen bu karakterlerinin dışına çıkarak, sonuçları itibariyle ikili referandum karakterini almış bulunmaktadır.

Birinci hali:

Siyasi iktidarın kendi aralarındaki ittifak halinin ortadan ikiye yarılması ve bunun getirdiği çelişkilerinin çatışmaya dönüşmesi.

İttifak halinde iken birbirlerinin kirli hallerini örtme işbirliğinin, gelinen aşamada birbirlerini deşifre etmeleri aşamasında ortaya çıkan pis halleri, pislik halleri, yüz kızartıcı halleri.

İttifak halleri içerisinde oldukları dönemlerde, kanunların ya yok hükmüne düşürülmesi ya da istismar etmeleri neticesinde, topluma yaydıkları kanuna fiili olarak uymazlık hallerine, başbakan Erdoğan’da temsiliyetini bulan ‘icraatime engel olan/olacak olan ne varsa yok sayarım’ pratik hallerinin; dağdan kopan çığ misali kartopu gibi büyümesi hali.

NATO-AB ve komşularıyla olan ilişkilerinde, izlemiş olduğu politikalar neticesinde dış siyasette tamamen tecride düşmesi.

HDP-BDP’nin seçim kampanya sürecinde ifade ettikleri; demokratik özerk yönetimlerin, yerel hükümet ve yerel parlamento biçiminde görüleceği, dar alanlardan geniş alanlara kadar halk meclislerinin oluşturulacağı ‘kent yaşayanlarınındır, kenti yaşayanları yönetecek’ anlayışının egemen edileceği siyaset ve yönetme projelendirmesi.

30 Mart bu önem halinde iken, siyasal ve sosyal dizilişlerde yeniden şekillenmeye başlamış haldedir.

AKP-Gülen ayrışmasından sonra, Erdoğan’ın; devletin kirli anlatımı olan eski derin devlet unsurları ile ittifak kurma çabaları.

Gülen cemaatinin MHP ve CHP esası üzerinden ‘yerel de hangisi güçlü ise onu destekleme’ kararlılığı.

Ve bu iki partinin seçim stratejilerini anti-AKP üzerinden kurmaları ve söylemleri ile ‘eski’den kendilerini farklılaştırmamaları.

‘Emek-Demokrasi’ bloğuyla başlayan geleceği yeniden, ama evrensel insan hakları temeli üzerinden; özgürlükçü, demokratik ve emekten yana yaşamın örgütlendirilmesi hali.

2013 21 Mart Nevroz’unda ilan edilen ateş kesle, barış süreci neticesinde:

Devlet-gerilla çatışmalarında toplumun aklına zincir vurulmasından toplumun kurtulmaya başlaması ve bunun Gezi Direnişi ile taçlanmış olması.

Çatışmasızlık ortamı ile birlikte, devletle saf tutan Kürdistani insanların ve toplulukların kendilerini bu ilişkilerden kurtarma kararlılıkları.

Kürdistan toplumlarının sosyal depremler gibi, eski yerlerinden koparak BDP’ye katılmaları.

31 Mart sabahı, Türkiye yurttaşlarının hayata devam ediş halleri, bu koşullara yönelik olarak yaptıkları tercihin ortaya çıkmasıyla karar haline getirmiş olacaklardır.

Her halükarda 31 Mart yeni dönemin başlangıcı olacaktır.

Cumhuriyetin kuruluşundan beridir Sünni İslam anlayışının topluma egemen edilmesi, din ve devletin birbirine payanda ettirilmesine.

AKP_Cemaatler ittifakı hükümetinin Sünni İslam inanışını yaşam tarzı haline getirme çabaları, İslam inancını dibine kadar kullanmaları ile mütedeyyin yurttaşların iliklerine kadar sömürülmesi.

AKP-Cemaat çatışmasının topluma yansıyan en büyük faydası, dinin/İslami inanışın hayasızca sömürülmesini, kullanılmasını görünür hale getirmiş olması. Ve ayaklar altına düşürülen dinin, bireyin kalbine yükseltilmesi imkanını açmış olması.

CHP-MHP-Cemaat üçlemesinin bu seçim döneminde güçlü mevziler kazanması durumunda: Ya var olan ideolojik-siyasi hatları ile yürümeye devam etmeleri ya da Türkiye topraklarının ihtiyacı olan, zorunluluğu olan demokrasi ve özgürlük noktasına kendilerini vardırmaları, onlarda bir kavşak haline gelmesi.

HDP-BDP halinin seçimler ertesinde ‘yerel iktidarın, yerel de yaşayanlara devredilmesi’ uygulamasında; toplumun kendini yönetmede iktidar gücünün kararlılığını yaratması.

31 Mart 2014, 2015’te olağan zamanı gelecek olan genel seçimlere bu veriler üzerinden yürüyecektir.

Geleceğin yeni hal üzerinden mi, yoksa eski hal üzerinden mi şekilleneceğini bu iki yıllık bol hareketli süreç ortaya çıkaracaktır.

Bu sürecin Türkiye iç tarafıydı.

Şüphesiz ki dış koşullarda; sürece olumlu-olumsuz yanlarıyla katacakları ile sürecin etkileyeni olarak kapının ağzında duracaktır.

AKP, Erdoğan mı?

Alaveresiyle, dalaveresiyle Memet’leri nöbete gönderemeyecekse.

Kendisini:

Hukukun üstünlüğüne inandıracak ve tesis edecek.

Demokrat olacak, demokrasiyi kendisinde içselleştirecek.

Özgürlükçü olacak.

Emperyal hallerinden vaz geçip, oralara savaşçı olmayacak.

Ya da:

İktidara parti olan AKP,

Erdoğan’ın partisi haline gelmesi,

Yüz kızartıcı suçun ve hukuksuzluğun en tam uygulayıcısı olması hesabıyla,

İktidar imkanları olmadan bir parti olarak varlığını devam ettirme yeteneği olmayacağından dolayı eriyerek yok olma ya da yok olacak kadara düşmesi:

Ona kader olacaktır.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Yaklaşımlar

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

Korona virüs kafalarımızı karıştırdı – Alpay Durduran

İnsanlık yeniden derin sorunları tartışmaya açtı. Bazıları konunun temeline girdi. Sol politikalar hızlı zenginleşme yarışında kapitalist politikalara yenilmiş dedi idi ya şimdi o yarışı...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini...

Öğrencilere olanların düşündürdükleri – Alpay Durduran

Küçük ülkemizde önce denize nazır diploma hazır üniversiteleri kuruldu şikâyetleri duyuldu ama daha öncesinde benim meclisteki konuşmalarda DAÜ’nün kurulması için yüksek teknoloji okulunun adının...

Kapitalizmden çevreye – Ulus Irkad

Kapitalist sistemin aşırı tüketime dayalı sanayi sistemine getirdiği değişim elbette iklimsel değişimleri de getirdi. Tüketime dayalı üretimden dolayı atmosfere bırakılan zehirli gazlar atmosferi etkiledi....