Susuz elektriksiz ‘devlet’in şerefine – Halil Paşa

0
123

Halil Paşa’nın Havadis Gazetesi eki Poli Dergisinde yayınlanan yazısı

halilpasa
Şubat sonuna kadar Elektriğin özelleştirilmesi konusunda KKTC’de bir karar üretilmesini beklediğini söyleyen Beşir Atalay (isteyen bunu AKP’nin kktc’ye direktifi olarak da algılayabilir-hp), Türkiye’den gelecek su ile birlikte enerjinin de suyun altından gelmesini “karlı” bir şey olarak gördüklerine dikkati çekti. AKP’li bakan devamla; “gelecek su ve enerji KKTC’nin üstünlüğüdür bu adanın tamamına hitap eden siyasi üstünlüktür” dedi.
Benim Atalay’ın dediklerinden çıkardığım:
1.Elektrik ve Su adaya faydalıdır diye değil; karlıdır diye geliyor. Bu arada belirtmiş olalım su konusunda yapılan antlaşmaya göre su havzası tamamen TC kontrolünde olacak ve fiyatlar ile tahsilat bizzat Türkiye’nin kontrolünde yapılacak.
2.Elektrik gelirken sudan farklı olarak özelleşerek gelecek. Elbette Atalay’ın belirttiği üzere “fayda maximizasyonu” değil, aslolan “kar maximizasyonu” olacak.
Sol düşüncede “zorunlu ve doğal ihtiyaç” olan suyun, ada insanlarına (ve de soydaşlarına-hp) faydasının maximum kılınması yerine bakanın ağzından dahi “karlılık” konusu yapılması, kapitalist niyetin, milliyetçiliği bir yana öteleyip, kendini sözcüklerde ve kavramlarda nasıl da ele verdiğini gösteriyor bize.
Tabii görmek isteyene…
………………………..
Atalay basının karşısına geçti ve AKP olarak istediklerini açık bir şekilde söyledi.
Peki Kıbrıslıtürklerin cephesinde durum ne?
Suyuna ve elektriğine hakim ol(a)mayan devlet mi olur?
Suyunun ve elektriğinin Türkiye’ye devrine sessiz kalan siyasal partileri, bürokrasisi, yöneticileri ve nihayet onları seçmekten usanıp bıkmayan seçmenleriyle ne denli kendi ayakları üzerinde durabilir ve başkalarından da saygı görebilir adanın Kuzeyinde toplanmış bu cemaat.
UBP ile DP’nin Atalay’a kayıtsız şartsız destek verdikleri bilinmeyen değil. Zaten “anavatanla bütünleşmek” ve “et’le tırnak olmak”, son tahlilde bu iki partinin hem söylemlerine hakimdir, hem de gönüllerinde yatan aslandır
Hükümetin büyük ortağı CTP’ye gelince…
Derin bir sessizlik içerisinde.
“Bütçe-mütçe görüşmeleri” sırasında TV’den naklen yayına yapıldığı günlerde bülbül kesilen vekiller dahi birkaç gündür “dut yemiş bülbül” gibiler…
Belli ki hükümetin büyük kanadının Atalay gibi basın önüne geçerek açıklama yapmak gibi bir cesareti yok. Ama partide muhalefetim diyen vekil ve onlara destek verdiğini söyleyen üyelerin de sesi selengi çıkmıyor.
Sendikalara gelince…
Ara sıra yaptıkları eylemlere ise ne yazık ki sadece yöneticileri katılıyor.
Zaten, bir yanda trafik kazaları, diğer yanda dövizin TL karşısındaki hızlı çıkışının nerede duracağına dair belirsizliklerin olduğu…
Belediyelerin temizliğine bile yetişemedikleri sokaklarımızın ve mahallelerimizin çeri çöpü arasında, aralarında kendimi de gördüğüm diğer sol parti ve örgütlerimize gelince…
Sendikaların hal-i perişanına, halktaki derin umarsızlığa bakarak galiba bizim de nutkumuz tutulmuş olan biteni izlemek ve başımıza gelecekleri büyük bir tevekkülle karşılamak üzere öylesine bütün bu olanları eleştirip bekliyoruz…
AKP’nin bakanları da dahil, parti yandaşı pek çok kişi ve kuruluşun isimlerinin yolsuzluklarla anıldığı Türkiye’de, hükümetin de bunları örtbas etme uğraşı ile iştigal ettiği bu günlerde, sayın Atalay da Kıbrıs’a gelerek basın önüne geçiyor ve kendisinin “devlet” ve “hükümet” olarak tanıdığı yöneticilerin görüşlerini önemsemez bir üslupla, üstelik de büyük bir rahatlıkla nutkunu çekip, dedikleri için de Şubat sonuna kadar süre vererek, kendisine takdim edilen plaketini de alıp gidiyor.
“KKTC devleti” (polis askere bağlı olduğu için hükümetin icraatından saymak mümkün değildir-hp)
trafik kazalarını önleme konusunda polisinin etkisizliğine rağmen, bir anda şahlanıyor. Heyet için yollar kesiliyor. Yüzlerce polis seferber ediliyor.
AKP’li bakan Yıldız; KKTC hükümetine sürpriz yaparak, yakında sondaj aletlerini adaya göndereceğinin müjdesini veriyor hepimize…
Hükümete sürpriz yapan düşünce çevre örgütlerimizin itirazını mı kulak verecek?
Bir müjde de sayın sorumlu bakanımız Atalay’dan geliyor.
“Gelecek su ve enerji KKTC’nin üstünlüğüdür, bu adanın tamamına hitap eden siyasi üstünlüktür”
Hükümet yetkilileri suyunu ve elektriğini idare edemeyeceği devlet şerefine konukları onuruna verilen kokteyl ve yemeklerde boy göstermekle yetiniyor.
Meyve suyu dolusu bardaklar havaya kalkıyor…
Bize siyasi üstünlük sağlayacak “susuz elektriksiz devletin şerefine!…”

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.