30 Mart 2014 – Ali Sarıtepe

0
158

Her ne kadar bir yerel seçim ise de, siyasi sonuçları itibari ile de genel seçimler kadar da etkileyici hale gelmiş bulunmaktadır.

Yerel seçimler

Cumhurbaşkanlığı seçimi

Ve parlamento seçimleri.

AKP açısından Gezi Direnişi aynı zamanda toplumdan aldığı desteğin son noktasına geldiğidir. Düşüş başlangıç haline gelmiştir.

AKP iktidarı esas olarak cemaatler ittifakının yaratmış olduğu bir sonuç olmasına rağmen, bu ittifakın belirleyeni olan iki aktörü vardır.

Gülen cemaati yani hizmet örgütü,

Erdoğan’la temsil kabiliyetinde olan Milli Görüş akımı ya da hareketi.

Bunların kendi aralarında iç iktidar mücadelesine girmesi ve bunun açık alan çatışmasına dönüşmesiyle birlikte; ortaya çıkarılan yolsuzluklar ile tekrar bir araya gelebilmelerinin zeminini ortadan kaldırmış, yasalar aleni olarak çiğnenerek polis ve mahkeme kurumları hallaç pamuğu gibi atılmış durumdadır.

Birbirlerinin yasa dışı tutumlarını açıklamaları günün rutini haline gelirken, her bir suç hali yenisiyle eskimiş haline gelirken,toplum; bu ittifakın dinin sömürülmesi, kullanılması ve rant yaratma ve bundan kendilerini, kendi yandaşlarını palazlandırma hali içerisinde olduğunu görebilme imkanlarına kavuştu.

17 Aralık ve sonrası operasyonlarında hukuk ayaklar altına alınırken, her türlü operasyon her türlü yoldan yapılması gelenek haline getirildi.

Erdoğan olası kopmalardan en az hasarla partisini kurtarmaya çalışırken, adını da ‘istiklal mücadelesi’ olarak koymuş bulunmaktadır.

Erdoğan, eğri oturup doğru konuşursa ‘istiklal mücadelesi’ tanımının yerine gerçeğin kendisi olan ‘istikbal mücadelesi’ olduğudur.

Seçim arifesinde AKP ve cemaatler ittifakının hali bu durumdayken, parlamentoda temsil imkanında olan partiler ne haldedirler.

AKP’nin “rant belediyeciliği” karşısında CHP ve MHP’nin söylemleri ve belediyecilik politikaları ne haldedir.

İkisinin de belediyecilik üzerine politikasızlık durumundadırlar.

Yolsuzlukların ve hukuksuzlukların üzerinden söylem de bulunmaktadırlar.

Yanlış mı yapıyorlar!

Hayır.

Ama, yerel yönetimler konusunda farklı ne söylemektedirler diye baktığımız zaman, sonuç hiç halindedir.

CHP; 17 Aralık fırtınası ile birlikte Gülen örgütüne daha nüanslı bakmaya başlamış, bir birlerinden güç yaratma sonucunu çıkarmaya çalışıyorlar.

Yerel seçimleri anti-AKP üzerinden örgütleyerek MHP başta olmak üzere toplam sağ cenahtan adaylar göstermekle, kendi gücünü yukarıya çekmeye çalışmaktadır.

MHP ise politikasızlığı politika haline getirmiş haline devam etmekte ve seçimi bu mihval üzerinden tamamlayacak gibi görülmektedir.

Türkiye politikasının fiilen diğer ana aktörü olan BDP, geçen parlamento seçimlerinde oluşturulmuş ittifakı; Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ana çatısı altında Halkların Demokratik Partisi (HDP) oluşumuyla, HDP-BDP eş güdümlülüğü ile “dayanışmacı belediyecilik”, “ekolojik belediyecilik”, “öz yönetim belediyeciliği” sloganıyla yerel seçimlere girerken “toplumla yönetme” tarzını yaratmış olduğudur.

Ve tamamen Türkiye’nin geleceğine proje üretmiş haldedir.

Toplumun temel dinamiklerine hitap eden bu birliktelik, toplumda bulduğu karşılık oranında Türkiye politikaları üzerinde etki etme gücüne sahip olacaktır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.