Nerden bakarsan tutarsızlık yakalarsın – Özkan Yıkıcı

0
90

Perşembe günü sabahı şöylesine yayınları dolaştım. Arada sağda solda tartışmaları istemeden dinledim. Bu konuda dahi tutarsızlıklar uçuştu durdu. Kolay yorumlama ile başlamak istersem, şu nokta ile başlayalım. Son günler de ekranlar dolup taşarcasına Ukrayna görüntüler le renkleniyor. Protestolar, sokaklardaki danslar ve her mekândan gelen demeçler… Özelikle ve özelik le Türkiye ve batı medyaları bir başka görüntü çiziyordu. Öyle bir yayın ki demeyin gitsin. Ukrayna’da ki veya arada Taylan’da ki bakanlık bina işgalleri doğalmışçasına haberleştirilip akıtılıyor. Hâlbuki özelikle Türkiye medyası kendi Gezi Parkı olayın da veya Roboski katliamın da ayni anlık ve görüntüler le doğal haber yapmadı! Bunları elbet tek göz ve sunum algısı ile konuya bakmadığınız zaman kolayca anlarsınız. Yok, siz istenilen le kalırsanız her konuyu propaganda kıskacı ile algılayarak fikir sahibi olursunuz. Türkiye medya yorumcuları hiç Taksim olayı ile kıyaslama veya devlet şiddetlerinin neyin doğru yanlış olduğunu elbet konuşmadılar. Bunu garip şekli ile tekleştirme yapan ötekiler yaptı. Ukrayna ve Taksimi kıyasa ve benzetme yoluna girenler de merkeze uzak olanlar yapma eylemine girdiler. Oysa olayın farkı şunda net göründü. Ukrayna hem haber yapılma hem de muhaliflere verilen destek bilgilenme bakımından Türkiye’deki Taksim olayından çok farklıdır. Hatta gerek bileşenleri, gerek devletlerin yaklaşımı ve Uluslararası yaklaşımlar hepsi farklıydı. Oysa sadece medya açısından dahi düşünsek, en azından haberi aktarmada dahi tutarlılık kuralı uygulanamadı.

Kışın ayak sesleri ve gökten düşen yağmur damlaları altında makale yazılımına girdim. Etraf daha bir kaosa bürünüyor. Sis bulutlarına ve fırtına ile önünü görmeme doğasına çok ihtiyaç vardır. Taşlar yerinden oynuyor, yeni ittifaklar kayganlaşıyor, protestolar çeşitli şekil alıyor ve rekabet ile sistem çöküşü ayyuka çıkıyor. Sadece son bilgiler dahi makale başlığına vurgu yapmaya yetiyor. Ne dersiniz; Şöylesine etrafımız ve algılar la konuya girelim mi? Hemen doğudan başlarsak; Suriye dün size dense en azından “şimdi olmaz” diyecek bilgiler geliyor. Kutsal dost Suriye “Özgür ordusu”  lideri ayni cephede çarpıştığı El Kaide kesimi ile sorunları olduğunu artık konuşuyor! Belirsizleşen Suriye coğrafyası sonucu yeni ittifak arayışları sistemsel eksene dek yansıdı. Batılılar ve bölgesel belirli İslamcı kesimlerin toplantı yaptıkları bilgileri İngiliz basının da yer buldu. Bu defa Sudiler dışlandı. Daha doğrusu; oluşan aşmaz ve kırılan mezhepsel Suni ekseni yeni ittifak kayganlığına girdi. Katar ve Türkiye batının ittifakı için çare arıyor. Şimdilik bunu pek anlayan yok. Daha doğrusu bekledikleri mesajları hala almadılar!

Mısır da darbeyi alkışlayan bazı kesimler şimdi islim başında! İstedikleri kurallar anayasa içine sokulmadı. Bu kez onlar protesto yapmak istedi. Fakat alkışladıkları darbeciler onlara gül değil şiddet yağdırdı. Ortadoğu yeniden tıkanış ve açılım arasın da kayganlaşan koşulları ile ittifaklar denklemine girdi. Tabi uzaktaki bölge idare şekli veya bölgesel rekabetin taşlar la nedenli uyuşacağı da sorular la doludur…

Medya açılımında Ortadoğu hala “Suriye ordusunun saldırıları” ile habercilik yapmaya devam ediyor. Cenevre görüşmesi öncesi yapılan girişimler veya yeni ittifak kayışları şimdilik fazla yorumlanmıyor. Hele sarmalın daha kanlı yaşandığı Irak’a “aman şimdilik” örtüsü ile uzakta tutuluyor. Ukrayna ve Tayland ise hep öne çıkarılıyor. Propagandası hep “muhalefet” destekli oluyor. Belli ki yönetimin niteliği ne olursa olsun, bazı çevreler bunların gitmesini istiyorlar. Hatta Ukrayna da olduğu gibi NATO’su, Amerika’sı ve AB yetkilileri direk tavır gösteriyorlar. O zaman ufak sorguyu yeniden yapalım: Kamu binaları işgal etmek doğal mı? Başka açıdan pencere açalım: Muhalefete karşı şiddet kullanmak yanlış ise bizzat Avrupa’nın güneyin de yapılanlar neden başka gözle haberleştiriliyor? Ukrayna veya Tayland kamu binaları işgalleri gayet normal ve “demokratik tepki” diye söylenirken; bırakalım antidemokratik ülkeleri; Yunanistan ispanya ülkelerindeki benzer girişimlere karşı kullanılan şiddet niye bu kez desteklendi? Başkalaşan tavırlar ayni zaman da başkalaşım gerçekleri de yansıtıyor. Çünkü hakikaten Ukrayna ve Tayland hareketleri Taksim olayları veya Avrupa sosyal tepkiler le ayni değil. Bu ikili ince nokta sistemin de ideolojik bakışına yansıyor.

Ukrayna rekabet çelişkisi ve belirli kesimlerin AB seçeneği sonucu oluşan ayrım yaşanıyor. Avrupa ve Amerika kendilerine yakın olan protesto eylemlerini bundan dolayı hem haberleştiriliyor, hem de direk destek mesajları yayınlıyorlar. Burada denklemin Rusya’dan Avrupa’ya kayış ile şimdilik sınırlı. Hatta faşist bazı eylemler dahi hükümet karşıtlığın da muhalefete eklendi. Oysa Yunanistan’dan Portekiz’e uzanan coğrafya da uygulanan sistemin politikasına karşı protesto hareketi olmaktadır. Bundan dolayı Ukrayna’nın çok daha sert baskısını uygulayan Avrupa “demokratik devletlerin” baskısı sorgulanmaktan kaçınılıyor. Hatta Türkiye gibi Taksim olayların da sadece protesto olan eyleme karşı uygulanan devlet şiddetini dahi fazla eleştirmediler. Görüldüğü gibi hem olayların özü, hem de devletlerin baskısına karşı tutumlar, ideolojik dayanaklar la uygulandı…

Türkiye medya eksenin de bunu kavramak kolay: Taksim direnişi olaylarını haber yapmama ve sora ise karalama adına “marjinalleşme” propagandası ile tartıştı. Oysa Ukrayna olaylarını veya Tayland da gelişmeleri daha fazla yorumlayarak “halk”  simgesini öne çıkardılar. Kendi halkına karşı inanılmaz şiddeti başkalaştırırken, Türkiye’nin uyguladığı baskından çok daha azını yapan Ukrayna devletini keskin eleştirilere boğdu! Yunanistan olaylarını ise sokak şiddeti ile dezenformasyona soktu. Böylelikle bize algılar la ideolojikleştirme kuralı uygulandı.

Genellik le halk protestolarını haber yapmayan ekranlar neden se Ukrayna ve Tayland’ı oldukça cömert ce haberleştirdiler. Oysa Avrupa madem duyarlı oluyordu; Kendi ülkelerindeki protestolara da ayni dikkati duyarlılığı göstermesi gerekiyordu. Hiç uzağa gitmeyelim: Son haftalardaki öğrenci olayları bunun sadece bir damlalık bilgisidir. Sene başından beri Avrupa üyesi olan Bulgaristan sallanarak hükümetleri dahi devirtirken, batı kesimi buna uyarıcı ayni politik tutumu göstermedi. Hele insan hakları lafları çok içi boş gelmeğe başladı!

Emperyalist gerçekler göz ardı edilir se hep böylesi kandırılmalara hep uğrayacağız. Yakın yakın olan Türkiye ve Ukrayna örneklemleri veya doğu komşumuzu sarmalayan Ortadoğu gerçeklerini unutursak, kolayca kandırılırız. Propaganda ile bilgi veya fikir ile bilimsellik birbirine karıştırılıp ötekinin yerine konulursa, hep yanılmanın yeniden tekrarını yaşamaya devam ederiz. Belli olan; ister bölgemiz, ister dünyamız durmadan yeni krizler le sarsılıyor. Değişik tepkiler le herkes kendi dünyasının yolunu arıyor. Burada önemli olan; taraf olsak dahi yaşananı doğru okuyarak yorumlamak gerekir. Buradan başlayacak hata gelecek hesabımıza dek çalınmasını yaratacaktır. Emperyalist gerçek burada gizlidir.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.