Ortadoğu soğuyunca, Kıbrıs sorunu görünür oldu- Halil Paşa

0
116

halilpasaGazetelerde, dergilerde ve televizyonlarda karşımıza çıkan bombalardan yanmış parçalanmış, mermilerden delik deşik olmuş ve yan-yana sıralanmış ve tek fotoğraf karesine sığmayacak kadar çok insan cesetlerinin…

Şiddetin her türlüsünün, işkencenin ve zalimliğin en acımasız yanlarının caiz kılınıp neredeyse gündelik olaylardan sayıldığı… 

Suikastlar, sabotajlar, iç savaşlar, yargısız infazlar, kimyasal bombalar ve tanrı uğrunda bombalayanın dahi pimini çekip, çevresindekilerle birlikte param parça olmayı göze aldığı toplu intihar eylemcileriyle kanlı eylemlerinin…

Yarım yüzyıl öncesine kadar yeşil dağları ile pırıl pırıl kıyıları olan bir coğrafyanın, şimdi bombardımanlarla kararıp kirletildiği…

Yaşadığı sürece iktidarda kalmak isteyen ve bunun için de kendi vatandaşlarına dahi cehennem hayatı yaşatmakta gözü kara diktatörlerin hiç eksik olmadığı…

Son yirmi yıla sığan ve o gözü kara diktatörlerini alaşağı etmeye ve barış getirmeye soyunan, “çeki düzen” vermek” ve “ayar çekmek” için işgal etmekte bir sakınca görmeyen ABD ve batılı ülkelerin, askerleri, bombardıman uçakları, tankları ve uzun menzilli füzeleriyle sokak, cadde ve meydanlarının birer harabeye çevrilip, şehirlerinin de korku filmlerindeki gibi ölü kentlere dönüştürüldüğü coğrafyanın adıdır Ortadoğu…

Bazen bir Dünya Savaşı’na başlangıç teşkil edecek kadar gerilen siyasetin, açlığın, yoksulluğun, milliyetçi kin ve nefretin, çoluk-çocuk göç yollarına düşmüş bahtsız insanların coğrafyası…

Yeraltı zenginliklerinin, yerin üstünü cennete değil, cehenneme çevirdiği, bolluk içinde sefaletlerin yaşandığı coğrafyanın adıdır Ortadoğu…

Daha çok yazmayım…

Ve bütün bu yazdıklarımın “Kıbrıs Sorunun çözümü ile ne ilgisi var?” var kısmını, dilimin döndüğünce anlatmaya çalışayım…

…………………………………………………………

Biz Kıbrıslılar Kıbrıs Sorununu, dünyanın en önemli sorunlarından birisi saysak da, sadece bir Ortadoğu’da yaşananlara ele alınca böyle olmadığı ortaya çıkar…

Kıbrıslıların kendi sorunlarını çözemeyince, dünyanın başına bela olarak sarmaya çalıştıkları” şakayla karışık bir deyiş olsa da, Ortadoğu’ya bakınca tutmayacağı kolayca anlaşılıyor.

Dolayısıyla, ABD, AB ve Rusya gibi soruna müdahil ülkeler için, çözümü acil çok bir sorun değildir Kıbrıs Sorunu.

Madem savaş yok. Kan akmıyor. Ortadoğu’ya müdahalede İngiliz üsleri, ABD ve yandaşı batılı ülkelerin askeri donanmalarına ve uçak gemilerine üs olabiliyor…

ABD ve müttefiki batılı ülkeler için satatüko ehven-i şer.

Öte yandan olası bir çözümün ABD lehine olacağını düşünen ve sosyalizm üzerinden batıyla sürdürdüğü kavgaya 23 yıl önce son vermiş bir Rusya’nın da aman çözüm olsun diye kılını kıpırdatacağını sanmak siyasi saflık olur.

Tüm bunlara rağmen, Kıbrıs sorunu’nun yakın zamanda yine bir çözüm planı ile heyecanlı tartışmalara sahne olacağı söyleniyor.

Neden?

Bir nedeni Kıbrıs’ın Türkiye ile birlikte en yakın komşusu Ortadoğu’daki son siyasal gelişmeler.

Suriye’de, iktidarını, diktatör babasından miras alan Başer Esed’in, çıkan isyan’a direnebileceği pek tahmin edilmiyordu.

Bu olay “dünyaya şekil-şemal vermek” isteğindeki başta ABD ile müttefiki Türkiye hükümeti olmak üzere batılı siyasi muarızlarının bu heveslerini kursaklarında bıraktı…

Daha bu yılın başında, dünyanın televizyon, gazete, dergi ve internet ağlarında her ay yüzlerce insan cesedine tanık olduğu Suriye’de kısır bir döngüde ilerleyen iç-savaş’a, ABD bir bahaneyle askeri müdahaleye hazırlanmıştı ki; Rusya devreye girdi.

ABD’nin, Irak’ta saplandığı batak, Libya, Mısır ve Tunus’ta “Arap baharı”nın dönüştüğü siyasi kaos, , seçim propagandasını “umut” üzerine kurgulamış, ama bugüne kadar pek umut vermeyen Obama ve kurmaylarına aradıkları bahaneyi verdi. ABD, kimyasal silahları yok edeceğini açıklayan Suriye’ye, “Sünnetçi korkusu” vermekle yetinerek, işgal için harekete geçirdiği donanmasını Kıbrıs açıklarında demirlemekle yetindi.

Öte yandan İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini bombalama tehdidiyle doruğa çıkan gergin durum, İran’da seçimler olup da yeni seçilen yönetim siyasi mesajlarını “batı ile barış” lehinde yumuşatınca, bu olay ABD, batılı ülkeler ve Rusya’yı rahatlatan ikinci gelişme oldu.

Böylece Ortadoğu’daki bu son iki gelişme ABD’nin Kıbrıs Sorunu ile ilgilenmesi için çok daha fazla zaman, neden ve alan yarattı ona.

Berlin Duvarı’nın yıkılışından bu yana “Dünyaya çeki düzen vermek” derdindeki ABD için, Kıbrıs Sorunu gibi, kansız, şiddetsiz, ölümsüz, sadece bürokratik maliyet ile diplomatik prestij’e karşılık gelecek bir konuya yönelmek, “küçüklerin sorunlarını çözelim ki büyükler hizaya gelsin” babında bir siyasi girişim olur ki hiç yoktan Obama’nın “eylemsizlik ile malul” dışişleri karnesine bir artı olur.

Esed’in direnişi, El-Kaide’ye dolaylı desteğiyle Suriye konusunda baltayı taşa vuran, Gezi olaylarında karizması çizilen, cemaat ile köprüleri atan, AB ile ilişkilerini biraz da Kıbrıs sorunu yüzünden düzeltemeyen AKP hükümeti ve Erdoğan’ın  dikkatini, Kıbrıs’a yoğunlaştırması beklenmeyen bir durum olamayacaktır.

Türkiye şimdilik daha çok adaya önce suyun sonra da elektriğin taşınacağı borular döşeyerek olası bir çözümde kendisine avantaj sağlamakla meşgul.

Ekonomik dertleri ve iç sorunlarıyla boğuşan Yunanistan ise, Kıbrıs’a Türkiye’den döşenen borulara tek laf ed(e)meyecek kadar aciz bir durumda

Kıbrıslılar cephesinde ise, geçen yıl patlak veren bankalar krizini AB Troykası’nın tüm şartlarını risk alarak kabul eden Ansatasiades, AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu’nun şüphelerini haklı çıkaracak şekilde ortak metin konusunda ABD ile çoktan üzerinde anlaşmaya varmışa ve ikinci bir risk almışa benziyor.

Kıbrıslıtürkler???

Vekiller ile hükümetin bakanları, AKP kurmayları ile Erdoğan’ın beğenisini kazanmakla meşguller…

Sendikacılar ve sivil örgütleri şimdilik bir yanda elektrik zammı ve haksız istihdamlarla her kafadan çıkan bin bir çeşit örgütsüz sesler olarak dağınık durumdalar…

Yakında belki de yaşamlarının büyük bir kısmını işgale edecek Kıbrıs sorunu şimdilik gündemlerinde önemli yer işgal etmiyor.

Belli ki Kıbrıs Sorunu, Kıbrıslıların hareketlenmesiyle ya da çabasıyla değil…

Ortadoğu’da kaynayan kazan soğumaya yüz tutunca

Bir de denizaltındaki kaynağın servete dönüştürmek üzere dağıtım sorunuortaya çıkınca… ABD, AB, Türkiye ve denizaltı kaynaklarının ve Kıbrıs Sorunun yeni müdahili İsrail’in dürtüklemesiyle, elbette BM aracılığıyla yakında hız kazanacak gibi…

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.