Kıbrıs sorunun çözümü için niyet, irade ve güç gerekiyor – Halil Paşa

0
124

halilpasaAnastasiades başkanı olduğu DİSİ’nin kurucusu ve Makarios’tan sonra Kıbrıs’ın en önemli siyasi figürü Klerides ile birlikte; Annan Planı’nın referandumunda, sağdaki DİKO’dan soldaki AKEL’e kadar geniş bir “oxi”ci cephesini karşısına alarak “evet” çağrısı yapmayı göze alan bir başkan olarak geçti adanın yakın tarihine.

Evet çağrısı ile “risk aldı”. Ve aldığı risk dolayısıyla da korktuğu başına geldi. AKEL seçmeninden de gelen bir miktar “evet” desteğine rağmen %75’lik “oxi”ye karşılık ancak % 25 evet ile tarihi referandumda sandığa çakılıp kaldı. Bu oran, o yıllarda daha yeni başkanı olduğu DİSİ’nin seçimlerde aldığı minimum oy oranının (%30) bile altındaydı.

Aradan geçen 10 yıllık sürede Anastasiades bir yandan Annan Planı’nın artık geride kaldığını söylemine katarken, diğer yandan da “pramatist” (faydacı) bir tutumla DİKO’ya yanaştı. Zamanı gelince Cumhurbaşkanlığına aday oldu. Stratejisi tuttu ve AKEL’i atlatarak seçimlerde DİKO ile yaptığı “siyasi ittifak” ona başkanlığı getirdi.

Anasatasides’in on yıllık DİSİ liderliği, onun “amaca giden yolda çok şeyi mübah sayan” yani makyavelist tutumunu ve Referandum ile aleyhine işleyen ve yalnızlaştığı bir siyasal süreci kendi ve partisi lehine dönüştürdüğü “kurnazlık ve beceriklilik” hasletlerini öne çıktı.

Cumhurbaşkanı olunca, doğal gaz rezervlerinin üretiminden ileride elde edilecek gelirin üzerine inşa edeceği nutuklarla rahat bir dönem geçirmeyi düşünüyordu ki…

Bankalar krizi patlak verdi.

Anastasiades önceleri kredi şartlarını ağır bulduğu AB’nin kapısını çalmadı. Rotasını Rusya’ya çevirdi. Beklediği krediyi alamayınca, sanki krizi yönetememiş gibi Maliye bakanı Sarris’in istifasını kabul edip kabinede değişiklik yaparak kendini aklamaya çalıştı.

Bankaların iflası, ticari yaşamdaki nakit sıkıntısı, bir anda artan işsizlik, sadece Güneydeki halkı değil, Cumhurbaşkanlığı ve hükümeti geleneksel rakibi DİSİ’ye kaptıran AKEL’i de panikletti.

Anastasiades en büyük siyasi muarızı AKEL kurmaylarının panik ve şaşkınlığından da yararlanarak, ani bir kararla hemen ilk uçağa atlayıp bu kez heyetle Avrupa’nın yolunu tuttu. Pazarlık görüşmelerinde bizzat yer aldı. Herkesi şaşırtacak şekilde Troyka’nın dayatmış olduğu tüm şartları kabul etti. Böylece bin bir vaatle oylarını aldığı Güneydeki cemaatını daha ayağının tozuyla geldiği başkanlık makamında, büyük bir risk alarak bir anda %10 fakirleştirip uzun yılar da tasarruf yapmalarının gerekeceği bir sürece sokmaktan kaçınmadı.

Özetle son bir yıllık siyasal başkanlığı süresince, Anastasiades, pragmatizmiyle herkesi şaşırttı. Şok kararlara imza attı. Risk aldı. Siyasi rakiplerinin en küçük kararsızlıklarını kendi kararlarıyla doldurdu.

Şu ana kadar Anastasiades, Hristofyas’tan çok daha atak, esnek, faydacı, kurnaz ve risk alabilen bir politik liderlik gösterdi.

Kıbrıs’ta Annan Planı’na tek “evet” diyen tek parti geçmişiyle, Kıbrıslırumları da, Kıbrıslıtürkleri de, olası bir antlaşma konusunda şaşırtabilir mi?

Bence bunun şartları var…

………………………………………………………………………………

Bu arada Güneydeki siyasal partilerde bugünlerde en çok konuşulan konulardan birisi de Anasatsides’in Kıbrıs çözüm planı konusunda masaya oturmak için öne sürdüğü “ortak açıklama”nın metninin ABD ile birlikte hallettiğidir.

Bu konu geçtiğimiz hafta ABD’ye bir ziyarette bulunan AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu’ya da lisan-ı münasiple söylenmiş.

Ancak gelin görün ki Anasatasides’in bakanları bunu kabul etmiyor ve şimdilik “ortak açıklama” konusunda hiçbir antlaşmaya varılmadığını dillendiriyorlar…

Belli ki Kıbrıs konusunda perde gerisinde bizi bekleyen bir sürpriz var…

Ve galiba Kıbrıslıtürklerle Kıbrıslırumların antlaşmak için pek de kıllarını kıpırdatmaya hiç de niyetli olmadıkları bugünlerde, sorunun çözümünü yabancılar üstlenecek.

Yani çözüm, tıpkı 1960’daki gibi Kıbrıslı bir çözüm olmayacak…

Zaten bir yanda bankalar krizinin sonuçları ile boğuşan ve ekonominin soluk alıp vermesi AB Troykasının vereceği kredi kaynaklarına bağlı Kıbrıs Cumhuriyeti devletini sahiplenmiş ve krizden çıkışın en büyük umut kaynağı olan gaz yataklarının, paraya dönüşmesini sağlayacak ulaşım yolunun ekonomik güzergahı olarak Türkiye’den geçecek olması gerçeği karşısında sıkışan Kıbrıslırumlar…

Diğer yanda adanın önce su, sonra da elektrik ile göbekten Türkiye’ye bağlanacağı gerçeği karşısında Kuzeyde değil iktidar, hükümet bile olamayacaklarını fark eden ve her geçen gün Türkiye işlerinden sorumlu siyasetçi, diplomat, bürokrat ve teknokrat takımı ile pasif kılınan ve makamları anlamsızlaşan Kıbrıslıtürk siyasiler.

Kıbrıslıların değil “Kıbrıs Sorunu”nu çözmeye kendi kendilerini idare etmeye dahi mecallerinin olmadığı bu dönemde, yabancıların dayatacağı çözümün şartlarını olgunlaştırmış durumda…

Ansatasiades de bankalar krizi sırasında AB Troykası’nın ağır şartlarına attığı imza gibi, Kıbrıslırumları bu kez de yeni bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakabilir mi?…

Hem de önümüzdeki yıl gibi yakın bir zamanda Kıbrıs Sorunu’nun çözümünü referanduma sunulmak üzere bir antlaşmaya imza atma cesareti gösterebilir mi?

Çünkü makalenin de başlığı olan Kıbrıs Sorunun çözümü için niyet, irade ve güç şu anda Kıbrıslılardan çok, Kıbrıslı olmayanların elinde…

Şimdilik resmi olarak Kuzeyi temsil ettiği kabul edilen Eroğlu’nun elinde, TC Dışişlerinin yol haritasına uygun bir rotada ilerlemek dışında bir seçenek yok.

Anasatasiades’e kala-kala, “risk alma”, olabildiğince “pragmatist” davranarak Troyka’daki gibi “ani bir kararla” önüne konan pilavı, “demokrasi var, isteyen yer, arzu eden yemez” diyerek Güneyde yaşayanların referandumuna sunmak seçeneği kalmış durumda…

………………………………………………………

Kıbrıs Sorununu konuşmaya önümüzdeki yazımızda, kaldığımız yerden devam edeceğiz…

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.