Hırsızlardan medet uman bir muhalefet – Halil Karapaşaoğlu

0
145

halil (2)Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

Adalet istiyorlar…

On yıllardır yeni haklar edinmek yerine…

Var olan haklarını korumaya çalışıyorlar…

Saldırılara karşı savunmadan başka bir şey yapamaz hale geldiler…

Yeni bir hak talep etmek, yeni bir şey istemek hükmedenlerden maziye karıştı…

Ne kadar savunurlar?

Ne kadar iradeli direnirler?

O da ayrı bir tartışma konusu oldu…

Kısaca beceremiyorlar; ne savunmayı ne de direnmeyi…

Yapılanlar ve yapılamayanlar her gün gazetelerin manşetlerinde…

*                                            *                                            *

Sendikaların samimi ve inatçı duruşlarının olmayışı…

İnandırıcılıklarını kaybettiriyor…

Adalet ve hak arayışları artık sanki sadece kendi çıkarları için; daha fazla paraymış gibi görünüyor…

Öyle değil biliyoruz! Öyle diyorlar, öyle anlaşılıyor…

Zaten sendikal hareket darbeleniyor her geçen gün…

Özel sektörde sendikalaşma yok…

Birkaç kez denendi denenmesine ama sendikalar dik duramadı direnemedi…

Kamuya istihdamlar azaldı azalacakta devlete yük olmasın diye…

Yıllar sonra sendikaların çok güçsüz hale getirildiğini düşünelim…

Siyasi partilerden medet uman mı var?

Muhalefet yapan mı var?

Basın açıklamasını, televizyonlara demeç vermeyi aşmış militan bir sol yok…

Olmayacakta, önde gidenlerin ipi kesiliyor ya da dizginleri çekiliyor…

*                                            *                                            *

Elektrik zammı geçti…

Hangi kanalı çevirseniz zam tartışılıyor…

Hangi gazeteye baksanız zam gündemde tutulmaya çalışılıyor…

Sendikacılar…

Politikacılar…

Önlerde konuşuyorlar da konuşuyorlar…

Televizyonun o küçük ekranı ne kadar dar geliyor verilen demeçlere…

Otururken televizyonun karşısında…

Ekranı biraz daha fazla genişletmek istemiyor musunuz?

Dar gelmiyor mu o küçük ekran bu büyük konuşmalara…

En çok konuşması gereken neredeyse hiç konuşmuyor…

KIBTEK çalışanlarını arıyorsunuz…

Onlar ne diyor? diye duymak istiyorsunuz…

Neredeyse ağızlarını bıçak açmayacak…

Sendikal Platforma bakıyorsunuz…

Elektrik kurumu çalışanlarını göremiyorsunuz?

Çok değil iki üç yıl önce belki de…

Özelleştirmeye çalıştıklarında KIBTEK’i, teknecikte değil miydi yanan ateşler…

Sabahlara kadar soğukta beklemeler…

Grevler…

Şimdi ne oldu?

Bu zam neo liberal politikaların parçası değil mi?

Sürekli zarar var, bilmem kaç milyon dolar devleti eksiye düşürüyor kurum demeler…

Özelleştirme politikalarının parçası değil mi?

Gazetelerde okumadık mı?

Böyle olacaksa varsın satsınlar diyenleri…

O dönem sendikal harekette arkasındaydı sendikanın halkta…

Peki ya şimdi?

Sonra ne olacak?

*                                            *                                            *

Sivil itaatsizliğe çağrılıyor halk…

Sivil itaatsizlik denen şey örgütlü yapılmasa da olur…

Bireysel olarak başlatılmadı mı zaten…

Sivil itaatsizlik nasıl yapılır?

Bu eylem türünü somutlaştırmaya, eylemin adımlarını çizmeye yanaşan var mı?

Bu eylemi savunanlar, savunmanın dışında bir şey yapıyorlar mı?

Restorantımız var, elektrik borcunu ödemedik…

Kurumun çalışanları geldiler. Kavga ettik. Yumruklaştık. Polis geldi. Bizi tutukladı…

Sonra…

Hangi örgüt, hangi sendika bize gelecek bizimle kavga edecek, yeri geldiğinde restoranta gelip yerimize çalışacak?

Bas bas bağrıyorlar devlet elektrik borcunu ödemiyor…

Zenginler ödemiyor…

Kurumu özelleştirme girişimlerinden sonra…

Çalışanlar yüklenmişti hem devlete, hem Suat’a hem de otellere…

Elektriği kestirtmediler çalışanlara…

Polis diktiler…

Kendi güvenlik güçlerini diktiler kapı önüne…

Vazgeçildi, KIBTEK çalışanları direnemedi…

Sendikal Platform o zaman neredeydi?

O zaman neden bilmem kaç tane örgüt KIBTEK çalışanlarıyla bu ağaların kapılarına dikilmediler?

*                                            *                                            *

Yargılansınlar diyoruz…

Devletin mahkemelerinden medet umuyoruz…

Kimlerin çaldığını, kimlerin batırdığını biliyoruz…

Neden saray önünde kendi mahkemelerimizi kurup, bu hırsızları yargılamıyoruz…

Deşifre etmiyoruz…

Neden evlerine gidip, onları tutuklamıyoruz ya da memleketin her yerine pankartlar asıp aranıyor demiyoruz bu hırsızlar…

Her gün deşifre edilmeliler…

Biz onların binalarına giremiyorsak, onlar bizim sokaklarımıza çıkamamalılar…

Adaleti onlardan bekliyoruz…

Hakkımızı onlardan istiyoruz…

Kimlerden?

Hırsızlardan mı medet umuyoruz?

 

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.