İstihbarat dünyamıza hoş geldiniz! – Özkan Yıkıcı

Yeni Kıbrıs Partisi

Maraş’ta provokasyona hayır!

YKP, BKP, KTÖS, KTOEÖS, Basın-Sen, DEV-İŞ, Mağusa İnisiyatifi, Sol Hareket,  Hayata Dokun Hareketi açıklama yaparak “tüm demokrasi ve barış güçlerini 15 Şubat Cumartesi saat...
00:14:55

YKP, ortak yurdun yeniden birleşmesi için ortak mücadele çağrısı yaptı

Yeni Kıbrıs Partisi, bugün, 12 Şubat, Çarşamba günü sabah saat 10:00’de YKP Genel Merkezi’nde Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı TC’nin tavırları, Kırımlaştırılma, Hataylaştırılma,...

2020 Asgari ücreti ne oldu?

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, döviz krizi ile alım gücünün eridiği, iğneden ipliğe her şeye zam yapıldığı koşullarda 2020 için asgari ücretin hâlâ belirlenmemiş...

Savaş hazırlıklarına hayır, barış için mücadele zamanı

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Akdeniz’deki son gelişmeleri değerlendirdi, “barış için mücadele zamanı” dedi. Açıklama şöyle: Doğu Akdeniz’de bir süredir gerginlik sürekli olarak artmaktadır. Savaş...

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 6. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 13-15 Aralık tarihleri arasında Malaga yakınındaki İspanya şehri Benalmádena’da 6. Kongresi yapıldı. YKP Genel Sekreteri Murat...

Konuşulması korkuyla yüklü tehlikeli, yaptıkları içsel baskılarla ve psikolojik hareketlilikle, dışta resmen hegemonyasal uygulamalarla siyasal yapının en konuşulması tehlikeli olan istihbarat kuruluşları, son günlerde iyice havalarda uçuşup dolaşıyorlar. Bir şey bilmeyene dahi, öylesi bilgiler savuşturuluyor ki istesekte konuşamayacağımız gerçekler, birden hepsi toplanmışcasına etrafta dolaşmaya başladı: Amerikan CİA dinleme ve uygulamalarıyla, tarihsel bilinip söyletilmeyen gerçekler; Ortadoğu’da İran’dan Türkiye’ye, Türkiye’den İsrail’e istihbarat ağları; Türkiye’de artık kaçınılmaz güç ve devlet içi çatışmalarına dek inen MİT durumları; Provakasyonlu travmalı tersyüz yaşananlar artık karşılıklı istihbaratçılarca ve rekabetin kaygan zeminlerinde etrafta saçılıp gidiliyor. Bunlar elbet yaşadığımız genel Kapitalist gerçeği, Ortadoğu örülen kâbusu, Türkiye ekseni ve istenilen gelecek Emperyalist hedefleri birden en temel yapıyla adı “gizli” ama aslında korku ve bedel ödeme nedeniyle konuşulmayan istihbarat sızıntılarında ve rekabetlerinde karşımızda. Ne diyelim: istihbarat dünyamıza hoş geldiniz!

Çok değil; geçenlerde Amerikan CİA ajanı Snoderin itirafıyla Amerikan CİA organlarının ve genelde Ulusal denilen istihbarat ağının nasıl dünyayı dinlediği ortaya serildi. Çıktı demiyorum*bilinenin söylenmesiyle korkusuzca konuşulan gerçekten söz ediyorum! Yapılanı değil de olayı söylenenin başına gelmedik kalmadı. Tıpkı “Vikilieaks belgeleri” gibi! Fakat olay sanki o denli doğaldı ki dinlenen ülke kamuoyları “Türkiye dâhil” ses seda vermediler*Böylelikle işin aslında olan resmin seslendirilmesi olduğu yeniden kanıtlandı. Elbet durmadan hem tarihsel hem güncel CİA sızıntıları veya açıklamalarıyla istihbaratların nasıl bir uygulama yaptıkları hep ortaya çıkarılan sonuçlar olmaktadır. Elbet Kıbrıs dâhil Hatta son Ortadoğu krizlerinde bizdeki üstlerin yine “istihbarat” adıyla bilgi toplamada kullanıldığı, birçok darbenin, provokasyonun resmen istihbarat oradan da Amerikan CİA merkezine ulaştığı, artık inkâr edilemeyecek kadar nettir.

Son günlerde Ortadoğu’da tıkanış ve yeni ittifaklarla oluşan kaoslu belirsizlikte birden bizde pek alışık olmayan istihbarat rekabeti denilen oyunun filimi oynanmaya başlandı. Tabi konu resmi eksenlerde kaydırıldığı için şimdilik Amerikan veya İngiliz senaryoları sansürle etrafta gösterilmiyor!

Yetmişleri anımsayacağız: Özelikle Emperyalist ortaklıkla “MİT, SAVAK, MOSSAD” ortak işbirliğini bölgesel olarak çok duyduk. Hatta bölgesel operasyonlarda ve birçok provokasyonla “siyasal ayarlarda” istihbarat ağları çok kullanıldı. Bundan dolayı şu sloganlar meydanlarda çok vurgulandı: “MİT, Kontrgerilla, Ülkü Ocakları kapatılmalı” haykırışları çok doldu. Özelikle bölgesel konularda ve hele ortak devrimci katletme sorası “Mit, Savak, MOSSAD işbirliğine son” sloganları devrimci gösterilerde, analiz yazılarında çok yazıldı. Bazı katliamlarda hele Filistin’e gidip orda öldürtülen devrimcilerin ardından “MİT, MOSAT” işbirliği çok söylendi! Böylesi bir eliler sorası ortaklaşan sistemsel istihbarat olayından söz ediyoruz.

Son günlerde özelikle Türkiye MİT istihbarat örgütüyle ilgili Amerikan basınından İran’a varan geniş coğrafyada bilgiler havada uçuşuyor. Propagandalaşma ve yeni kaygan zeminde yeniden mevzilenme olayında konu oldukça kabullenin dışında tartışılmaya ve siyasal mesajlar gönderilmeye başlandı. Elbet konuşma ve tartışma resmi eksen alanında olması sonucu, halklara yapılan baskılar veya kirli bazı tarih sayfaları konuşulmuyor! Sadece oluşan kayganlıktaki taraftarlaşma veya yeniden ayarlama politik argümanın esiri olarak olay yazılmaya başlandı. Bu dahi bize sadece Türkiye yönetim eksenini ve Ortadoğu projesinin gerçeklerini anlatmaya yeter ve artar.

Zamandır zaten Türkiye MİT olayı Hakan Fidanla resmen istenmese de haber ediliyordu. Savcının sorgulamak istemesi, Öcalan’la devlet görüşmesinde Fidanın olması, sonradan gelişen Gülen Erdoğan gerilimi nedeniyle Türkiye’nin MİT kurumu siyasal tartışmanın göbeğinde oldu. Bunlar resmi eksende olması ve çelişkilerin varlığı sonucu konu taraflı olsa da tartışmaya sokuldu. Daha sora; bölgesel kayganlıkta Türkiye’nin kayışıyla oluşan ayrışma yalnızlaşma durumu direk etkin rol yapan MİT konusunda seslendirdi. MİT kurumunun birçok alandaki etkisi hatta sorunlarda görüşmeci olma gerçeği sonucu artık gizli ve dokunulmazlıktan görevi icabı konuşulur oldu. Kürt meselesindeki diplomatik duruşu, oluşan Ortadoğu kayganlığında MOSSAD ve İran eksenli kayışlar sonucu konu uluslararasılaştı. Ayrıca Erdoğan üzerine siyasal hedefleme nedeniyle MİT tartışılma sürecinde öne çıktı. Amerikan basınında kimine göre “Erdoğan’a Fidan üzerinden mesaj verme” yorumları dahi yapıldı. Tamda bunlar olurken, özelikle İran nükleer bilimciler suikastlarının bazı MOSSAD ajanlarının yakalanması ve zaten bilinen İsrail gerçeği sonucu, tartışmalara yeni hararet sokuldu. Kimse olayda neden İsrail Ajanlarının doğal suikast yapma davranışını sorgulamadı* Sadece konu şüphecilikle Türkiye Fidanına yani MİT kuşkularıyla taraflaştırıldı.

Ortadoğu istihbarat ajanlarının kaynadığı ve her şeyin birbirine girdiği, istihbarat örgütlerinin ayar yapmada veya provokasyonla taraftarlaştırma hareketleri sonucu oluşan belirsizlikte elbet suçlanma olayları ve kazanmada istihbaratlar istenmese dahi tartışılır hale sokuldu. Kimse nedense CİA veya İngilizlerin Mİ6 istihbarat evrensel kuruluşları işe katmıyor. Ama Amerika’nın işin içine girmesi ve direk istihbaratları hedeflemesi, siyasal bazı senaryoları da düşündürtmüyor değildir!

Biliyorum, size bu karışık gelecek bir durum. Fakat ne yapalım: Sistem basını dahi bu konuda taraflaşmış politikacılar oyunu bu arenaya da taşıdılar. MİT Öcalan’la konuşuyorsa, Amerikan basınınca suçlanıyorsa, İran’da yakalanan MOSSADcıların nedeni olarak sunuluyorsa, Erdoğan ısrarla Fidanı koruyor hatta onu dokunulmaz yasa çıkarıyorsa, Gülen Erdoğan ekseninde MİT taraf oluyorsa, bunların sonucu bizim de konuyu yazmamız gerekmez miydi? Türkiye’nin resmi medyası TRT yorumcusu dahi “neden basın ve öteki bazı medyalar Fidana karşı yöneltilen suçlamaları kınamıyor” sorusunu sorarsa* bize doğaldır ki çok kuşkulu düşünme şansını kendileri tetiklemiş oluyorlar.

Biz kuzey Kıbrıs’ta konuşmasak da fark etmez: Zaten telefonlarımızın dinlendiği, ummadığımız birilerinin düşünmediğimiz veya yapmadığımız işlerden dolayı ispiyon yaptığını, korkuyla doğallaşıp sessizleşen gerçeğimizle bunları zaten yaşıyoruz. Şuanda dünyada özelikle Ortadoğu yelpazeli tartışılan istihbarat resmi durumlar, bana hiç yabancı ve anormal gelmiyor. Sadece istihbarat yapılarının devletlerin ekonomideki azalan gücüne karşın daha güçlendirip genişleyen çalışma alanlarının oluşturulduğuna tanık oluyoruz. Elbet resmi alanda konuşulduğuna göre, işkence sorgu biçimi, karşıtlara yapılan suikastlar, fişlemeler ve gelişigüzel karalamaları bu tartışmalarda görmek mümkün olmayacaktır. Sadece Amerikan ajanı Snoyderin açıkladığı bilgilerle aslında bireysel yaşama dahi nedenli istihbarat sızıntısının kanıtları olarak yankı bulması gerekirdi! Buda olmadı. Böylesi doğallaşma ve hesaplaşma yaşanıyor.

Yıkılan her rejim sorası istihbarat provokasyonlarla işkence sorgularının, insanların insanlıktan çıkarıldıkları binalar hep kötü simge olarak akılarda kaldı. Hele kazara yakılmadan okunan belgeler fişlemeler ise karanlıkların nasıl politik hegemonya kurduklarının birer birer kanıtıdır.

Tehlikeli istihbarat dünyasına merhaba demek istedim. Galiba tehlike ile korku arasına sıkışan ama devletlerin temel koruyucu zırhı olan yapıya girince, işler çok bunaltmaya adaydır. En iyisi mi Kuzey Kıbrıslı gibi olayım* “sana ne”!

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Yaklaşımlar

Çözüm – Kemal Güçveren

Bu tatsız günleri yaşarken yeniden düşünmemiz ve düşlerimizi hatırlamamız gerekir. Bu bulaşıcı hastalık Koronavirüs ortaya çıkalı, Dünya, goronası dağılmış araba gibi oldu ne itsen...

Dünyanın ve ülkemizin geldiği hal ve ne yapmak lazım – Ulus Irkad

Üç haftadır eve kapandık. Şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız bir salgın var ve öncelikle kendi sağlığımızı korumaya çalışıyoruz. Elbette kendi sağlığımızı korurken aslında birlikte yaşadığımız...

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

Korona virüs kafalarımızı karıştırdı – Alpay Durduran

İnsanlık yeniden derin sorunları tartışmaya açtı. Bazıları konunun temeline girdi. Sol politikalar hızlı zenginleşme yarışında kapitalist politikalara yenilmiş dedi idi ya şimdi o yarışı...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini...